Rıza Tevfik Bölükbaşı – Edebice Dergisi http://edebice.net Resmi Web Sitesi Thu, 04 Jan 2018 19:40:49 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.6.9 Kıt’a http://edebice.net/2015/04/29/k-ta-doertluek-siir-r-za-tevfik-halk-siiri/ http://edebice.net/2015/04/29/k-ta-doertluek-siir-r-za-tevfik-halk-siiri/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:22:52 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/k-ta-doertluek-siir-r-za-tevfik-halk-siiri/ Bugün seksen yaşındayım, Uçurumun başındayım. Yoldaşlardan geri kaldım, Hâlâ binek taşındayım.     Rıza Tevfik Bölükbaşı          1948   (Serâb-ı Ömrüm)

Kıt’a yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bugün seksen yaşındayım,

Uçurumun başındayım.

Yoldaşlardan geri kaldım,

Hâlâ binek taşındayım.

    Rıza Tevfik Bölükbaşı

         1948   (Serâb-ı Ömrüm)

Kıt’a yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/k-ta-doertluek-siir-r-za-tevfik-halk-siiri/feed/ 0
Dilek http://edebice.net/2015/04/29/dilek/ http://edebice.net/2015/04/29/dilek/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:21:10 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/dilek/   Dilerim ki fânî dünyâda hiç kimse Ömrünü mihnetle telef etmesin. Fakat kâmil adam olmak isterse, Elem çektiğine esef etmesin.                    

Dilek yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
 

Dilerim ki fânî dünyâda hiç kimse

Ömrünü mihnetle telef etmesin.

Fakat kâmil adam olmak isterse,

Elem çektiğine esef etmesin.

                    Rıza Tevfik Bölükbaşı

                             1947 (Serâb-ı Ömrüm)

Dilek yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/dilek/feed/ 0
Bir Ân-ı Me’yûsiyyet http://edebice.net/2015/04/29/bir-an-meyusiyyet/ http://edebice.net/2015/04/29/bir-an-meyusiyyet/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:20:02 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/bir-an-meyusiyyet/   Ömrümün neş’esiz geçti bahârı, Neyleyim bahârı gülsüz olunca? Bir tutsam gerektir yâr ü ağyârı Gurbet ellerinde öksüz olunca.     Gönül elindendir feryâd ü zârım, Şu nankör aşkımdan ben

Bir Ân-ı Me’yûsiyyet yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
 

Ömrümün neş’esiz geçti bahârı,

Neyleyim bahârı gülsüz olunca?

Bir tutsam gerektir yâr ü ağyârı

Gurbet ellerinde öksüz olunca.

 

 

Gönül elindendir feryâd ü zârım,

Şu nankör aşkımdan ben de bîzârım;

Rûhum âzâd olur, belki mezârım

Ayaklar altında dümdüz olunca.

 

Diyorlar ki: “Rızâ… Döner bu âlem!.

 Encâmına varır bu devr-i sitem.”

Benim gözümde fer kalır mı bilmem,

Bu uzun geceler gündüz olunca?

             Rıza Tevfik Bölükbaşı

                                            1930 (Serâb-ı Ömrüm)

Bir Ân-ı Me’yûsiyyet yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/bir-an-meyusiyyet/feed/ 0
Sorma Hocam http://edebice.net/2015/04/29/sorma-hocam/ http://edebice.net/2015/04/29/sorma-hocam/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:18:15 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/sorma-hocam/   Bana sual sorma, cevâb müşkildir; Her sırrı ben sana açamam hocam. Hakk’ın hazînesi darı değildir, Câmi avlusunda saçamam hocam.    Kayd-ı âhiretle düşmem mihnete, Ben burda me’mûrum şimdi hizmete,

Sorma Hocam yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
 

Bana sual sorma, cevâb müşkildir;

Her sırrı ben sana açamam hocam.

Hakk’ın hazînesi darı değildir,

Câmi avlusunda saçamam hocam.

