
Ey! Panipat, Panipat… Hayâlini kurduğum.
Uğrunda canlar alıp, gör kıyâma durduğum.
Kâbil’den, Semerkand’dan, huzûruna vardığım,
Gel sen bana yâr ol da, ordum ile yerliyim;
Mukâddes Hindistan’ı, Bâbür’lere birliyim.
Ben kuşandım zırhımı, geldim er meydanına.
Kılıcımı zağladım, daldım er meydanına.
Yayımı, oklarımı; gerdim er meydanına,
Göreyim kim merdâne, çıksın hele karşıma;
Var mıdır Babür Şâh’ın, dayanacak hışmına?
Duydum İbrâhim Lûdî; ordusuyla gelirmiş.
Al kanlı pusatlarla, filleriyle gelirmiş.
Beni yeneceğini, adı gibi bilirmiş,
Tez gel bre İbrâhim, pusatlar pas tutmasın;
Mâdem ki er kişisin, er sözünü yutmasın.
Tez davrandı İbrahim, saldırdı üzerime.
Filleri orduları, yürüdü üzerime.
Ateşli oklarımı, gezledim üzerine,
Noldu şimdi İbrâhim, fillerin de ürktü mü;
Neden ricâd edersin, Bâbür Şâh’tan korktun mu?
Nereye kaçarsınız, gideceğiniz mezar.
Aylar-yıllar geçse de, târih bunu da yazar.
Bâbür Şâh’ın ordusu, düşmanlarını ezer,
Mübârek Cumâ günü, Panipat’ı feth ettik;
Mukâddes Hindistan’ı, kendimize yurt ettik.
Mert ÖZTAŞ
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.