~CâN İÇRE – Edebice Dergisi http://edebice.net Resmi Web Sitesi Thu, 04 Jan 2018 19:40:49 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.6.9 HAYATIN RİTMİ http://edebice.net/2017/12/02/hayatin-ritmi/ http://edebice.net/2017/12/02/hayatin-ritmi/#respond Sat, 02 Dec 2017 18:02:58 +0000 http://edebice.net/?p=8048 Hayat sana gelmez Sen ona gitmelisin, Yollarını açmalı Durmadan koşmalısın. Sıkılsa da canın Kırılsa da dalın, Köklerinden varolup Daima bitmelisin. Hayatın kendisi sen Varlığına sebep sen, Allah’ın(c.c) emriyle dünyaya hükümran

HAYATIN RİTMİ yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
FB_IMG_1511678830780

Hayat sana gelmez
Sen ona gitmelisin,
Yollarını açmalı
Durmadan koşmalısın.

Sıkılsa da canın
Kırılsa da dalın,
Köklerinden varolup
Daima bitmelisin.

Hayatın kendisi sen
Varlığına sebep sen,
Allah’ın(c.c) emriyle
dünyaya hükümran sen.

Değil mi ki ilk emir
“İkra bismirabbikellezî halak.”
“Yaradan Rabbi’nin adıyla oku!”
Oku ki öğren
Öğren ki öğret,
Öğret ki hayatı
O’nun ilmiyle keşfet.

Hayatın ritmi
İşte burda kilitli,
Varlığına varmaya
Cümleler yetmeyecekti.

Tüm cihanı sarsa da
Dünyanın bütün derdi,
Yolu Allah(c.c) olanın
Kalmaz içinde derdi.

~CâN İÇRE 💜

HAYATIN RİTMİ yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/12/02/hayatin-ritmi/feed/ 0
BAYRAM http://edebice.net/2017/06/25/6330/ http://edebice.net/2017/06/25/6330/#respond Sun, 25 Jun 2017 13:35:32 +0000 http://edebice.net/?p=6330 Bayram.. Anne babaya evlat,evlada anne baba,bekleyene vuslat,yaralıya merhem,yolcuya azık,dertliye derman,hastaya şifa,merhuma rahmet.. Bayram.. Herkese farklı anlamlar getiren bir giz.Şeker tadında geçsin diye adı Şeker Bayramı olsa da Ramazan-ı Şerife ulaşıp

BAYRAM yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
FB_IMG_1498339354690Bayram..

Anne babaya evlat,evlada anne baba,bekleyene vuslat,yaralıya merhem,yolcuya azık,dertliye derman,hastaya şifa,merhuma rahmet..

Bayram..
Herkese farklı anlamlar getiren bir giz.Şeker tadında geçsin diye adı Şeker Bayramı olsa da Ramazan-ı Şerife ulaşıp bu muhteşem ayı layıkıyla geçiren Müslümanlara verilen en özel en güzel ödül, Ramazan Bayramı.

Bayram..
Sevinç, bayram coşku, bayram rahmet… Mini mini ellere yakılan kına, kapı kapı toplanan şeker, beklenen harçlık, e tabi tabak tabak yenen tatlılar..

Bayram..
Ne dünyadakilerin ne ahirettekilerin unutulmadığı harika zaman dilimleri..

Bayram..
Canların cana karıştığı, mutlulukların havalandığı,gönüllerin birleştiği, kalplerin huzura kavuştuğu birlik beraberlik anları günleri..

Bayram..
Bir yanı eksik kalanların hüznü, bir yanı toprak altındakilerin acısı,şehit analarının yarası,yetimlerin gözyaşı,öksüzlerin sırdaşı.

Bayram herkesin farklı bir yanı.

~CâN İÇRE

BAYRAM yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/06/25/6330/feed/ 0
SÖYLE http://edebice.net/2017/05/17/soyle/ http://edebice.net/2017/05/17/soyle/#respond Wed, 17 May 2017 11:56:37 +0000 http://edebice.net/?p=5932 İçinden geçenleri Süz de söyle! Anlatamadın mı derdini Manâyı harfe diz de söyle!   Hayat bir yokuştur Zorlu ve ketum, Dertleri dermana “Sır” de söyle!   Var mı ki kalem?

SÖYLE yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
FB_IMG_1492422090727

İçinden geçenleri

Süz de söyle!

Anlatamadın mı derdini

Manâyı harfe diz de söyle!