 

 Kayd-ı âhiretle düşmem mihnete,

Ben burda me’mûrum şimdi hizmete,

Hayvan otlatırken gidip cennete,

Sana hülle donu biçemem hocam.

 

Mi’râcı anlatma, eşek değilim;

Bildiğin kadar da melek değilim.

Günah-kâr insanım, ördek değilim,

Bu ağır gövdeyle uçamam hocam.

 

Halka korku verme velvele salıp.

Dünyâ ve âhiret bu köhne kalıp;

Ben softa değilim, cübbemi alıp

İmâret imâret göçemem hocam.

 

Ölümden ürker mi tez ölen kimse?

Çoktan mazhar oldum ben hak nefese,

Bu demi sürerken ecel gelirse,

İşimi bırakıp kaçamam hocam.

 

Şarâbı men’ etme, o değil hüner;

Âşıkım, bâdesiz pek başım döner;

Gönlümle muhabbet ateşi söner,

Özrüm var, sâde su içemem hocam.

 

Nâr-ı cehennemi önüme serme,

Günâhımı döküp kaygılar verme,

Kitabta yerini bana gösterme.

Ben pek o yazıyı seçemem hocam.

 

Feylesof Rızâyım, dînsiz anlama:

Dîni ben öğrettim kendi babama;

Her ipte oynadım, can-bazım ammâ

Sırat Köprüsü’nü geçemem hocam.

               Rıza Tevfik Bölükbaşı

                                   1921 (Serâb-ı Ömrüm)

Sorma Hocam yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/sorma-hocam/feed/ 0
Eneiyyet-i Aşk http://edebice.net/2015/04/29/eneiyyet-i-ask/ http://edebice.net/2015/04/29/eneiyyet-i-ask/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:10:07 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/eneiyyet-i-ask/ Sorma Hocam Bana sual sorma, cevâb müşkildir; Her sırrı ben sana açamam hocam. Hakk’ın hazînesi darı değildir, Câmi avlusunda saçamam hocam.       Kayd-ı âhiretle düşmem mihnete, Ben burda

Eneiyyet-i Aşk yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Sorma Hocam

Bana sual sorma, cevâb müşkildir;

Her sırrı ben sana açamam hocam.

Hakk’ın hazînesi darı değildir,

Câmi avlusunda saçamam hocam.

 

 

 

Kayd-ı âhiretle düşmem mihnete,

Ben burda me’mûrum şimdi hizmete,

Hayvan otlatırken gidip cennete,

Sana hülle donu biçemem hocam.

 

Mi’râcı anlatma, eşek değilim;

Bildiğin kadar da melek değilim.

Günah-kâr insanım, ördek değilim,

Bu ağır gövdeyle uçamam hocam.

 

Halka korku verme velvele salıp.

Dünyâ ve âhiret bu köhne kalıp;

Ben softa değilim, cübbemi alıp

İmâret imâret göçemem hocam.

 

Ölümden ürker mi tez ölen kimse?

Çoktan mazhar oldum ben hak nefese,

Bu demi sürerken ecel gelirse,

İşimi bırakıp kaçamam hocam.

 

Şarâbı men’ etme, o değil hüner;

Âşıkım, bâdesiz pek başım döner;

Gönlümle muhabbet ateşi söner,

Özrüm var, sâde su içemem hocam.

 

Nâr-ı cehennemi önüme serme,

Günâhımı döküp kaygılar verme,

Kitabta yerini bana gösterme.

Ben pek o yazıyı seçemem hocam.

 

Feylesof Rızâyım, dînsiz anlama:

Dîni ben öğrettim kendi babama;

Her ipte oynadım, can-bazım ammâ

Sırat Köprüsü’nü geçemem hocam.

                                   1921 (Serâb-ı Ömrüm)

Eneiyyet-i Aşk yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/eneiyyet-i-ask/feed/ 0
Nihil http://edebice.net/2015/04/29/nihil/ http://edebice.net/2015/04/29/nihil/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:08:41 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/nihil/                                  -Haraklit ve Sopenhavr- Bu hayât-i hazîn, bu devre-i gam, Bir büyük inkılâb imiş hakkaa!.

