Ziya Gökalp – Edebice Dergisi http://edebice.net Resmi Web Sitesi Mon, 06 May 2019 17:41:26 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.6.14 Ergenekon http://edebice.net/2015/05/07/ergenekon/ http://edebice.net/2015/05/07/ergenekon/#respond Thu, 07 May 2015 11:58:58 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/ergenekon/ ERGENEKON Biz Türk Han’ın beş oğluyuz, Gök Tanrı’nın öz kuluyuz, Beş bin yıllık bir orduyuz, Turan yurdu durağımız!     Ak ordumuz sola gitti, Üç hakanlık tesis etti, “Medi”, “Sümer

Ergenekon yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
ERGENEKON

Biz Türk Han’ın beş oğluyuz,

Gök Tanrı’nın öz kuluyuz,

Beş bin yıllık bir orduyuz,

Turan yurdu durağımız!

 

 

Ak ordumuz sola gitti,

Üç hakanlık tesis etti,

“Medi”, “Sümer Akad”, “Hitti”

Bu üç şanlı oymağımız!

 

Birincisi Azerbaycan,

İkincisi Geldanistan,

Üçüncüsü Arz-ı Kenan,

Fışkırdı üç kaynağımız!

 

Gök ordumuz sağa vardı,

Çin’i baştan başa sardı,

Hiyong-nular bu Hanlardı,

Set olmadı tutağımız!

  

Kara ordu gitti, İskit,

Ülkesinde yaptı bir çit.

“Atilla ol, Şalon’a git”,

Sözü oldu adağımız!

 

Kızıl ordu dağlar aştı,

Efganlarla çok savaştı,

Bir alayı Hind’e taştı,

Sind oldu bir ırmağımız.

 

Sarı ordu tekin durdu,

Şehir yaptı, çiftlik kurdu,

Uygurların bu iç yurdu,

Kaldı ana toprağımız!

 

Yüce Tanrı Oğuz Han’ı,

Göndererek Türk hakanı,

Birleştirdi beş Turan’ı,

Doğdu güneş sancağımız!

 

Oğuz Han’dan sonra Hanlar

Kazandılar yüce şanlar,

Bilinmek için bu boş anlar,

Şahnamedir sorağımız,

  

Yıllar geçti bir an geldi,

Türk Tahtına İlhan geldi,

Sağdan, soldan düşman geldi,

Kurulmuştu tuzağımız.

 

Verilmedi bir dem soluk,

Kanlar aktı oluk oluk,

Öldü bütün çoluk çocuk,

Han, Bey, Çeri, Uşağımız.

 

Yalnız Nököz ile Kıyan

İki kızı alıp yayan,

Bir sarp dağa attılar can

Bunlar oldu kaçağımız.

 

Dağdan dağa hep gizlice,

Yürüdüler beş-on gece,

Bir tan vaktı gayet ince,

Bir iz oldu uğrağımız!

 

Bu iz yolu çok uzattı,

Sonra Alageyik çattı,

Bir dik yardan bizi attı,

Kanadı her bucağımız!

 

Bir de baktık yeşil bir bağ

Her tarafi bir yüce dağ,

Geniş, fakat sıkı bir ağ,

Dedik ne hoş bu ağımız!

 

Alageyik çayır yerdi

Yavrusunu emzirirdi,

Bizi gördü meme verdi,

Oldu Ana Kucağımız!

 

Dörtyüz sene burda kaldık,

Geyik arttı, biz çoğaldık,

Çıkamadık İşe daldık,

Pek şenlendi konağımız!

 

Elma,erik çoktu yedik,

Demir bulduk, ör işledik,

“Bir gizli yol bulsak” dedik,

Dağ delerdi bıçağımız!

 

Kurt’tan hali iken bu yurt,

Bir gün peyda oldu bir kurt,

Bir geyiğe attı avurt,

Gördü çoban yamağımız!

 

Kurt bir delik buldu,gitti,

Bir demirci takip etti,

Ocak yaktı taş eritti,

Açıldı yol kapağımız!

