
– Merhum Dilaver Cebeci’ye –
Bayrağı sen dalgalandır görklü tepe
Sen söyle Zigguratları sarsan marşları
Lenger endaz olmuş sükût limanına
Nice alp yiğidin sesi soluğu
Sen söyle yağıların yaktığı
Billur umutların şen şakrak şarkısını
Kesilmiş bütün gözler göklerden
Bütün nazarları toplamış ekran
Kimse anlamıyor nağmesini mazinin
Kimse dolaşmıyor eski Babil’i
Harut Marut unutulmuş kuyuda
Zühre’yi bürümüş simsiyah keder
Bir mesneviden taşar Turan nice gönle
Şamil bakışlı bir Kafkas kartalı
Çeğen Tepesi üstünde dolanır acı acı
Çığlıkları bürür bütün Asya’yı
Şükür bukağısız ayakları hayalin
Kan ter içinde her gece ben
Beklerim telaşlı Vey kıyısında
Gözlerim nöbetçi kulübesinde
Muştulu haberler bekleyen iki er
Yeminimiz var Seyhun Ceyhun üstüne
Altın orduların yenik düşen tuğlarıyla
Ağustos sıcağına bileniyoruz hırsla
Kırk yiğit çıksa gelse bir daha
Bir daha dese var mısınız Kürşat’lığa
O vakit yer gök yankılanır
Kulakları sağır eden mahşeri uğultularla
Sen arı duru eski gökyüzü
Bütün mahnıların gökçe balası
Yıldırmadı bize nice bin yıldır
Ağulu dünyanın kan kusmukları
Yeniden bir yiğit nara yarsa gökleri
Tanrı dağından Tuna’ya kadar
Doludizgin atlarla kuşanırız safağı
Işıklar içinde sararız bir daha
Masmavi sararız bütün dünyayı
Hangi akşam garplıysa
Çekip çıkaralım onu oradan
Yeniden kızıllığı bürünsün ufuk
Seğirtelim biz çekik gözlü yıldızlar gibi
Firuze naralara bezensin gökyüzü
Söğüt karanlığı donatsın semayı
Türkmen çadırları gibi gerinsin şafak
Doğsun yeniden geniş kollu güneşler
Sarsın sımsıcak bütün Asya’yı
Parlasın dolunay gibi Türkiye’m!
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.