Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturan, onu diğer toplumlardan farklı kılan maddi ve manevi öğelerin bütünü; o toplumu çevreleyen ve onun hayatını, düşünce yapısını, dünya görüşünü şekillendiren bütün gerçeklikler ve uygulamalar olduğuna göre kültürü oluşturan öğeler de oldukça çeşitlidir.
Toplumların, geçmiş yaşamlarından ve tarihten günümüze taşıdıkları ve güncel hayatın içinde de yer bulan gelenek ve görenekleri; doğruyu, yanlışı, haklıyı, haksızı ayırma biçimleri olan ahlaki değerleri ve anlayışları; öğretileri, değer yargıları, sembolleri, dünya görüşleri, dinleri, deneyimleri, ilişki örüntüleri ve davranış kalıpları, uygulamaları, teşkilatlanma biçimleri, dilleri, edebiyatları, halk dansları, el sanatları, heykel, resim, musiki, minyatür gibi o toplum tarafından üretilen ve kendi millî kimlikleri çerçevesinde belirli bir estetik ve tarz kazanan sanat dalları kültürü oluşturan unsurlardan belli başlılarıdır. (Korkmaz, 1995: 669) Bu öğeler, o toplumu oluşturan bireyler tarafından üretilir, kabul görür ve çeşitli kültürlenme süreçleriyle yeni nesillere aktarılır, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda değişir, farklı boyutlar kazanır ve güncellenir. Kültürel birikimin nesilden nesile aktarılması gelenekleri oluşturur. Toplumların kendi geleneklerine dayanan uygulamaları ise âdetleri ve görenekleri meydana getirir. Âdet ve görenekler, hayatın çeşitli alanlarıyla ilgili halk inançlarını, ritüelleri ve çeşitli uygulamaları içine alır. Konuşması geciken çocuklara kanaryanın içtiği sudan içirilmesi, yeni gelinin evine girmeden önce önünde küp kırılması, önüne urgan konulması, bebeğin kırkının çıkarılması, diş hediği pişirilmesi, nazardan korunmak için göz boncuğu takılması, kurşun döktürülmesi gibi uygulamalar Türk görenek ve âdetlerinden yalnızca birkaçıdır. (Candan, 2004: 414, 416)
Kültürü oluşturan ögeler, genel anlamda maddi ve manevi veya somut ve somut olmayan biçiminde sınıflandırılabilir. Maddi kültür ögeleri mimari, el sanatları, geleneksel kıyafetler, araç-gereçler gibi elle tutulur, gözle görülür, somut olan ögelerdir. Manevi kültür ögeleri ise inançlar, dünya görüşleri, ahlak anlayışı, davranış kalıpları, ilişki örüntüleri gibi toplumsal hayatı çevreleyen öğreti ve değerlerdir. Somut olmayan, manevi kültürel ögelerin aktarımında dil, önemli bir rol üstlenir. Maddi ve manevi kültürel ögeler, toplumların kimliklerini oluşturarak onların yaşam tarzını, hayata, sanata, estetiğe, etik değerlere vb. yaklaşımlarını, anlayışlarını yansıtmaktadır. Söz gelimi, manevi kültür öğelerinden olan atasözlerine bakıldığında toplumun hangi renkleri hangi duygu değerleri ve ahlak anlayışıyla birleştirdiği görülür. Türkçe deyimlerdeki kara haber, kara çalmak, kara sürmek, kara kara düşünmek, aralarından kara kedi geçmek, karalar bağlamak, kara baht, kara cahil, kara bulut, kara düzen, kara gün, kara gün dostu, kara kaplı kitap, kara kalem, kara kış, kara kucak, kara kutu, kara mizah, kara liste, kara para, kara sevda, kara tahta, kara yas, kara bayram, kara yazıvb. renk tasarımlarına bakılarak Türk kültüründe karanın kötülük, uğursuzluk, sıkıntı, terslik, yas, ölüm, gizlilik vb. kötü duygular çağrıştırdığı; ak gün ağartır kara gün karartır, ak köpek kara köpek geçitte belli olur, ak koyunun kara kuzusu da olur, ağaran varken ağlayana kim bakar, ağı kürekle atarlar karayı dirhemle satarlar, ak giyen ağa gerek, ak koyunu gören içi yağ dolu sanır, ak köpeğe koyun diye sarılma, ak şeker kara şeker bir damarı soya çeker, ak yaşmak leke götürmezvb. atasözlerinde ise ak rengin aydınlık, parlaklık, temizlik, namuslu ve dürüst olma, saflık vb. bildirdiği anlaşılarak kültürel kimliğimiz ve kolektif bilinçaltımıza dair ipuçları elde edilmiş olur (Duvarcı, 2011: 265-266). Ancak renkler farklı kültürlerde farklı sembolik değerlere sahip olabilmektedir. Örneğin kara/siyah renk Türk kültüründe kötülük, uğursuzluk, sıkıntı, terslik, yas, ölüm, gizlilik vb. bildirse de Çin kültüründe güven ve kaliteyi, Yeni Zelanda’da yurtseverliği temsil etmekte; kültürümüzde aydınlık, temizlik, dürüstlük, saflık vb. bildiren beyaz renk ise İtalyada ölüm ve cenaze, Hindistan’da mutsuzluk ve yas, Etiyopya’da hastalık anlamlarına gelebilmektedir.
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.