vatan – Edebice Dergisi http://edebice.net Resmi Web Sitesi Mon, 06 May 2019 17:41:26 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.6.14 Bir Mayıs Yağmuru http://edebice.net/2019/05/01/bir-mayis-yagmuru/ http://edebice.net/2019/05/01/bir-mayis-yagmuru/#respond Wed, 01 May 2019 00:42:03 +0000 http://edebice.net/?p=10539 Şehit Cengiz Baktemur’un anısına… Firdevs Baktemur anlatıyor; Oğlumla karşılaştığımda, “Ana sen niye öyle ağlıyorsun, sakın ağlama, Peygamberler bile çile çekmiş, bizim de çekeceğimiz çile varmış” diye konuştu. Yine böyle bir

Bir Mayıs Yağmuru yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Şehit Cengiz Baktemur’un anısına…

Firdevs Baktemur anlatıyor; Oğlumla karşılaştığımda, “Ana sen niye öyle ağlıyorsun, sakın ağlama, Peygamberler bile çile çekmiş, bizim de çekeceğimiz çile varmış” diye konuştu. Yine böyle bir görüş günüydü. Henüz idam kararı çıkmamıştı. Bu görüşmeden 26 gün sonra yavrum idam edildi.

Baktemur’un tâlihi;

Ben râhmet üstüne doğrulmuşum,
Özüm, yiğitlikle yoğrulmuşum,
Fitne çağında tâlihsiz adım;
Vatan suç bilinmiş, vurulmuşum!..

Hangi çağ bilenmiş bir asırdır…
Ah aydınlık günlerim nerede?
Ya rabbi, bu nece büyük sırdır!
Hani şanım, dünlerim nerede?

Şehâdeti;

Ölüme hazırladılar onu. Hücreden çıktığında gülümsüyordu. Adeta “Bozkurtlar ölüme böyle giderler!” der gibi…

İdam edileceği yere getirildi. Sehpayı görünce yine güldü. “İşte bizi Allah’a götürecek olan sebep!” dedi.

Son isteğini sordular…
“Bir Bayrak ve bir de Kur’an istiyorum!” dedi.

Getirildi.
Kolları bağlıydı. Bir asker yardımcı oldu. Kur’an’ı öptü alnına koydu. Bayrağı öptü, yüzünü, gözünü sürdü. Heyete döndü.
“İşte ben bunlar için ölüyorum! Canım feda olsun!” dedi.
Sonra kimseyi beklemeden sehpaya yöneldi.

İdam sehpam kurulmuştur;
Yarınım darağacında…
Gençliğime vurulmuştur;
Umutlarım inancında…

Sırla geceme nûr olur…
Ağlar canıma yâr olur
Şu ellerime hâr olur;
Dualarım amacında…

Bir mayısın bir yağmuru,
Tanrı eyler gibi nuru…
Yok mu gidişin oluru?
Fani, vefasız acunda…

Artık gözlerim görmüyor,
Kader ağını örmüyor,
Bir giden geri gelmiyor,
Umutlar darağacında…

Ve yeniden doğuşu;

Ne yana yönelsem kıblem olur,
Şehitliğime nişânem olur…
Belki gözlerime perdem olur.
Beden ölür, ölen ruhum değil,
Ey ölüm, şimdi önümde eğil!..

Vakit solmak üzre, şafağında…
Hangi kurtuluşa müjdedir bu!
Hangi zamanın da ötesinde;
Yeniden doğuşa secdedir bu!

Yalnız hâk’ka varmak gâyem olur…
Nur sofralarında pâyem olur…

Kelime-i şehâdet getirdi. Boynuna ilmeği geçirdiler.
Tabureye tekmeyi vurdular. Ama ayakları masaya değiyordu. Hemen birisi koşup masayı da çekti.

Bir yiğit daha sonsuzluğa erişti…

1 Mayıs 1982

IMG_20190501_030319

Bir Mayıs Yağmuru yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2019/05/01/bir-mayis-yagmuru/feed/ 0
Ege’nin Bozkurdu http://edebice.net/2019/02/20/egenin-bozkurdu/ http://edebice.net/2019/02/20/egenin-bozkurdu/#respond Wed, 20 Feb 2019 10:33:25 +0000 http://edebice.net/?p=10334 “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz…” Yaşarken şu an bile, Sana öldü diyemem… Dağlar gelmeli dile, Sana öldü diyemem… Adın ki şehit senin, Ömrün de

Ege’nin Bozkurdu yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz…”