 

Büyük sevinç, büyük müjde,

Bayram yaptık kentte,köyde,

Torun, oğul, baba, dede,

Büyüğümüz, ufağımız!

 

Demirciye Bozkurt dendi

Han tanıldı,taç giyildi,

Yoldan önce kendi indi,

Sağ elinde bayrağımız!

 

Börteçine kurdun adı,

Ergenekon yurdun adı,

Dörtyüzsene durdun hadi,

Çık ey, yüzbin mızrağımız!

 

Oldu sana Kaf bu eşik,

Tarih kaldı delik,deşik,

Artık yeter bu taş beşik,

Oldu körpe yatağımız!

 

 

Uzaklarda hoş ülkeler,

Issız yurtlar seni bekler,

İşte Kıpçak, işte Kaşgar,

Ta karşıda Gökdağ’ımız!

 

Tarhandağı gözler seni;

Tanrı orada sözler seni,

Dört asırdır özler seni,

Tukin dağda otağımız!

 

Turan, eski toprak bize;

Hind, bir altın konak bize;

Çin köşkleri kışlak bize,

Tuna boyu yaylağımız!

 

Yunus gibi çıktık Hut’tan!

Büyük yurda küçük yurttan,

Geyik girdik, doğduk kurttan.

Kılıç oldu orağımız!

 

Sartlık gitti, Uygurlandık.

Soyumuzla gururlandık.

Şamanlardan uğurlandık.

Pirler oldu yardağımız!

 

İlk yayıldık: Beşbalık’a!

Karakurum, Elmalık’a

Çin başladı zorbalığa,

Ezdi onu tokmağımız!

 

Sağa sola gitti ordu;

Hind’e, Rum’a bir baş vurdu.

Altın yuta düzen kurdu.

Yine eski yasağımız!

 

Alplerimiz girdi harbe,

Düşmanlara attı darbe;

Şimal, cenup, şarka, garbe,

Akın etti kısrağımız!

 

Türk ayağı hangi yurda,

Basmışsa baş eğdi kurda!

“Gökhan orda, Akhan burada! ”

Dedik gitti ayağımız!

 

Tümen, Çin’e akın etti.

Efrasiyab, Rum’a gitti.

Tomris adı göğe yetti.

Hüsrev oldu tutsağımız!

 

Teleleri, Aktürkman’ı

Toplamıştı Soğd’un Hanı,

Çapul etti Eşkân(i) , yân’ı

Sevinç adlı soğdağımız!

 

İlhan Mokan, Bilge Kağan,

Gaznevi’den Mahmut Sultan,

Selçuklulardan Alparslan Han,

Birer şanlı koçağımız!

 

Askerliği gördü atsız.

Harzem Şah’ı oldu atsız.

Bugün hakan, dün bir adsız:

Böyle kayar kızağımız!

 

Tonguz, Çin’e hakan oldu.

Hıtay Türk’ü üryan oldu.

İlk düşünen Gür Han oldu,

“Birleşmeli ocağımız”!

 

Cengiz bunu tasarladı.

Dört bucağa ılgarladı.

Türk soyunu toparladı,

Turan oldu öz bağımız!

 

Oğuz Han’dan beri mühmel,

Kalmış idi büyük emel.

Yüce dilek uzattı el.

Ele geçti arağımız!

 

Gökten yüce yıldızımız!

Bir devr açtı her hızımız!

Atilla bir Kırgız’ımız!

Timurleng bir Kazak’ımız!

 

Fatih aldı İstanbul’u.

Babür, Hind’e eğdi yolu.

Nadir sarstı sağı solu…

Oldu bir son taslağımız!

 

Bundan sonra talih döndü,

Yıldızımız yine söndü,

Karşımızda Rus göründü…

Kesildi yurt otağımız!

 

Kırım, Kazan heder oldu!

Tuna, Kafkas beter oldu!

Türkistan’da neler oldu?

İşitmedi kulağımız!

 

Yurt girince yâd eline,

Ergenekon oldu yine!

Çıkmaz mı bir Börteçine?