Nihil yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
                                 -Haraklit ve Sopenhavr-

Bu hayât-i hazîn, bu devre-i gam,

Bir büyük inkılâb imiş hakkaa!.

Bana seyyân gelir vücûd ü adem,

Hâl-i hestîde yok sebât ü bekaa.

 

 Neye dikkatle etsem atf-ı nazar,

Bu bedîhî hakikati söyler;

Bana arz-î vücûd eden şeyler,

Oluyor reng-i gamla çehre-nümâ.

 

Beni bîzâr eder içimdeki gam…

Düşünüp her zaman – niçin bilmem!

– Ağlarım… Âh!… Girye-i matem.

 Bilemem tesliyet verir mi bana?!

 

Hânümân, hâne târmâr oldu,

Yıkılıp bir harâbe-zâr oldu.

Kıble-gâhım bütün mezâr oldu

Bu şebâbet deminde vâ esefâ!..

 

Gene solmuş gülümseyen güller..

Ötmez olmuş çemende bülbüller,

Nerde heyhât şimdi kabr-i peder?

Bir tanıtmaz harâbedir hayfâ!…

 

Doğan ölmüş, gelen hemen gitmiş,

Nice edvâr başlayıp bitmiş.

Âkıbet aslına rücû’ etmiş

İnkılâb-î suver ile eşyâ.

 

Var ise yokluk ömr-i sermettir,

Avdet olmaz, ölüm müebbettir;

Bu, gidenlerle hep müeyyettir;

Her vücûdu zamân eder ifnâ.

 

Ey esîr-î ümîd olan insân.

Kendini kasden aldatan nâ-dân.

Sence bezm-î sefâ ise bu cihân,

Ya nedir bu fecî’ vâveylâ?

 

Ne bu âh ü enîn, bu derd ü elem?  

Neye ömrün neticesi mâtem?

Ne bu makber?.. Bu girdibâd-ı adem,

Ne ola bunda hikmet ü ma’nâ?..

 

Gamdan âzâde bir zaman var mı?..

Ömr ile bahtiyâr olan var mı?

Hele dünyâda kâm alan var mı?

Vâr ise ba’zı hande-kâr-ı sefâ,

 

Sen o ca’lî nümâyişe kanma.

Bakıp ol zehr-i hande aldanma,

Âlemi meclis-i tarab sanma,

Rezm-gâh-i hayâttır dünyâ!..

 

Akl ü hikmet, ulûm, meşhûdât,

İnkılâbât-ı cümle mevcûdât

Devr – i tekvini eyleyip isbât.

Arz ederken hakikati, hâlâ.

 

Gene imkân verip muhâlâta,

Düşeriz kayd-ı ihtimâlâta.

Bunca mağlûb iken hayâlâta,

Bilinir mi hakîkat-i eşyâ?..

 

O zaman ki gelip dem – i sekerât,

Dehşet-âver, güler likaa-yı memât,

O zaman ki bitip gumûm-ı hayât,

Örtülür çehrene siyâh ridâ,

 

Sönecek hâl-i ihtizârında

 İbtisâmın da, iğbirarın da.

Kalacak bîeser mezarında

Baykuşun nâlesiyle aks-i sedâ.

 

Hiss olunmaz olunca sancıların,

Seni iğfâl eden yalancıların,

Hakk’a câhil kalan yabancıların

Sana bu devre-î ebed peymâ

 

Gösterip yanlış i’tikadlarını,

Silecek taşlarından adlarını,

Gereken makbere kanatlarını

Ebediyyet, o leyle-i yeldâ!