IMG-20190219-WA0002

Yaşarken şu an bile,
Sana öldü diyemem…
Dağlar gelmeli dile,
Sana öldü diyemem…

Adın ki şehit senin,
Ömrün de şahit senin…
Cennet-i alâ yerin,
Sana öldü diyemem…

“Öldü” dersem gücenir,
Tanrı bile incinir,
Bu hâlime acınır,
Sana öldü diyemem…

Ey, Ege’nin Bozkurdu!
Koruyacaksın yurdu…
Senin mûkaddes ordu,
Sana öldü diyemem…

Gökyüzünde bayrağım,
Tüterken son ocağım,
Boş değilse bucağım,
Sana öldü diyemem…

Şimdi bir ben sefilim,
Mertliğine kefilim…
Bağlanır da şu dilim,
Sana öldü diyemem…

Ân canlanır gözlerde,
Acı hüznün sözlerde,
Annen yolun gözler de,
Sana öldü diyemem…

Vatan bizim, bizimdir!
Bedel, akan kanımdır…
Fırat benim sızımdır,
Ona öldü diyemem…

Yaşarken şu an bile,
Sana öldü diyemem…
Dağlar gelmeli dile,
Sana öldü diyemem…

Şehitlerimizi yılda bir kere, yalnız bir şiirle anmayın. Onları sürekli zihninizde, fikirlerinizde yaşayın, yaşatın.
Kanları ile sulanmış bu kutlu toprağı, kahramanlıklarını anarak çiğneyin..

Unutmayın…

20 Şubat 2019

Ege’nin Bozkurdu yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2019/02/20/egenin-bozkurdu/feed/ 0
Fırat’a Mektup http://edebice.net/2018/02/20/firata-mektup/ http://edebice.net/2018/02/20/firata-mektup/#respond Tue, 20 Feb 2018 07:17:23 +0000 http://edebice.net/?p=8684 20 Şubat 2018… Sana bu mektubu tozlu bir gecenin sabahından yazıyorum Bulut bulut özlemin Bu dünyadan göçüşün Kür Şad’ın şanlı yürüyüşü sanki Bir yiğit gidişin var ki; Ay ve güneş

Fırat’a Mektup yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
images

20 Şubat 2018…

Sana bu mektubu tozlu bir gecenin sabahından yazıyorum
Bulut bulut özlemin
Bu dünyadan göçüşün
Kür Şad’ın şanlı yürüyüşü sanki
Bir yiğit gidişin var ki;
Ay ve güneş kıskanır
O gidişi fikrimin en derinine kazıyorum
Feryadı kalıyor kanayan gecelerin
Ağaran saçlarıma düşüyor figânı;
Oy yiğidim, oy Fıratı’ım!

Vuslat vaktinde solan umutlarına acıyorum
Acıyorum Fırat’ım, senin yaranla yanıyorum
O bahar bir daha gelmeyecek
Gelmeyecek renk renk çiçeklerin baharı
Ve bilirim ki, senin gibi güzel ölmeyecek
Ölmeyecek hiç bir yiğit…

Sana bu mektubu, yıldızların sönük olduğu bir geceden yazıyorum
Feryadı kanıyor zifiri karanlıkta gecenin
Yanan gözlerime düşüyor figânı;
Oy Fırat’ım, oy yiğidim!

Kasım yastır bana, Aralık zindan, Ocak urgan, Şubat sızı
Büyük bir sızı
Koç yiğitler koşar gider ölüme karşı
Ölüm korksun!
Ey, göğün ve yerin yedi katı
Sanma ki çoksun
Yoksun…
Yoksun şimdi soğuk toprağı tutuyor yaslı annenin  elleri
Gidişine yas tutan melekler
Şimdi lâl olmuş gibi çarpan sineler…

Sana bu mektubu gelinmez bir yalnızlıktan yazıyorum
Feryadı dağlıyor dağları, o yalnızlığın
Bağrıma düşüyor acı figânı;
Oy yiğidim, oy Fırat’ım!