Nurlanmaz mı çerağımız… 

               Ziya Gökalp

 

Ergenekon yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/ergenekon/feed/ 0
Çobanla Bülbül http://edebice.net/2015/05/07/cobanla-bulbul/ http://edebice.net/2015/05/07/cobanla-bulbul/#respond Thu, 07 May 2015 11:44:50 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/cobanla-bulbul/ Çobanla Bülbül   Çoban kaval çaldı, sordu bülbüle: “Sürülerin hani, ovan nerede? ” Bülbül sordu, boynu bükük bir güle: “Şarkılarım hani, yavrum nerede? ”     Ağla çoban ağla, ovan

Çobanla Bülbül yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Çobanla Bülbül

 

Çoban kaval çaldı, sordu bülbüle:

“Sürülerin hani, ovan nerede? ”

Bülbül sordu, boynu bükük bir güle:

“Şarkılarım hani, yavrum nerede? ”

 

 

Ağla çoban ağla, ovan kalmadı.

Göz yaşı dök bülbül, yuvan kalmadı.

 

Çoban dedi: “Ülkeler hep gitse de,

Kopmaz bende Anadolu Ülkesi,”

Bülbül dedi:  “Düşman hased etse de

İstanbul da şakıyacak Türk sesi”

 

Çalış çoban, kurtar öz yurdunu.

Şairlerden topla, bülbül bir ordu.

 

Çoban dedi: “Edirne’den ta Van’a

Erzurum’a kadar benim mülklerim.”

Bülbül dedi: “İzmir, Maraş, Adana,

İskenderun, Kerkük en saf Türklerim”

 

Sarıl çoban, sarıl, mülkü bırakma.

Yad elinde, bülbül, Türk’ü bırakma.

 

Çoban dedi: Sürülerin hep kaçsa

Benim sürüm var, kaçmaz, adı Türk ili.

Bülbül dedi: “Şarkı ölsün, yok tasa;

Türkülerim yaşar söyler halk dili.

 

Yalvar çoban, yalvar, ilin kurtulsun.

Dile haktan, bülbül dilin kurtulsun.

                           Ziya Gökalp

 

Çobanla Bülbül yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/cobanla-bulbul/feed/ 0
Asker Duası http://edebice.net/2015/05/07/asker-duasi/ http://edebice.net/2015/05/07/asker-duasi/#respond Thu, 07 May 2015 11:21:13 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/asker-duasi/ Asker Duası Elimde tüfenk, gönlümde iman, Dileğim iki: Din ile vatan… Ocağım ordu, büyüğüm Sultan, Sultan’a imdâd eyle Yârabbi! Ömrünü müzdâd eyle Yârabbi!     Yolumuz gaza, sonu şehâdet, Dinimiz

Asker Duası yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Asker Duası

Elimde tüfenk, gönlümde iman,

Dileğim iki: Din ile vatan…

Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,

Sultan’a imdâd eyle Yârabbi!

Ömrünü müzdâd eyle Yârabbi!

 

 

Yolumuz gaza, sonu şehâdet,

Dinimiz ister sıdk ile hizmet,

Anamız vatan, babamız millet,

Vatanı ma’mur eyle Yârabbi!

Milleti mesrur eyle Yârabbi!

 

Sancağım tevhid, bayrağım hilâl,

Birisi yeşil, ötekisi al,

İslâm’a acı, düşmandan öc al,

İslâm’ı âbâd eyle Yârabbi!

Düşmanı berbâd eyle Yârabbi!

 

Kumandan, zabit, babalarımız.

Çavuş, onbaşı, ağalarımız.

Sıra ve saygı, yasalarımız.

Orduyu düzgün eyle Yârabbi!

Sancağı üstün eyle Yârabbi!

 

Cenk meydanında nice koç yiğid,

Din ve yurd için oldular şehid,

Ocağı tütsün, sönmesin ümid,

Şehidi mahzun etme Yârabbi!

Soyunu zebun etme Yârabbi!

 

                        Ziya Gökalp

 

Asker Duası yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/asker-duasi/feed/ 0
Lisan http://edebice.net/2015/05/07/lisan/ http://edebice.net/2015/05/07/lisan/#respond Thu, 07 May 2015 11:17:47 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/lisan/ Lisan Güzel dil Türkçe bize, Başka dil gece bize. İstanbul konuşması En sâf, en ince bize.     Lisanda sayılır öz Herkesin bildiği söz; Ma’nâsı anlaşılan Lûgate atmadan göz.  

Lisan yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Lisan

Güzel dil Türkçe bize,

Başka dil gece bize.

İstanbul konuşması

En sâf, en ince bize.

 

 

Lisanda sayılır öz

Herkesin bildiği söz;

Ma’nâsı anlaşılan

Lûgate atmadan göz.

 

Uydurma söz yapmayız,

Yapma yola sapmayız,

Türkçeleşmiş, Türkçedir;

Eski köke tapmayız.

 

Açık sözle kalmalı,

Fikre ışık salmalı;

Müterâdif sözlerden

Türkçesini almalı.

 

Yeni sözler gerekse,

Bunda da uy herkese,

Halkın söz yaratmada

Yollarını benimse.

 

Yap yaşayan Türkçeden,

Kimseyi incitmeden.

İstanbul’un Türkçesi

Zevkini olsun yeden.

 

Arapçaya meyletme,

İran’a da hiç gitme;

Tecvîdi halktan öğren,

Fasîhlerden işitme.

 

Gayrılı sözler emmeyiz,

Çocuk değil, memeyiz!

Birkaç dil yok Tûran’da,

Tek dilli bir kümeyiz.

 

Tûran’ın bir ili var

Ve yalnız bir dili var.

Başka dil var diyenin,

Başka bir emeli var.

 

Türklüğün vicdânı bir,

Dîni bir, vatanı bir;

Fakat hepsi ayrılır

Olmazsa lisânı bir.

     Ziya Gökalp (1916, Yeni Hayat)

Lisan yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/lisan/feed/ 0
Ötüken Ülkesi http://edebice.net/2015/05/07/otuken-ulkesi/ http://edebice.net/2015/05/07/otuken-ulkesi/#respond Thu, 07 May 2015 11:13:09 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/otuken-ulkesi/ Ötüken Ülkesi Türk gençleri yalvardılar Hâkan’a : “Boru çaldır, ruhlarımız uyana… “Cenk edelim, yayılalım cihâna :     “Yayılmaktır Türk soyunun turası! “Böyle diyor Oğuz Han’ın yasası!”   Hâkan dedi:

Ötüken Ülkesi yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>

Ötüken Ülkesi

Türk gençleri yalvardılar Hâkan’a :

“Boru çaldır, ruhlarımız uyana…

“Cenk edelim, yayılalım cihâna :

 

 

“Yayılmaktır Türk soyunun turası!

“Böyle diyor Oğuz Han’ın yasası!”

 

Hâkan dedi: “Ana Yurd’tan bıkılmaz,

“Boş konulup eve düşman tıkılmaz,

“Yabancılar çıkarılır, çıkılmaz.

 

“Toplanınız: Vatanınız burası!

“Böyle diyor Oğuz Han’ın yasası!

 

“Önce yadtan temizlensin yurdumuz.

“Yuvasında yalnız kalsın kurdumuz;

“Bir gün gelir, yine arar ordumuz

 

“Atalardan kalma büyük mîrâsı.

“Böyle diyor Oğuz Han’ın yasası!

 

“Şimdi dışı değil, içi almalı.

“Her yerine demir kökler salmalı.

“Türk, Ötüken ovasında kalmalı.

 

“Bugün ona yeter bu gök yaylâsı;

“Böyle diyor Oğuz Han’ın yasası!

 

“Ekin eksin, yerden altın toplasın,

“Sanat yapsın, esrârını anlasın,

“Tâcir olup Garb’e kervan yollasın!

 

“Yurd şenletmek olsun yeni sevdası;

“Böyle diyor Oğuz Han’ın yasası!..”

