Orman büyük, ağaçları yüksek, küşâde-bâl
Birbirleriyle dâim ederler müsâhabe:
Meh-tâb parça parça düşer ba’zı yerlere.
Orman bu hey’etiyle, semâ yı mükevkebe
Benzer. Öper de- nûr-t mehi gizlice zılâl,
îrâs eder o bûse – sirâyetle her yere –
Bir fecr-i nev-ziyâ-nigehin rengini şebe.
Kuşlar – o hande-zâr-ı tabiat perileri –
Başlar nisâr-ı nağmeye, orman sükût eder.
Rîzân olur yavaşça zemine o nağmeler;
Takbîl edip şemîm-i ziyâ-dâr-ı meşceri
Sevdâ gezer ağaçların umkunda der-be-der.
Tehzîz eder havâyı bu âheng-i nûr-fâm;
Bir hüsn-i muhtecib açar aheste bâlini
Elhân-ı işve-kâr ile leb-ber-leb-î garâm…
Âheng-i hüsnünün duyarım ben meâlini.
Ahmet Reşit Rey
(1895)
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.