 

Hayat bir yokuştur

Zorlu ve ketum,

Dertleri dermana

“Sır” de söyle!

 

Var mı ki kalem?

Yaz da söyle!

Kağıt ve silgi

Çiz de söyle!

 

Söyledin de sesin duyulmadı mı?

Hepsini inci gibi diz de söyle!

Kalbini mühürle Hakk’ ın adına,

Gayba derdini “giz” de söyle!

 

Varsın duymasın duymayanlar,

Sen Hâlk’ ın adını “bil” de söyle!

Söyle ki coşsun gönüllerin Pîr’ i,

Manâyı bulsun sükûtların dili.

~CâN İÇRE

 

SÖYLE yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/05/17/soyle/feed/ 0
İlmek İlmek Milliyetçilik http://edebice.net/2017/03/18/ilmek-ilmek-milliyetcilik/ http://edebice.net/2017/03/18/ilmek-ilmek-milliyetcilik/#respond Sat, 18 Mar 2017 13:03:47 +0000 http://edebice.net/?p=5196                   İLMEK İLMEK MİLLİYETÇİLİK             Türk milliyetçiliği, çağlar aşan köklü bir yapıya sahiptir. Bu yüzden geçmişi o kadar eski tarihleri kapsar. Milli değer ve bütünlüğümüzle öyle güzel harmanlanmıştır ki bu

İlmek İlmek Milliyetçilik yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
bayrak

                  İLMEK İLMEK MİLLİYETÇİLİK
            Türk milliyetçiliği, çağlar aşan köklü bir yapıya sahiptir. Bu yüzden geçmişi o kadar eski tarihleri kapsar. Milli değer ve bütünlüğümüzle öyle güzel harmanlanmıştır ki bu koca bağları birbirinden koparmak imkansızdır. Lakin günümüz şart ve durumlarına baktığımızda hak ettiği kıymeti göremediğini biliyoruz. Buna en büyük sebep şüphesiz kadirşinaslığın tükenmiş olması. Kıymet bilmezliğin var olması. En önemlisi de sahip çıkmamız gereken değerleri hiçe saymamız. İşte bu “sahip olduğumuz değerleri hiçe saymamız” ifadesi en can alıcı nokta ve husustur. Çünkü var olan ve varlığı geçmişte nice canlar nice kanlarla ispatlanmış olan “milliyetçilik”, tıpkı kaderine terk edilen kanser hastaları gibi can çekişmekte. Bizlere düşen ise can çekişen bu kanser hücresini kaderine terk etmek değil; tedavi yöntemlerini araştırarak derhal uygulamaktır. Bu uygulama sonucunda ancak ve ancak kanser hücresini söküp atabiliriz. Aksi taktirde köklerimizden bağlarımızdan ve değerlerimizden olma tehlikesi bizi çepeçevre saracaktır. Çünkü Türk milliyetçiliği konusunda tehlike ve sorunlar küçükken çözülmediği için şu an daha çok büyüyüp yumak haline gelmiş sorunlarla baş etmek durumundayız.
                      Mustafa Kemal Atatürk, “Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve milletlerarası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir uyum içinde yürümekle beraber, Türk toplumunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kimliğini korumaktır.” (Ankara 1930) sözleriyle Türk milliyetçiliğinin özünü, sözünü ve hedefini özetlemiştir. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına Türk Milleti denir.” (1930) ifadesiyle de bu değerli vazifenin biz Türk Milleti üzerinde olduğunu belirtmiştir. Buradan kıymetli Türk Milleti nasıl ki milliyetçilik şuuru ve bilinciyle Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduysa bu devletin devamı ve bekası için de milliyetçilik şuuru ile hareket etmelidir, yorumunu çıkarabiliriz.
                      Oysa ki DEĞER bizim