                Rıza Tevfik Bölükbaşı

                     (Serâb-ı Ömrüm)

Nihil yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/nihil/feed/ 0
İ s f e n k s http://edebice.net/2015/04/29/i-s-f-e-n-k-s/ http://edebice.net/2015/04/29/i-s-f-e-n-k-s/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:06:28 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/i-s-f-e-n-k-s/   Ey kâinatı dolduran âvâze-î celâl Senden gelir sımâhıma bir sermedî suâl Her dem benî beşer o muammâ-yı hilkatin Kalmakta müşkilâtı içinde zebûn ü lâl. Tarîkî-yi tarîk ile görmez muhitini

İ s f e n k s yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
 

Ey kâinatı dolduran âvâze-î celâl

Senden gelir sımâhıma bir sermedî suâl

Her dem benî beşer o muammâ-yı hilkatin

Kalmakta müşkilâtı içinde zebûn ü lâl.

Tarîkî-yi tarîk ile görmez muhitini

 

Fikret kalır şükûk ile güm-geşte, bi-mecâl;

Bir şu’le yok ki reh-ber-i akl ü hayâl ola

Aynen hakikati tanımak her zaman muhâl

Fikr eyledikçe söndürüyor nûr-ı fikreti

Endişemin hududunu teşkil eden zilâl.

Her şey zalâm içinde şitâbân olur gider,

Bilmem ki hangi suya eder âlem intikaal

  Bir nokta-yî tavakkufu yok mu tekâmülün

 Bir âlem-î diğerde midir zirve-î kemâl?

Ey göklerin kenarsız, engin karanlığı!

Ey âlemi ihata eden sermedî leyâl!

Ey kevn içinde nâ-mütenâhî gezen sükût!

Ey her tarafta duyduğum efgaan-ı infial!

Siz söyleyin nedir beni her dem düşündüren?

Her dem niçin ademle eder zihnim iştigal?                    

Hiç nefs-i emri anlamanın var mı çâresi?

Kesb-î yakîne âdem için yok mu ihtimâl?

İdrâke, ilme vâsıta mahzâ havâs imiş,

İlm-î yakîne lâkin odur bâis-î dalâl.

Her sûret-î müşahhasa mutlak fenâ bulur,                      

Her vâr olandan anladığım bir fenâ meâl.

Mutlak bu reyb-i müz’ice aklım temâs eder

Âlemle kendi kendime ettikçe hasb-i hâl.

Yalnız gözüm hayâlime bin renk gösterir,

Her hisse başka türlü iyân âlem-î misâl.                         

Olmak ledünniyâtına vâkıf zevâhirin,

Mümkün değil bu akl ile, endîşe-î muhâl!

Vallaah, esîr illet-i gaaiyye-î vücûd;

Farzıyye hepsi cümlesi, beyhude kîl ü kaal!

Dünyâ nedir? Hayât nedir? Iztırâb ne?                            

Yâ ben neyim? Ölüm nedir? Eşyâ da mı hayâl?

Bir ibtisâma karşı teessür, bir iğbirâr,

Bir hüsn-i bî-behâya perestârî-yî cemâl.

Bir ömr-i bî-huzûra bedel bin azîm emel,

Sevdâ, alâka, eşk-i nedem, bûse-î visâl…                        

Bin şekl-i muhtelif ile zâhir bir ihtiyâç

Sezmek de, sonra bilmeden ölmek… nedir bu hâl?

                          Rıza Tevfik Bölükbaşı

                                     (Serâb-ı Ömrüm)

İ s f e n k s yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/i-s-f-e-n-k-s/feed/ 0
Altın Saçlı Hatice http://edebice.net/2015/04/29/altin-sacli-hatice/ http://edebice.net/2015/04/29/altin-sacli-hatice/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:04:51 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/altin-sacli-hatice/ İnsanların hülyâsı Yüce dağlardan yüce Saâdetin mânâsı  Bir karışık bilmece.    Düşündüğüm hep budur  Saâdet bir kaygudur; O  bir garîb korkudur  Maksad olursa bizce.   Mesud olmak istersen Yolunu benden

Altın Saçlı Hatice yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İnsanların hülyâsı

Yüce dağlardan yüce

Saâdetin mânâsı

 Bir karışık bilmece.

