Şam-ı Gariban

29 Nisan 2015 0 yorum Rıza Tevfik Bölükbaşı 1171 Görüntüleme

Bir akşam kırlarda kaldım âvâre

Perilerle her yer meskûndur sandım

Hayretle baktıkça o vahşet-zâre

Esrâr-ı hüsn ile meşhûndur sandım.

 

 Yürürken benimle dağ taş yürürdü.

Her ağaç peşinde gölge sürürdü,

İnandım ki beni her şey görürdü,

Huzurumla âlem memnundur sandım.

 

Ezelden beridir, o hücrâ yerde

Ninniler söylermiş bir serin dere

Sırrını bana da açtı meşcere

Gençliğim orada medfûndur sandım.

 

Çamlar kanat germiş bir hümâ gibi

 Çayırlar mükevkeb bir semâ gibi,

Çiçekler acâyib muammâ gibi

Ne gördümse şaştım, efsûndur sandım.

 

Sevdâlar demiydi, bülbül çilerdi;

Servistan içinden bir ses gülerdi,

Çiçekler, kuşlardan bûse dilerdi,

Kâinât aşk ile mecnûndur sandım.

 

Senenin sonbahar faslı gibiydi,

Toprak, bulut, yaprak paslı gibiydi.

Serviler sararmış, yaslı gibiydi;

Düşünen kayalar mahzûndur sandım.

 

Mağribi yakmıştı firkat ateşi.

Yuvaya dönmüştü her kuşun eşi,

Dağlara yaslanıp yatan güneşi,

Yaralı, hastadır, yorgundur sandım.

 

Nûş ettim güneşin akan rengini,

Rûhumu hazz ile yakan rengini.

Ufukta görünce o kan rengini,

Felekler ben gibi dil-hûndur sandım.

 

Sıra dağlar mordu, sular kırmızı,

Suları beklerdi bir peri kızı.

Alnından öperken akşam yıldızı

Yeşil gözlerine meftundur sandım.

 

Su kenarlarında lâleler vardı,

Göllerde âteşîn hâleler vardı;

Uzaktan aks eden nâleler vardı;

Bir âhû kalbinden vurgundur sandım.

 

Reng-i hüsn emerdi ay, ülker, çimen

Günün – can çekişen – solgun lebinden;

O gece her şeyi penbe gördüm ben,

O  yerin meh-tâbı gül-gûndur sandım.

                      Rıza Tevfik Bölükbaşı

                                       1917 (Serâb-ı Ömrüm)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum