GÖKKUŞAĞI
20.08.2013
Anka kuşu uçmayı unutalı gözüm dağları seçmiyor.
“Yunus’un dalgalarında boğ beni.” demiş miydim?
Yoksa içimden mi söyledim?
Kendi kendimi ihbar etmişim.
-fazlasıyla zararsızım-
Sana kötülük yapmak isterken bile
iyiliğini düşledim…
Ellerim beddua için açılmış da olsa
sana hep dua ettim…
Mor menekşeler sümbülleri kıskanmaz.
Bülbül, güle âşık değildir.
Ve yıldızlar kayarken ettiğimiz hiçbir dua
kabul edilmeyecektir.
Yine de her yıldız kaymasında seni istedim;
Gökkuşağının altından her geçtiğimde,
Her gece uyumadan önce,
Ellerimi açıp kıbleye her döndüğümde,
Yalnız seni istedim…
Sonunda kabul etmek zorunda kaldım ki:
Bir şeyi bu kadar çok istiyorsan ve olmuyorsa,
Olmaması gerektiği içindir.
Uzun bir yolculuğa çıktım.
Hatırlamamak için hiç tanımamış olmayı,
Unutmak için hiç sevmemiş olmayı diledim.
Gittiğim her şehre hayalini de sürüklemişim.
Geçtiğim her sokakta suretini görünce fark ettim.
Özlemişim…
Özlemeye bile hakkın olmayan birini özlüyorsan,
Bilmelisin ki canın hep acımaya mahkûmdur.
Bir gün bile kuru gözle gezmedim.
Yüreğime taktığım prangalarla mutluydum.
Umut da beslemiyordum.
Kaybettiğimi kabul etmiştim.
“Her şeyde bir hayır vardır.” deyip çekip gitmiştim.
Mutluluğum hangi şehrin sokağına saklanmıştı ki
bulamıyordum…
Gözlerimdeki kederi görecek,
Görüp de milli meselesi yapacak,
Kimse yok muydu?
Her genç kızın beyaz atlı bir prensi varken,
Benim niçin minik bir kurbağam bile yoktu!
Uçan halımda kurduğum bütün hayaller,
Gerçekler diyarına uçtu.
Posta güvercinimden şikâyetçi değilim.
Hep yanlış yerlere kanat çırptığını bilmiyordu.
Belki de beni bir o seviyordu…
SEDA NUR KURT
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.