Çoban
Ovalarda ne hoş gezer sürüler!
Sanki onlarla can bulur ovalar.
Bir çocuk bir kuzu bulur kovalar
Anası haykırır kuzuysa meler,
Ârzû etirir çobanlığını.
Çobanın hâline hased ki odur
Fâriğ-i în ü ân ü bûd ü nebûd
Ana ömründe olmamış meşhûd
Menba’-i derd-i lâyuad ki odur
Şehrlerde bizim taayyüşümüz.
Doğmadan âf-tâb olur bîdâr
Hâb-ı nûşîn-i istirâhatten.
Kesb edip ma’nevî ibâdetten
Yüreği inbisât ü zevk u mesâr
Bir hevesle kıyam eder işine.
Yer içer tâze sütle tâze balı.
Hele memnundur iştihâsından.
Hazz edip mandıra hevâsından
………………………………….
………………………………….
Emr ü nehy eyleyip safîr-zenân
Sürüyü sevk eder çerâ-gâha.
Anı ta’kîb ile düşer râha,
Kendi de dil-küşâde vü ferhân.
Hem gider hem cihânı seyr eyler.
O dem eyler güneş de arz-ı cemâl
Yaldıza gark olur nice dağlar,
Bir taraftan akar sular çağlar.
Dinledikçe çoban anı fî’l-hâl
Hiss-i sevdaya râm olur yüreği.
Dağılınca sürü dağa bayıra,
Kelbe tefvîz eder hirâsetini.
Atf içün kalbe çeşm-i dikkatini
Uzanır kendi de güzel çayıra,
Bir zaman öylece durur düşünür.
Kavalı şevk ile edip der-dest
Çalar, ettikçe kendini ta’kîb
Bülbül-i hoş-edâ garîb garîb
Çobanı saz ve söz eder ser-mest
O zamân âşıkâne âh eyler.
Haste-yi aşktır, bu illetten
Çoban âh eyler, inler, ağlar da.
Ömrü geçmekle kırda dağlarda
Neden olsun berî o lezzetten?
Hiç, bir insan yaşar mı sevdâsız?
Sürüyü toplayıp guruba karîb
Yine me’vâsına iâde eder.
Bu zamandan da istifâde eder
Giderek geh ferâz ü gâh nişîb
Âsumâna, zemîne nazra-künân.
Böyle demler geçer çoban bilmez
Hafta, ay, yıl, esâmi-yi eyyâm.
Azalıp bitse de hayâtı müdâm
Neşesi, zevki artar eksilmez.
Kâm alır muttasıl tabîatten!
Recaizade M. Ekrem (Zemzeme I)
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.