                                       ÜLKÜ bizim 

                                           BAYRAK bizim

                                               VATAN bizim

                                                     TÜRKİYYE BİZİM..
                     Eğer ki biz bu kutsallarımıza sahip çıkmaz ve geleceğe taşıyamazsak akıbetimizi kestirmek zor olmasa gerek.
                     Mustafa Kemal Atatürk, “Milleti millet yapan düşünce gücünün temelini milliyetçilik teşkil etmektedir. Milliyetçilik, milli benlik, milli birlik, milli ahlak, milli ekonomi, uygarlık ahlakı, milli duygu ve insani duygunun birleşmesinden meydana gelmiştir.” derken de her alanda milli duygu ve milliyetçilik ruhu ile hareket edilmesi gerektiği üzerinde durmuştur.
                    Günümüzde milliyetçilik ruhu ve uygulamaları o kadar sekteye uğramış bir durumda ki.. Resmen Türk Milliyetçiliği yıkım aşamasında can çekişmekte. Bizler bu duruma seyirci kalırsak ve şu an sadece beynimizde yer alan milliyetçilik(?) düşüncesiyle hareket etmeye devam edersek bu kanser sadece beynimizde yer almakla kalmayacak diğer bütün uzuvlarımızı da saracaktır. Özellikle dış güçlerin ve ülkemizde yer alan iç mihrapların zararlı faaliyetleriyle bütün uzuvlarımız, yanlış bir o kadar da tehlikeli bir hal alacak. İşte o zaman …
                    Bütün bu sebeplerden ötürü Türk milliyetçiliği, atiye sağlam temeller üzerine oturtulmuş bir şekilde götürülmelidir. Ancak sağlam temeller üzerine sağlam fikirlerle ilerleyebilmesi için yaraları sarılmalı, vefasızlıklar giderilmeli, kanser hücreler sökülüp atılmalıdır. Böylece gelecek nesillere pırıl pırıl, özüne dönmüş, sapasağlam bir milliyetçilik bırakılabilir. Bu konuda taze beyinler, has milliyetçilik düşünce ve fikirleri ile yoğrulmalıdır.
                    Türk Milliyetçiliği Gaspıralı’ya, Akçura’ya, Gökalp’e, Atsız’a, Sancar’a, Türkeş’e, Dündar Taşer’e, Gün Sazak’a, Mümtaz Turhan’a, Erol Güngör’e, Mehmet Eröz’e, Galip Erdem’e, Ahmet Arvasi’ye, Muzaffer Özdağ’a, Ümit Özdağ’a ve Cumhuriyetimizin kurucusu, İstiklal Harbimizin önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onların ifade ettiği değerlere sahip çıkmaktır. Sahip çıkılmalıdır ki sahip çıkmalıyız ki ecdadımızın canla kanla ilmek ilmek ördüğü Türk Milliyetçiliğini koruyabilelim, yaşatabilelim ve her daim var edebilelim.
                                                                                                                                          

                                                                                                                                 Cânân DURSUN BALTACI

İlmek İlmek Milliyetçilik yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/03/18/ilmek-ilmek-milliyetcilik/feed/ 0
Baharın Müjdecisi Cemre http://edebice.net/2017/03/05/baharin-mujdecisi-cemre/ http://edebice.net/2017/03/05/baharin-mujdecisi-cemre/#respond Sun, 05 Mar 2017 11:02:58 +0000 http://edebice.net/?p=4821              Kelime manâsı “ateş, kor” olan cemre, Arapça bir kavramdır. Ateş, kor ise ısıtan hatta yakan anlamlarını taşır.             Cemrenin yedişer gün arayla önce hava sonra su en sonda ise

Baharın Müjdecisi Cemre yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
illahu

             Kelime manâsı “ateş, kor” olan cemre, Arapça bir kavramdır. Ateş, kor ise ısıtan hatta yakan anlamlarını taşır.

            Cemrenin yedişer gün arayla önce hava sonra su en sonda ise toprağa düştüğünü bilmeyenimiz yok gibidir.

           İlk önce havaya düşen cemre elbette havada ısınmaya yol açacak; fakat bunu sadece hava sıcaklığının artışı gibi düşünmemek lazım. Çünkü tasavvufta Hz. Mevlanâ Celâleddin-i Rûmi der ki: “Hamdım, piştim, yandım.” Bence bu güzel sözü ilkbaharın müjdecisi “cemre” için de kullanabiliriz.

          Havaya düşen cemre ilk önce havada sıcaklık artışı sağlar. Hz. Mevlanâ’ nın değerli cümlesinden “hamdım” kelimesini havaya düşen cemre ile ilişkilendirebiliriz. Şöyle ki, henüz olgunlaşmamış olan her şeye “ham” deriz. Daha ilkleri; ilk soluk, ilk adım, ilk duruş vb. anlatır. Bütün bunlar o kadar hamdır ki..

          Havaya düşen cemreden yedi gün sonra suya düşen cemre, bir kış boyunca eksi değerlerin dibine vuran su sıcaklığı üzerinde muazzam bir etki oluşturur. Hz. Mevlâna’ nın “piştim” sözünü de buraya alabiliriz. İlk önce havada başlayan etki artık suya da yansımış ve dünya üzerindeki su kaynaklarının ısınmaya başlamasına kolaylık sağlamıştır.