Sana bu mektubu kutlu aşıklar dergâhından yazıyorum
Burada tek aşk vatan…
Başka duygularıma kızıyorum
Adın bölerken gecemin uykularını
Yerde kalmış bir kan sızıyor kapalı gözkapaklarımdan
Ben gülen suretini çiziyorum
Baktığım her yana…

Vallahi korkmuyorum
Korkmuyorum, bu haykırışlar değil boşa
Yine çıkıp gelse bir er
“Hadi” dese hadi
Peşindeyim yemin olsun peşindeyim.
Biliyorum ki, boşuna değil toprağa erişin,
Bıraktığın yerde vatan
Ve kanını akıttığın yer vatan…
Ululardan selâm eyle, bu kutlu toprağa;

Ruhun yükselir arş-ı âlâ’ya

Oy Fırat’ım, oy yiğidim…
Kavuşmak zormuş sılâ’ya
Oy Fırat’ım, oy yiğidim…

Ecel aldı seni tezden
Ağlarım, ne gelir elden
Yiğit olmuş adın dilden
Oy Fırat’ım, oy yiğidim…

Kalmaz al kanın yerde bil
Söylemezlerse kopsun dil
Dinsin acı, yaşını sil
Oy Fırat’ım, oy yiğidim…

Bıraktığın yerde vatan
Türkü oldu dilde vatan
Korkma yiğit erde vatan
Oy Fırat’ım, oy yiğidim…

Fırat’a Mektup yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/02/20/firata-mektup/feed/ 0
Ali Ekrem Bolayır’dan Türk Ordusuna http://edebice.net/2018/02/08/ali-ekrem-bolayirdan-turk-ordusuna/ http://edebice.net/2018/02/08/ali-ekrem-bolayirdan-turk-ordusuna/#respond Thu, 08 Feb 2018 12:44:08 +0000 http://edebice.net/?p=8529 Namık Kemal’in oğlu Ali Ekrem Bolayır (1867-1937), Türk milletinin en zor dönemlerine şahit olmuş, Birinci, İkinci Meşrutiyetleri, Balkan Savaşlarını, Birinci Dünya Savaşı’nı ve nihayetinde Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış bir şair ve

Ali Ekrem Bolayır’dan Türk Ordusuna yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
türk üç kere askerdir

Namık Kemal’in oğlu Ali Ekrem Bolayır (1867-1937), Türk milletinin en zor dönemlerine şahit olmuş, Birinci, İkinci Meşrutiyetleri, Balkan Savaşlarını, Birinci Dünya Savaşı’nı ve nihayetinde Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış bir şair ve yazarımızdır. Tıpkı Mehmet Akif gibi o da ordumuzu destanını yazmış, Mehmetçiğe kalemiyle destek olmaya çalışmıştır. Peşpeşe girilen savaşlardan yılgın düşen millete ve orduya cesaret ve moral aşılamak amacıyla kaleme aldığı “Ordu’nun Defteri” adlı eseri dikkatlerden kaçmış bir eserdir. Yine kurtuluş Savaşı yıllarında yazdığı “Ana Vatan” kitabı o dönemde orduya dağıtılmış ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından beğenilmiştir. Şair, şiirlerinin dışında ordumuz, asker ve vatanımız için de sözler derlemiş ve bu özlü sözleri Ordumuzun Defteri adlı eserinde yayımlanmıştır.

Türk ordusunun Zeytin Dalı Harekatı yaptığı şu sıralarda Ali Ekrem Bolayır’ın Türk ordusu için derlediği bu sözleri paylaşalım:

ALİ EKREM BOLAYIR’IN ŞİİRLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

ATALARIMIZIN SÖZLERİNDEN

-Allah’ın büyüklüğü askerin yüreğinden, Allah’ın nuru as­kerin alnından doğar.

– Allah’ın güzelliği şehitlerin yüzünde güler.

– Askeri seven Allahıı da sever.

– Asker “Allah Allah!” çağırdıkça gökler inler, dağlar titrer, der­yalar coşar, âlemler çınlar!

– Türk üç kere askerdir: Türklüğün, peygamberin, Allah’ın askeri!

– Allah’tan büyük yok, askerden yiğit yok!

– Şehidin son gördüğü Allah’ın cemalidir.

– Vatanını sev, Allah da seni sever!

– Vatan uğrunda can verenleri Allah cennete gömer, millet yüreğine.

– Millet orduya canını verir, ordu millete kanını!

– Türk askeri insanlara değil Allah’a da kendini beğendirmiştir.

– Ecdadımız gibi olmağa çalışırsak evlâdımız kahramanlardan kahraman asker olur.

– Askeri anlayan Müslümanlığı da anlar.

– Ordudan göklere vuran nurlar arşın yızdızları kadar parlaktır.

– Ordunun üstünde milletin göz bebekleri titrer,

– Muharebe meydanı cennet ovasıdır.

– Her kazanılan cenkten milletin bir istikbâli doğar.