 

Hâkan sustu… Türk gençliği yürüdü, Arkasından tezgâhları sürüdü;

Her tarafı iş ordusu bürüdü!

 

Buymuş meğer Türk’ün Kızıl Elma’sı!

Böyle demiş Oğuz Han’ın yasası!…

                 Ziya Gökalp (1914, Kızılelma)

Ötüken Ülkesi yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/otuken-ulkesi/feed/ 0
Durma Vur! http://edebice.net/2015/05/07/durma-vur/ http://edebice.net/2015/05/07/durma-vur/#respond Thu, 07 May 2015 11:11:30 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/durma-vur/ Durma Vur!Durma Yunan, durma, kibrini arttır! Türklüğün başına hakaaret yağdır!Uyuyan bu kavme bu zillet azdır. Vur, eski kölesi, utandır onu!Bırakma uyusun, uyandır onu! Bu yurdun haznesi onun elinde;Fakat anahtarı senin

Durma Vur! yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Durma Vur!
Durma Yunan, durma, kibrini arttır!
Türklüğün başına hakaaret yağdır!
Uyuyan bu kavme bu zillet azdır.

Vur, eski kölesi, utandır onu!
Bırakma uyusun, uyandır onu!

Bu yurdun haznesi onun elinde;
Fakat anahtarı senin belinde,
Kalmış aç ve garib kendi ilinde.

Vur, eski kölesi, utandır onu!
Bırakma uyusun, uyandır onu!

Zorla onu, yeni revişe girsin;
Gemi yapsın, alış-verişe girsin;
Fabrikalar açsın, her işe girsin.

Vur, eski kölesi, utandır onu!
Bırakma uyusun, uyandır onu!

Sıkıştır ki ordu, donanma yapsın;
Garb’te ne terakkî görürse kapsın;
Türklüğü tanısın, Tanrıya tapsın.

Vur, eski kölesi, utandır onu!
Bırakma uyusun, uyandır onu!

Zannetme, yaptığın hoşa gitmiyor;
Terakkimiz koşa koşa gitmiyor;
Emîn ol, emeğin boşa gitmiyor.

Vur, eski kölemiz, utandır bizi!
Bırakma dalalım, uyandır bizi!
                    Ziya Gökalp (1914, Kızıl Elma)

Durma Vur! yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/durma-vur/feed/ 0
Şehîd Haremi http://edebice.net/2015/05/07/sehid-haremi/ http://edebice.net/2015/05/07/sehid-haremi/#respond Thu, 07 May 2015 11:10:37 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/sehid-haremi/ Şehîd Haremi                                   — Beşik sallarken —Uyu yavrum, uyanacak günler var; Yarınları gözetleyen dünler var;Baban

Şehîd Haremi yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Şehîd Haremi
                                   — Beşik sallarken —
Uyu yavrum, uyanacak günler var;
Yarınları gözetleyen dünler var;
Baban şehîd, izlerinde ünler var.

 

O izlerde sen de dolaş, ninni!
Öç gününe tezce ulaş, ninni!

Uyu yavrum, yine şimşek çakıyor;
Şehîd baban, gelmiş bize bakıyor;
Yarasından kızıl kanlar akıyor.

Bu yarayı dur bağlayım, ninni!
Sen ağlama, ben ağlayım, ninni!

Uyu yavrum, uğur değil, yas tutma;
Bey babanın öğüdünü unutma.
Şimdi uyu, yarın hasmı uyutma.

Uyudukça gücün artar, ninni!
Çabuk büyü, yurdu kurtar, ninni!

Uyu yavrum, gözlerinde uyku var.
Sen büyürsen düşmanlara korku var,
Baban şehîd, yüreğinde oku var.

Bu ok vatan kaygısıdır, ninni!
Borcun evlâd saygısıdır, ninni!

Uyu yavrum, tepesinde hac yatan
Câmiler var… Bu mu seni ağlatan?
Dayanamaz çiğnenmeğe bu vatan.

