PLATONİK BİR AŞK: ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
Okuyanda derin izler bırakan şiirlerin bir hikâyesi var mıdır? Bu konu için uzunca bir mesai lazım ama kestirmeden söyleyebiliriz ki, her güzel aşk şiirinde bir “yaşanmışlık” vardır. Sevdayı mısralarında gergef gergef işleyen şiirlerin en ünlülerinden biridir “Üçüncü Şahsın Şiiri.” Attilâ İlhan’ın “Yağmur Kaçağı” adlı kitabında yer alan bu şiirin hikâyesine geçmeden önce o güzel şiiri bir hatırlayalım:
gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka’dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım
(Yağmur Kaçağı, sf. 25)
Şairler genellikle şiirlerinin ilham kaynakları hakkında bilgi vermezler. Sezai Karakoç, ünlü şiiri Mona Rosa için hiç konuşmamış, hatta o şiirin bir muhatabının olmadığını söylemişti yıllarca. Oysa, şiirdeki akrostiş çözülüp de, şiirin muhatabı olan kadının akrostişte ortaya çıkması üzerine, kadın şiirin kendisi için yazıldığını itiraf etmişti. Ama Attilâ İlhan Yağmur Kaçağı adlı şiir kitabının sonunda, kitaptaki şiirlerin yazılış maceraları hakkında bilgiler verir yani şiirlerinin ilham kaynaklarını gizlemez. Üçüncü Şahsın Şiiri için Attilâ İlhan şunları söyler:
“Çok ünlü bir şiir daha. Hemen söylemeliyim ki şiir, gerçeğe çok yakın bir psikolojiyi, bir sevda gerilimini yansıtıyor. O yıllarda, Maçka dolaylarında n. adında bir kız yaşardı. İnce, tüy gibi, kısacık saçlı, son derece modern bir kız. Yanılmıyorsam Güzel Sanatlar Akademisine gidiyordu. Tesadüf bu ya, Marsilya yolculuklarımdan birinde, aynı vapurdaydık. Napoli’ye kadar beraber gittik. O, orada indi. Bir türlü yaklaşmak fırsatını bulamadım. Ne yalan söylemeli, bu siluet beni çok etkilemiştir. Siluet diyorum çünkü kişi olarak onu tanımadım; ama galiba uzaktan ‘sevdim’. Üçüncü Şahsın Şiiri bunun kanıtıdır.”
Bir siluetin ardından dillere destan olan bir “aşk şiiri” yazılabiliyorsa, sevgilinin kendisi için kelimelerle tarif edilemez bir sevda şiiri yazılması iktiza eder; ama gelin görün ki, bütün güzel şiirler uzaktan uzaktan, gizlice sevmelerden ve bu sevmelerin verdiği elemden mütevellid yazılmıştır. Haksız mıyım?
Yaşar Vural
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.