Hilâl-i Semen
Daha pek yavru, pek küçükken ben,
Büyük-annem tutardı alınımdan,
“Bana bak, böyle dil-berim!” derdi.
Sonra, mâh-ı nev-incilâya bakar,
Leb-i mağmumu bir bükâ saklar.
Bir hitâb-i semâyı dinlerdi.
Ey, hayâtımda her doğan derdi
Kalb eden bir ziyâ-yı hissîye,
Bu duâsıydı eski bir rûhun
Sis ve zulmette gizli âtiye.
Leyle-i gayb, sırr-ı müstakbel
Çeşm-i sâfında hasta bir çocuğun
Gizli fecrin ziyâlarında emel,
Bir tesellî-i mihribân alacak,
O harâbât-ı Târ ü sâkiteye
Doğacak belki bir ziyâ-yı şafak.
Böyle bir nev-hilâli seyr etti
O soluk göz ki şimdi topraktan
Seyr eder başka bir hilâl-i semen.
Ben ki efsâne-i tahayyülden
Hep hayâtımda bir emel taşıdım,
O solan şi’r-i sâf ü mağmûmu
Hep o maziyle duymak isterdim
Gözünün samt-ı pür-sükûnunda.
Gel, bu şâmın gümüş sükûtunda
Bu sedeften hilâle karşı senin
Bir yeşil buse saklayan gözünün
Göreyim cennetinde âtimi.
Ahmet Hâşim (1909)
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.