Câmilere götür hilâl, ninni!
Hem yurdu, hem öcünü al, ninni!
                Ziya Gökalp (1912, Kızıl Elma)

Şehîd Haremi yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/sehid-haremi/feed/ 0
Cenk Türküsü http://edebice.net/2015/05/07/cenk-turkusu-ziya-gokalp/ http://edebice.net/2015/05/07/cenk-turkusu-ziya-gokalp/#respond Thu, 07 May 2015 11:08:46 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/cenk-turkusu-ziya-gokalp/ Cenk TürküsüDüşman yine öz yurduna el attı, Mezarından atan kılıç uzattı!Yürü, diyor, hakkı zulüm kanattı! Atillâ’nın oğlusun sen, unutma!   Medeniyyet deme, duymaz o sağır; Taş üstünde taş kalmasın durma,

Cenk Türküsü yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Cenk Türküsü
Düşman yine öz yurduna el attı,
Mezarından atan kılıç uzattı!
Yürü, diyor, hakkı zulüm kanattı!
Atillâ’nın oğlusun sen, unutma!

 

Medeniyyet deme, duymaz o sağır;
Taş üstünde taş kalmasın durma, kır!
Kafalarla düz yol olsun her bayır,
Atillâ’nın oğlusun sen, unutma!

Koş, Plevne yine al bayrak taksın;
Gece, gündüz Tuna suyu kan aksın;
Yaksın kahrın bütün Balkan’ı yaksın;
Atillâ’nın oğlusun sen, unutma!
                   Ziya Gökalp (1912)

Cenk Türküsü yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/cenk-turkusu-ziya-gokalp/feed/ 0
Ala Geyik http://edebice.net/2015/05/07/ala-geyik/ http://edebice.net/2015/05/07/ala-geyik/#respond Thu, 07 May 2015 11:07:26 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/ala-geyik/ Ala GeyikÇocuktum, ufacıktım,Top oynadım acıktım. Buldum yerde bir erik, Kaptı bir alageyik.Geyik kaçtı ormana, Bindim bir ak doğana. Doğan yolu şaşırdı,Kaf Dağı’ndan aşırdı.Attı beni bir göle,Gölden çıktım bir çöle. Çölde

Ala Geyik yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ala Geyik
Çocuktum, ufacıktım,
Top oynadım acıktım.
Buldum yerde bir erik,
Kaptı bir alageyik.
Geyik kaçtı ormana,

Bindim bir ak doğana.
Doğan yolu şaşırdı,
Kaf Dağı’ndan aşırdı.
Attı beni bir göle,
Gölden çıktım bir çöle.
Çölde buldum izini,
Koştum, tuttum dizini.
Geyik beni görünce,
Düştü büyük sevince.
Verdi bana bir elma,
Dedi: “Dinlenme, durma,
“Dağdan yürü, kırdan git,
“Altın Köşk’e çabuk yit. “
Seni bekler ezelî,
“Orda dünyâ güzeli…
“Bin yıllık çile doldu!”
Bunu dedi, sır oldu.
Yedim sırlı elmayı,
Gördüm gizli dünyâyı.
Gündüz oldu geceler;
Ak sakallı cüceler,
Korkunç devler hortladı;
Cinler cirid oynadı.
Kesik başlar yürürdü,
Saçlarını sürürdü.
Bir de baktım melekler,
Başlarında çiçekler.
Devlere el bağlıyor,
Gizli gizli ağlıyor.
Kılıcımı çıkardım,
Perileri kurtardım.
Kurtardığım periler
Adım adım geriler,
Kanadını açardı,
Selâm verir kaçardı.
Az uz gittim, dolaştım,
Altın Köşk’e ulaştım.
Bir kapısı açıktı,
Öteki kapanıktı.
Kapalıyı açarak,
Açığa vurdum kapak.
At önünde et vardı,
İt ot yemez, ağlardı.
Otu ata yedirdim,
Eti ite yedirdim.
Açtım bir elmas oda,
Dev şâhını uykuda
Gördüm, kestim başını.
Dedim : “Ey ifrit, hani,
“Nerde dünyâ güzeli?”
Dedi : “Elinde eli!”
Döndüm, baktım bir Kırgız
Elbiseli güzel kız,
Durmuş bakar yanımda,
Şimşek çaktı canımda…
Güldü, dedi : “Türk Beyi,
“Tanıdın mı geyiği?
“Kimse beni bu devden
“Alamazdı; ancak sen
“Kaya deldin, dağ yardın,
“Geldin, beni kurtardın!”
Âh, o imiş, anladım.
Sevincimden ağladım,
Dedim : “Tûrân meleği!
“Türk’ün yüce dileği!
“Yüz milyon Türk, bu anda,
“Seni bekler Tûrân’da;
“Haydi, çabuk varalım,
“Karanlığı yaralım.
“Sönük ocak canlansın,
“Yoksul ülke şanlansın!”
İndik, iti okşadık;
At sırtına atladık.
Geçtik nice dağ, kaya,
Geldik Demir Kapı’ya.
Kapanması çok yıldı,
“Açıl!” dedim açıldı.
Yol verince gizli yurd,
Aldı bizi bir Bozkurd
Kaf Dağı’ndan geçirdi,
Türk İli’ne getirdi.
                Ziya Gökalp (1912, Kızıl Elma)