 

 Düşündüğüm hep budur

 Saâdet bir kaygudur;

O  bir garîb korkudur

 Maksad olursa bizce.

 

Mesud olmak istersen

Yolunu benden öğren

Zihnini boş yere, sen

Yorma inceden ince.

 

Saâdet, refâh-ı hâl

 Yaşamakta istiklâl

 Bundan gayrisi hayâl.

Aslı yok bir düşünce.

 

Garazın varsa unut

 Kederin varsa avut,

Paran varsa sıkı tut,

Hem otur say her gece!

 

Aşka çabuk inanma.

Her gülen yüze kanma.

Çocuk gibi aldanma.

Muvakkat bir sevince.

 

Çok gezdim, çok yer gördüm,

Sevindim, keder gördüm.

Ben neler, neler gördüm

Bu yaşıma gelince.

 

Bak şimdi kaygısızım;

Ne ağrım var, ne sızım.

Sen de öyle ol kızım

Altın saçlı Hatîce!.

     Rıza Tevfik Bölükbaşı

                 1918

Altın Saçlı Hatice yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/altin-sacli-hatice/feed/ 0
Gel Derviş http://edebice.net/2015/04/29/gel-dervis/ http://edebice.net/2015/04/29/gel-dervis/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:02:48 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/gel-dervis/ Gel derviş, beri gel, yabana gitme; Her ne arıyorsan inan sendedir. Nefsine beyhude eziyet etme Kâ’beyse maksudun Rahmân sendedir.                                               Çöllerde dolaşıp seraba bakma, Allah Allah deyip sehâba bakma.

Gel Derviş yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Gel derviş, beri gel, yabana gitme;

Her ne arıyorsan inan sendedir.

Nefsine beyhude eziyet etme

Kâ’beyse maksudun Rahmân sendedir.

 

                                           

Çöllerde dolaşıp seraba bakma,

Allah Allah deyip sehâba bakma.

Talibi Hakk isen kitaba bakma

Okumak bilirsen Kur an sendedir.

 

İlminle bir kılı, kırka yararsın,

Gördüğün ru’yâda sâde sen varsın,

Etrâfına bakıp kimi ararsın,

Bu tehî kubbeyi kuran sendedir.

 

Kılı kırk yarmağa irfândır deme;

Ona vahşi, bana yabandır deme;

Şuna gerçek, buna yalandır deme;

Birinin aslı yok, yalan sendedir.

 

Ayrı ma’nâ verme küfr ile dîne;

Varıp gelme şaşkın, şekk ü yakîne;

Arifsen âğâh ol sırr-ı mübîne;

Vesvesen küfürdür, îmân sendedir.

 

Gir gönül şehrine, dolaş bir kerre,

Kıyâs et ne imiş güneşle zerre;

Yalnız sen kaadirsin hayr ile şerre,

Şerre mâil isen Şeytân sendedir.

 

Cilve etsin dersen kemâl ile Hak,

Çıkıp benliğinden bir kendine bak;

“Enelhak” sözünü dilinden bırak,

Lâfa kulak verme, irfân sendedir.

 

Nefsini evvelâ çıkar aradan,

Bir renge boyanma aktan, karadan;

Gönlünde berk urur nûru yaradan,

Zulmette dolaşma, Yezdân sendedir.

 

İşittim babasız bir oğulmuşsun,

Hem cennette doğmuş, hem koğulmuşsun;

Hem kesret istemiş, hem boğulmuşsun,

Allah’ın suçu ne? İsyân sendedir.

 

Gayrıdan arayıp derdine çâre,

Ne varlık verirsin mûr ile mâre?

Cennetten çıktınsa be hey âvâre,

Havva’yı aldatan yılan sendedir.

 

Şânın pek âlîdir, ne var pest isen?

Her şeye taparsın put-perest isen?

Bâde-i aşk ile eğer mest isen

 Kendine gel âşık, cânân sendedir.