– Silâh askere din yoldaşı, kardaşıdır.

– Toptan çıkan ses, gökten İnen nefes.

– Her gülle göklere fırlamış bir asker yüreğidir.

– Kanlı süngü yarin dudağı, parlak kılıç yarin yanağı!

– Ordunun nizamı milletin fikri kadar büyüktür.

Büyük ordular büyük milletlerden doğar.

– Osmanlı ordularının etrafını melekler sarar.

– Yiğit ol, yaşarken; korkma, geberirsin!

– Ölmeyi bilmeyen asker geberir.

– Gözünü aç, düşmanı gör; kalbine bak, Allah’ı gör.

– Kursundan kaçan yıldırıma tutulur!

– Ölüm Allah’ın emri, kaçmak şeytanın işi

– Cennetin çiçeklerini şehitlerin kanları sular.

– Türk yüzü yere gelmez, meğer ki yüreği dursun.

                                                                            (Ordunun Defteri, s. 171-178)

(Kaynak: Doç. Dr. İsmail Parlatır, Ali Ekrem Bolayır, Kültür ve Turizm Bak. Yay. İst. 1987)

 

 

Ali Ekrem Bolayır’dan Türk Ordusuna yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/02/08/ali-ekrem-bolayirdan-turk-ordusuna/feed/ 0
SARIKAMIŞ’TA KAHRAMAN BİR ERBAA’LI http://edebice.net/2018/01/04/sarikamista-kahraman-bir-erbaali/ http://edebice.net/2018/01/04/sarikamista-kahraman-bir-erbaali/#respond Thu, 04 Jan 2018 07:59:32 +0000 http://edebice.net/?p=8281 SARIKAMIŞ’TA KAHRAMAN BİR ERBAA’LI İki günlük yavrusunu Allah’a emanet eden Allah için cepheye giden ve ŞEHADET ŞERBETİNİ içen bir yiğittir o. Erbaa’lı; KURUDEDE’lerden ABDÜLKERİM… Her memleketin bir yiğidi vardır. Onları

SARIKAMIŞ’TA KAHRAMAN BİR ERBAA’LI yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
SARIKAMIŞ’TA KAHRAMAN BİR ERBAA’LI
İki günlük yavrusunu Allah’a emanet eden Allah için cepheye giden ve ŞEHADET ŞERBETİNİ içen bir yiğittir o.
Erbaa’lı; KURUDEDE’lerden ABDÜLKERİM…
Her memleketin bir yiğidi vardır. Onları herkes tanır bilir mesela bir Nene Hatun, Seyit onbaşı veya Zenci Musa’sı vardır. Ya bizim yiğitlerimiz kim tanıyor, kim biliyor. Sizlere bugün bizim yiğitlerimizden sadece bir tanesinden bahsedeceğim.
Seferberlik ilan edilir belki seferberlikte belki de cihat ilan edilince Abdülkerim’in içine ateş düşer. Her şeyini bir kenara bırakıp gitmeyi hesap eder fakat düşünmesi gereken bir de ailesi vardır. Kimdir bunlar; en büyüğü 4 yaşında üç çocuk, hamile bir eş üç kardeş ve onların yavruları. Bunların hepsi onun eline bakmaktadır ve onların haricinde anasının karnında bir de bebek vardır. Doğum yaklaşmış sancılar artmıştır. Artan sancı sadece anne de yoktur o sancılar yurdun her tarafını sarmış vatan dört yandan düşman ateşinin verdiği sancıyla kıvranmaya başlamıştır. Abdülkerim bir seçim yapmak zorundadır ya gidecek veya nefsini düşünüp bazı köylüleri gibi sadece ailesine bakacak düşman kapıya dayanana kadar sadece ambarındaki darıyı ve koynundaki karıyı düşünecektir.
Zaman daralmakta ve ateş yurdun dört bir tarafını sarmaktayken Allah için ölmeyi şeref sayan bir insan nefsini düşünemezdi. Artık kararını vermiştir ve gitmek için hazırlıklarına başlamıştır. Ona kardeşi Recep’te katılınca geride iki kardeş kalmıştır.
Onlar zorlu yolculuğa çıktıkları andan kısa bir zaman sonra Abdülkerim bir kez daha baba olmuş ve cepheye gitmeden önce elleri minnacık parmakları ufacık bir yavrusu daha olmuştur. Dünyaya yeni teşrif eden bu yavru dünyaya gözlerini açtığı anda babasını başucunda bulamasa da amcasının babasına haber vermesiyle yarı yoldan dönen. Babasına gülümseme numarası yapmış babası ise onun kulağına eğilip ‘‘adından dolayı benim gitmem Rıza göster, söz seni yalnız bırakmıycam en kısa zamanda yanında olacağım’’ diyerek, o anlamasa da onunla vedalaşmıştır.
Evet, Abdülkerim iki günlük bebeğini ve dünyalar kadar sevdiği biricik eşini bırakıp dünyalardan çok sevdiği vatanı için cepheye gitmiş bu defa yanında bir küçük kardeşini daha götürmüştür. Şimdi üç kardeş vatan için yola düşmüş üçü de nefeslerin buz tuttuğu dağlarında kurtların ulurken donduğu Sarıkamış’a doğru yol almışlardır.
Onlar artık aramızda olmasa da onların bıraktığı vatan topraklarında yaşıyoruz.
Üç yiğit; Abdülkerim, Recep ve Ömer…
Sonra ne mi olmuştur. Ne olduğunu ilerleyen zamanlarda açıklayacağız ve ilerleyen günlerde Abdülkerim’in evladına yazdığı mektuba yer verip onun torununun mektubunu yayınlayacağız. Abdülkerim’in mektubunu yarın, torunun mektubunu pazartesi yayınlayacağız inşallah.
Fatih KAPLAN 04.01.2018