Ala Geyik yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/ala-geyik/feed/ 0
Ak-kurum http://edebice.net/2015/05/07/akkurum/ http://edebice.net/2015/05/07/akkurum/#respond Thu, 07 May 2015 11:05:41 +0000 http://edebice.net/2015/05/07/akkurum/ Ak-kurumKara-kurum yakınında, târihi çok, ünü yok,Yoğun bir köy… Bu köydeydi babamızın ocağı.Babam öldü, ağabeyim sürüleri, otağı   Aldı gitti. Küçüğümüz, soyumuzun yurdunda Bekçi kaldı.. Hem tarlayı sapanıyla ekecek,Hem her cuma

Ak-kurum yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Ak-kurum
Kara-kurum yakınında, târihi çok, ünü yok,
Yoğun bir köy… Bu köydeydi babamızın ocağı.
Babam öldü, ağabeyim sürüleri, otağı

 

Aldı gitti. Küçüğümüz, soyumuzun yurdunda
Bekçi kaldı.. Hem tarlayı sapanıyla ekecek,
Hem her cuma tuğumuzu damımıza çekecek.

Ben ortanca, babamızın mîrâsından payım yok.
Benim sürüm kısrağımdır, benim tarlam kılıcım.
Hattâ benim adım da yok, beynimdeki kıvılcım,

Kalbimdeki kuvvet, bana her varlıktan değerli.
Vedâ ettim kuzulara, tarladaki ekine,
“Tuğumuzu yükselt!…” diye ısmarladım Tekin’e.

Yola çıktım, yasamızın bu bir eski buyruğu :
Adsız kendi ocağına bağlı kalmaz, ayrılır;
Onun büyük bir ocağı vardır, ona çağrılır.

Ben adsızım, evet benim âilelik adım yok;
Benim köyüm Tûrân Yurdu, Türklük benim ocağım;
Nereye gitsem karşı çıkar bana yasam, bayrağım

Yola düştüm, az uz gittim, dere tepe düz gittim;
Her akşam bir Türk şehrine, Türk köyüne uğradım.
Kalblerinin bir emelle çarptığını anladım.

İstanbul’a geldim, gördüm Tûrân fikri uyanmış;
Büyük emel doğmuş, buna çalışıyor her kişi!..
Ey Türklerin yeni doğan yüce ümîd güneşi!

Ben adsızım, sensin bana millî bir ad verecek!
Türk oğluna lâyık olan merdlikleri yaparsam,
Bana ad ver, beni evlâd tanı, benim ol babam.

Geldim senin eşiğine, Kara-kurum ilinden.
İstikbâlin târihinde bu sözleri okurum :
Yeni Tûrân Hâkanlığı, pâyitahtı: Ak-kurum!

                           Ziya Gökalp (Kızıl Elma)

Ak-kurum yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2015/05/07/akkurum/feed/ 0