CİLALI BENLİK ÇAĞI

12 Haziran 2017 0 yorum Genel 255 Görüntüleme

pexels-photo-226070-001

“Cilalı Benlik Çağı”ndayız. İnsanların kendinden başkasını gör(e)mediği, kendinden başkasını sev(e)mediği, kendinden başkasına bir hayrının dokun(a)madığı bir çağ. Süslü lafların, giysilerin, takıların, yakıların, dövmelerin, övmelerin, tuhaf tuhaf görüntülerin, acayip macayip örüntülerin ardına saklanan zapt edilmeyecek kadar azgın bir benlik ki sormayın; şişirilmiş, kocaman, dev gibi bir şey…

Bu zamanda herkes kendi evreninde bir galaksi, uçsuz bucaksız bir yıldızlar topluluğu kuşkusuz. Bu koca galaksinin, en iri yıldızı da kendisi. Bu kadar özgüven elbette, birilerince alkışı hak edecek kadar önemli. Çünkü eski zamanın insanı bizler, ezik büyütüldük. Gölgemizden korktuk, sözlerimizi hep içimizde tuttuk. Bin dinleyip bir söyledik… Yeni nesil böyle olmamalıydı! Eyvallah, öyle olmasınlar da nasıl olsunlar? Oysa bizim kültürümüzde korku ve ümit dengede tutulmalıydı. Korkaklık iyi değilse cesurluk da iyi değildi. Biliyorduk ki cahil, cesur olurdu.

Bir kızgınlıkla bunları söylediğim düşünülebilir. Bu düşünce, haksız sayılmaz. Bir kızgınlıkla söylüyorum bu sözleri. Evet, bu kadar fazla benlik beni eskiye methiye dizmeye sevk ediyor. Doğrudur, eskinin de ele avuca gelir yanı yok etraflıca bakılınca. Ne yapmalı o zaman? “Empati” diye yabancılardan ihraç ettiğimiz bir kavramı inceleyelim. Sanki bu bizde yokmuş gibi! Oysa İnsanlığın Efendisi çağlar öncesinden bize söylemişti: “Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” (Buhari). Bundan daha güzel “empati” mi olur? Bencilliğin önüne kurulmuş kale bu kutlu söz, can u gönülden kulak verilmesi gereken.

Biz, bize yabancı olduk. Bütün dert bu. Kendi kendimizi tanımıyoruz artık. “Cilalı Benlik Çağı” ile ortaya salıverdiğimiz gerçek, her şey görüntüden ibaret. Sanal dünyayı, gerçek dünyayla karıştırdık. Herkes pürüzsüz bir güzelliğin peşinde. Bunun için çokça cila gerek. Onlarca programla kendimizi parlatarak sunabiliriz sanal dünyaya. Herkes yakışıklı, herkes güzel… Tipsizler, çirkinler; “yontma benlik çağı”nda kaldı. Hem sadece sanal dünyada pürüzsüz değiliz artık, binlerce makyajla gerçek dünyada da kendimizi cilalayarak pürüzsüz gözükebiliriz. Gözükmeliyiz de… Çünkü her duruma uygun onlarca argümanımız var. Mesela bu durum için evvala şöyle diyebiliriz: “Kendimizi makyajla parlatmamız gerek; ayrıca bu göz boyamak da değil, insanların göz zevkini bozmamak!”

Dün okuduğum bir haberdi; makyaja harcanan para dünya genelinde 15 milyar dolar, Somali’nin açlıktan kurtulması için gerekense 1, 5 milyar dolar… İnsanlık her yerde karaya oturmuş durumda; “Afrika dahil”!

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum