YAZAR ÖZGÜR OLMALI – Oktay Akbal
Yazar özgür olmalı… Bunu herkes istiyor. Ama nasıl? Bir yazar nasıl özgür olabilir? Mümkün mü böyle bir şey? Önemli olan bu. Çünkü yazarın özgür olmasını isteyenlerin pek çoğu gerektiği zaman bu özgürlüğü çekinmiyorlar. Demek böyle bir kam çoğu defa önyargıdan ileri gitmiyor. Öteden beri sık sık tekrarlanan bu dilek düşsel bir amaç olmaktan kurtulamıyor. Düşsel amaçlar için savaşmak da ne çare kişiye vergi bir özellik. Kişi oğlunun geçmişi, kısacası uygarlık dediğimiz şey de düşsel gibi görünen birtakım duyguların, düşüncelerin gerçekleştirilmesinden başka nedir? Demek düşsel dediğimiz dilekleri, amaçları bir gün ele geçirmek umuduyla savaşmak kaçınılmaz bir görev.
Yazar özgür olacak! Olacak ama, olabiliyor mu? Hangi çağda bu duruma ulaşabilmiş? Dikkatle incelenecek olursa yazarların tarihin hiçbir çağında, hiçbir ülkede tanı bir özgürlüğe, yaratıcı için gerekli sayılan özgürlüğe kavuşamadığını göreceğiz. Eski çağlardan bu yana özgür düşünceli yazarlar karşılarında akla, hayale sığmaz çeşit çeşit düşmanlar arasında siyasal iktidarlar, zorbalar, krallar, derebeyleri, hatta liberal anlayışta olduğunu söyleyen değişik rejimler, demokrat olmak iddiasını taşıyan hükümetler, liderler başta gelir. Özgür yazarlar her çağdaş, her– ülkede idareyi elinde tutan iktidar sahiplerince tehlikeli varlıklar olarak kabul edilmişlerdir. Bu pek tabii bir şeydir. Çünkü iktidarlar yerleşmiş kanıların, inançların, düzenlerin değişmesini istemezler. İktidar sahipleri, halk yığınlarının ufuklarını açan yaratıcı yazarlara, düşünürlere kendi rahatlarını kaçırdıkları için düşman olurlar. Yalnız iktidarlar mı? Geniş halk yığınları da özgür yazarların yetişmesini önlemek, yetişenleri ürkütmek, yollarından caydırmak için elinden gelen baskıyı yapmaktan geri kalmaz. Halk yığınlarını kuran bireyler birtakım yerleşmiş düşüncelerin, alışılagelmiş kanıların, ezberlenmiş yargıların çevrelediği bir acunda yaşarlar. Okudukları kitaplar, gördükleri eğitim, aldıkları öğrenim onları belirli bir kişiliğe, bir anlayış seviyesine getirmiştir. Dünya görüşlerini kökünden yıkacak, inançlarım sarsacak herhangi yeni bir fikir, değişik bir görüş huzurlarım kaçırır. Bu yüzden özgür düşünceden korkarlar. Yem akımlara karşı gösterilen şiddetli tepki yem düşüncelere, yeni duyuşlara karşı beslenilen karşı koyma direnci bu korkunun sonucudur. Alışkanlıkları değiştirmek bir çaba işidir. Kişioğlu ise çabadan pek hoşlanmaz. Elde ettiği bilgileri, düşünceleri atıp yemlerini öğrenmek çoğu kişinin hoşlanmadığı bir durumdur. Yaratıcı sanatçıların, düşünürlerin içinde yaşadıkları toplumlarda, bu toplum hangi uygarlık ölçüsüne ulaşmış olursa olsun karşılaştıkları tepki ve direnç duygusunun özünde işte bu çabadan kaçma isteği vardır.
Özgür yaratıcı çeşit çeşit engelle savaşıyor… Bu engelleri yenmesini başaran kimse gerçekten bir yaratıcı olduğunu ispat etmiş sayılır. Yoksa, daha ilk adımda toplumun baskısı karşısında çekilip sinen, alışılmış düzene kendini kaptıranlar yaratıcı olmaktan uzaktır. İçinde yaşadığı toplumun beğenisini yenmemiş tek bir yaratıcı yoktur. Kalıcı olmayı başarmış yaratıcılar hep bu özgürlük savaşından başarıyla çıkanlardır. Ta eski Yunan’dan çağdaş topluma kadar yeni bir beğeni, yeni bir görüş, yem bir biçim, yem bir anlayış getiren kişiler hep bu çetin yoldan geçmişlerdir. Çevresinin direncim yenemeyen tek bir sanat ve düşünce eri gerçekten kalıcı bir yapıt ortaya koyamamış, adını daha sonraki kuşaklara bırakamamıştır. Yadsınması mümkün olmayan bir gerçek, yaratıcıların ancak özgür kaldıkları, kalabildikleri ölçüde amaçlarına eriştikleridir.
Evet, her çağda özgür yazarların karşısında dikilen zorluklar sayısızdır. Zordur bir yazarın tam bir özgürlüğe ulaşması. Çoğu defa da, pek çok yazar için imkân dışıdır. Bugün için de, yarın için de!.. Öyledir ama gerçek yaratıcı kişiliğine sahip olanlar her şeye rağmen bu özgürlüğe kavuşmak için didinirler. Ne geniş halk yığınlarının yıkıcı direnci, ne çeşitli iktidar sahiplerinin, yetkili kişilerin, kurumların ezici baskısı bu özgürlüğü kökünden yok edemez. Yazar için, gerçek yazar için yaratma özgürlüğü her yerde, her çağda, her ülkede, her zaman vardır, olmuştur. Bu özgürlük yok edilmez bir cevherdir. En karanlık günlerden en korkulu dönemlerden yarınlara kalan işte bu yitirilmez cevherin bir adı da kişi oğlunun sönmez iç alevidir diyebiliriz. O alev yandıkça özgür yaratma alanında yeni yeni yapıtlar yükselecektir. Zoru, imkânsızı, ele geçirilmezi, ulaşılmazı gerçekleştiren kişiler hep bu iç alevinden güç alırlar. Bu alev yandıkça, özgür yaratma isteğini hiç kimse önleyemeyecektir. Yazara, yazarlara düşen özgürlüğü her değerin üstünde tutmaktır. Özgürlükle yaratma alevi eştir çünkü… Biri sönünce öteki de yok olur. Bunu bilmeyen yazarlara acımak bile gereksiz. Onlar yollarını kendi elleriyle seçmişlerdir. Her yazar kendi yapıtından sorumludur. Bizi ilgilendirmez böyleleri…
(Konumuz Edebiyat, s. 29-31)
Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.
Henüz yorum yok.
Bu yazıya yorum yapabilirsiniz.