 

Câhil mezâhire Hakk diye bakar,

Her köşe başında bir kandil yakar,

Bu seyl-i havâdis durmayıp akar

İlel-ebed baakî kalan sendedir.

 

Menbaı sendedir feyz-i hayâtın

Gelip giden canlar hep nefehâtın.

Hayretten boğulma, bu kâinâtın

Hepsi bir katredir, ummân sendedir.

 

Her şeyin varlığı senin özündür.

Kendini çok gören kendi gözündür,

Bu mülke hükm eden senin sözündür

Kalıbın kürsüdür, sultân sendedir.

 

Hey Rızâ, tâkat yok Hakk’ı inkâra;

Sen mahrem imişsin dîdâr-ı yâra,

Şimdi âgâh oldum sırr-ı esrara :

Âlemi yaradan vicdân sendedir…

                      Rıza Tevfik Bölükbaşı

                                     1918

 

Gel Derviş yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/gel-dervis/feed/ 0
Şam-ı Gariban http://edebice.net/2015/04/29/sam-gariban/ http://edebice.net/2015/04/29/sam-gariban/#respond Wed, 29 Apr 2015 17:00:15 +0000 http://edebice.net/2015/04/29/sam-gariban/ Bir akşam kırlarda kaldım âvâre Perilerle her yer meskûndur sandım Hayretle baktıkça o vahşet-zâre Esrâr-ı hüsn ile meşhûndur sandım.    Yürürken benimle dağ taş yürürdü. Her ağaç peşinde gölge sürürdü,

Şam-ı Gariban yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bir akşam kırlarda kaldım âvâre

Perilerle her yer meskûndur sandım

Hayretle baktıkça o vahşet-zâre

Esrâr-ı hüsn ile meşhûndur sandım.

 

 Yürürken benimle dağ taş yürürdü.

Her ağaç peşinde gölge sürürdü,

İnandım ki beni her şey görürdü,

Huzurumla âlem memnundur sandım.

 

Ezelden beridir, o hücrâ yerde

Ninniler söylermiş bir serin dere

Sırrını bana da açtı meşcere

Gençliğim orada medfûndur sandım.

 

Çamlar kanat germiş bir hümâ gibi

 Çayırlar mükevkeb bir semâ gibi,

Çiçekler acâyib muammâ gibi

Ne gördümse şaştım, efsûndur sandım.

 

Sevdâlar demiydi, bülbül çilerdi;

Servistan içinden bir ses gülerdi,

Çiçekler, kuşlardan bûse dilerdi,

Kâinât aşk ile mecnûndur sandım.

 

Senenin sonbahar faslı gibiydi,

Toprak, bulut, yaprak paslı gibiydi.

Serviler sararmış, yaslı gibiydi;

Düşünen kayalar mahzûndur sandım.

 

Mağribi yakmıştı firkat ateşi.

Yuvaya dönmüştü her kuşun eşi,

Dağlara yaslanıp yatan güneşi,

Yaralı, hastadır, yorgundur sandım.

 

Nûş ettim güneşin akan rengini,

Rûhumu hazz ile yakan rengini.

Ufukta görünce o kan rengini,

Felekler ben gibi dil-hûndur sandım.

 

Sıra dağlar mordu, sular kırmızı,

Suları beklerdi bir peri kızı.

Alnından öperken akşam yıldızı

Yeşil gözlerine meftundur sandım.

 

Su kenarlarında lâleler vardı,

Göllerde âteşîn hâleler vardı;

Uzaktan aks eden nâleler vardı;

Bir âhû kalbinden vurgundur sandım.

 

Reng-i hüsn emerdi ay, ülker, çimen

Günün – can çekişen – solgun lebinden;

O gece her şeyi penbe gördüm ben,

O  yerin meh-tâbı gül-gûndur sandım.

                      Rıza Tevfik Bölükbaşı

                                       1917 (Serâb-ı Ömrüm)

Şam-ı Gariban yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/04/29/sam-gariban/feed/ 0