
Bir sabah tan atınca, avlanmaya giderken;
Geldi o kara haber, açıldı tahtın yolu.
Yüreğimde acılar, lime lime olurken,
Bâzı sesler işittim, baktım derinden arşa;
Süleyman Hân çok yaşa, kılıcın varsın arşa!
Yeniçeri dizildi, er sözü er üstüne,
Paşalar bî’ad etti, başlar gövde üstüne,
Cüluslar dağıtıldı, hân fermânı üstüne,
Yiğîdlerim kaldırdı, kılıçlarını arşa;
Süleyman Hân çok yaşa, kılıcın varsın arşa!
Türk çadırda doğar da, çayırda ölmek ister.
Sefer ister, penç ister; at, avrat, pusat ister…
Ocak heyecanlıdır, Belgrad’a varmak ister,
Halk sarayın önünde, bağırdı dağa, taşa;
Süleyman Hân çok yaşa, kılıcın varsın arşa!
Muhâmmed’in ordusu: Çetindir ve yamandır.
Hedefim Kızıl Elma, inandığım Kur-ân’dır.
Düşmanlar kalır naçar, dilediği amandır.
Çaldı savaş borusu, nârâlar vardı arşa;
Süleyman Hân çok yaşa, kılıcın varsın arşa!
Mert ÖZTAŞ
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.