         Son aşamada; yani üçüncü hafta toprağa düşen cemre artık Hz. Mevlâna’ nın “yandım” ifadesinde kendini bulur. Şöyle ki dünya düşünürüne göre yanmayan hiçbir şey yoktur ki varlığını bulmasın, kendi olmasın. Ancak hamken pişen ve piştikten sonra yanan her şey kendi olur, aslını bulur. O zaman toprağa düşen son cemre artık toprakta dirilişe sebep olup ilk canlanış, ilk kımıldanış ve ilk uyanışı sağlayacaktır. Allah-u Tealâ’ nın “Ol!” emri dahilinde ve son cemre yardımıyla toprak canlanacak, İlkbahar başlayacaktır. Bir kış boyu dinlenmeye çekilen börtü böcek, bitki çiçek, haşere hayvan artık uyanışa geçecek; yeni bir sayfa yeni bir düzen ve yeni bir hayat vuku bulacaktır.

           Bu olaylar zinciri sebebiyle cemre, biz Türk Milleti ve Altay kültüründe özel bir öneme sahiptir.

         Benim için de apayrı yeri olan “cemre” her daim gözde ve her daim kıymettar bir ifadedir.

                  Hem baharın hem hayatın müjdecisi CEMRE..

                                                                                                           ~Cân İçre

 

Baharın Müjdecisi Cemre yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/03/05/baharin-mujdecisi-cemre/feed/ 0
Huzur http://edebice.net/2017/02/07/huzur/ http://edebice.net/2017/02/07/huzur/#comments Tue, 07 Feb 2017 17:43:03 +0000 http://edebice.net/?p=3992 Hâyy olan Allah (c.c)’ tan gelen yüce kavram.. Ezelî ve ebedî diri, uyuklama yorulma gibi noksanlıklardan uzak, var, diri ve tam olan..    Ulaşılması kolayken biz insanların zorlaştırdığı ve ulaşılmaz

Huzur yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
huzur_huzurlu_olmak

Hâyy olan Allah (c.c)’ tan gelen yüce kavram.. Ezelî ve ebedî diri, uyuklama yorulma gibi noksanlıklardan uzak, var, diri ve tam olan..

   Ulaşılması kolayken biz insanların zorlaştırdığı ve ulaşılmaz hale getirdiği uzak terim..

   Zât-ı Zülcelâlde toplanan, Hakîm-i Mutlâk’ a has ve en çok O’nda şanını bulan en çok O’ nda değerine ulaşan pırlanta sözcük.

  Uzak diyarlardan gelerek hayatın tam ortasında bizi yakalayan, sımsıkı saran; ama kıymeti bilinmeyen yerden derhâl tasını tarağını toplayıp dargın ayrılan iki hece tek kelime.

  Razı edemediği ve rızasını alamadığı insanların evinde, yurdunda yuvasında ödünç bir şey almaya gelmiş komşu edasıyla duran gizemli bir manâ. Ha uçtu ha uçacak olması da bundandır. O kadar hassas o kadar kırılgan o kadar naif ki..

          Tadını bilen bilir bilmeyen farkına dahi varmaz varamaz. Zaten o da her zaman gelmez. Kıymeti bilinmeyen yerde durmaz. Kıymeti bilinmediği için de öyle kolay kolay geri gelmez. İşte bundandır nâifliği, emanet oluşu.. Lâkin farkına varılır, anlaşılır, anlatılabilinir ve yaşanılabilirse öyle bir kalır ki kovsan da gitmez. Tıpkı tamamlanmamış cümle sonuna konulan üç nokta gibi öyle güzel durur ki başucumuzda. İşte o zaman ne tadına doyabilir ne de varlığımızdan söküp atabiliriz.

         Bir süre sonra ise bizi öyle güzel bir yere götürür ki işte o zaman cümlelerimizin sonuna nokta koyamaz üç noktayı farz biliriz. Bundan sonra ise Âdem’ in Hû’ ya ulaşabilmesi de mümkün ve tabiîdir.

         Gerçek “huzur” işte budur.

       Hâyy olan Allah (c.c)’ tan gelen huzurun Hû olan Rahman’ a ulaşması da burada gizlidir.

                                                                                     ~Cân İçre          

Huzur yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/02/07/huzur/feed/ 2