SARIKAMIŞ’TA KAHRAMAN BİR ERBAA’LI yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/01/04/sarikamista-kahraman-bir-erbaali/feed/ 0
Vatanı için Ölümü Şeref Sayanlar http://edebice.net/2017/10/23/vatani-icin-olumu-seref-sayanlar/ http://edebice.net/2017/10/23/vatani-icin-olumu-seref-sayanlar/#respond Mon, 23 Oct 2017 06:42:22 +0000 http://edebice.net/?p=7680 VATANI İÇİN ÖLÜMÜ ŞEREF SAYANLAR Tarihimizde vatanı için ölümü şeref sayanların yanı sıra, maalesef vatanı için ölmeyi beceremeyip toprak kaybedince sırıtanlar da vardır. Bugün vatanı için ölmeyi şeref sayan milyonlarca

Vatanı için Ölümü Şeref Sayanlar yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
VATANI İÇİN ÖLÜMÜ ŞEREF SAYANLAR
Tarihimizde vatanı için ölümü şeref sayanların yanı sıra, maalesef vatanı için ölmeyi beceremeyip toprak kaybedince sırıtanlar da vardır. Bugün vatanı için ölmeyi şeref sayan milyonlarca insanımızdan sadece üç örnek vereceğiz. Allah onların izinden gitmeyi ve onlara layık idarecilerle yönetilmeyi bizlere nasip eylesin.
I. Abdülhamit Han; Osmanlı padişahları içerisinde halkın saygı ve sevgide kusur etmediği, sık sık halkın içerisine karışarak elinden gelen tüm imkanları halkı için kullanan bir padişah. Fakat devleti için kader ağlarını örmeye başladığı günlerde tahta çıkmış devletinin en zor günlerinin başlangıcında iktidarı yaşamıştır. Bu devlet ve millet aşığı padişahımız 1787-1792 yılları arasında cereyan eden Osmanlı- Rus savaşında Özi kalesi Rusların eline geçip kaledeki tüm insanlar katliama uğradığında iktidardadır ve haberi aldığında beyin felci geçirip hayata gözlerini yumar. Atasından miras kalan toprakları koruyamadığı için beyin felci geçiren bu ulu padişahın adı gerektiği noktada altın yaldızlı harflerle anılır. Çünkü toprağı kaybettiği için kahrından ölmüştür!
Süleyman Askeri Bey vardır. İngilizler Irak’ta işgale başladıklarında Osmanlı Devleti’nin gücü oraları savunmaya yetişemez. Zira devlet 9 cephede birden savaşmaktadır. Enver Paşa askeri dehasını kullanır. Orada yerli halkı ve aşiret reislerini etkileyip haçlı askerlerine karşı koyması için ekibindeki en başarılı insanlardan biri olan Süleyman Askeri Bey’i görevlendirir. Verilen görevi her türlü zorluğa rağmen yerine getiren bu vatansever kumandan ölümü göze alarak cansiperane elinden gelenin en mükemmelini yapar ve kendine bağladığı yerli aşiretlerle beraber İngilizlere o bölgeyi dar eder. Kut’ul Amare zaferinin alt yapısını oluşturur. Fakat onun da güçlü bir orduya yetecek gücü yoktur. Bir muharebe esnasında iki bacağından birden yaralanır. Yine de cepheyi bırakmaz ve birliklerine araba üzerinden komuta etmeye devam eder. Gün gelir birlikleri yoğun bir çatışma bölgesine girerler ve daha fazla ilerleme imkânı yoktur. Birliklerine geri çekilme emri verir. Verir vermesine ama bunu gururuna yediremez askerlerini yanından uzaklaştırdıktan sonra beylik tabancasını çenesine dayayıp tetiği çeker. Artık onun adı altın yaldızlı harflerle tarihte yerini alır.
Reşat Paşa (Çiğiltepe) vardır. Başkomutanlık meydan muharebesinde Mustafa Kemal’e Çiğiltepe’yi yarım saatte alacağına söz verir. Canla başla mücadele eder fakat 7. Yunan tümenini buradan atamaz. Ne yapsa olmuyordur. Dakikalar geçer fakat olmaz, olamaz. Nihayetinde verdiği sözü yerine getirememiş, kutsal vatan toprağını gerektiği gibi muhafaza edememiştir. Çadırına girer bir özür ve veda mektubu yazar beylik tabancasını şakağına dayar tetiği çeker! Devletimiz bu sadakatinden dolayı ailesine kırmızı şeritli İstiklal madalyası verir ve alamadığı tepenin adını soyadı olarak kullanmasını ister. Adı altın yaldızlı harflerle Türk tarihine geçer.
Aziz vatan toprağı Türk milleti için kutsaldır. Toprağın değerini bilmeyenler, onu koruyamayanlar gerektiği gibi savunmasını yapmadan geri çekilenler onurları için yaşamadıklarına inanırlar ve onursuzca yaşamaktansa ölmeyi tercih ederler. Toprağına sahip çıkamayan, onun için ölümün ne olduğunu bilmeyen ruhsuzlar bırakın ölmeyi köpekliğini yaptıkları ağababalarına bile ses çıkaramazlar. Kahramanların adlarını Arşı Ala’ya çıkaran bu aziz millet hainlik edenlerin adlarını da gerektiği yere yazar.
Aziz vatan toprağını korumak ve kurtarmak onu kovalara doldurmak değil gerektiği zaman uğrunda ölmek ve öldürmektir.
Allah kovacılardan bu aziz milleti korusun…
Fatih KAPLAN 19.10.2017

Vatanı için Ölümü Şeref Sayanlar yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/10/23/vatani-icin-olumu-seref-sayanlar/feed/ 0
Anadolu Hasreti http://edebice.net/2017/08/25/anadolu-hasreti/ http://edebice.net/2017/08/25/anadolu-hasreti/#respond Fri, 25 Aug 2017 16:52:41 +0000 http://edebice.net/?p=6785 ANADOLU HASRETİ   Titrek sahillere güneş doğunca, Gözlerim, görünmez dağları selamlar… Buruşur elimde bir sarı gonca, Ruhuma bir çamın şebnemi damlar .   İçimden bir gümüş çağlayan geçer. Bağları gül

Anadolu Hasreti yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
ANADOLU HASRETİ

 

Titrek sahillere güneş doğunca,

Gözlerim, görünmez dağları selamlar…

Buruşur elimde bir sarı gonca,

Ruhuma bir çamın şebnemi damlar .

 

İçimden bir gümüş çağlayan geçer.

Bağları gül kokan bir cihan geçer,

Şafaklar içinde karşımdan geçer

Tarlalar, çardaklar, çatlamış damlar ..

 

Gurbet işledikçe şu uzun yıla,

Gözümün yaşında ürperir sıla,

Gönlüm dolaşırken yana yakıla,

Ovada sabahlar, dağda akşamlar…

 

Ömer Bedrettin UŞAKLI  – Deniz sarhoşları

Anadolu Hasreti yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/08/25/anadolu-hasreti/feed/ 0
TÜRKİYE’DE TÜRKÇE YASAK MI? http://edebice.net/2017/08/21/turkiyede-turkce-yasak-mi/ http://edebice.net/2017/08/21/turkiyede-turkce-yasak-mi/#respond Mon, 21 Aug 2017 06:53:07 +0000 http://edebice.net/?p=6730 Vatanımızda  son dönemlerde açılan iş yerlerinde yabancı isim moda oldu. Şimdi sormak istiyoruz; Siz Türk değil misiniz? Türkiye’de yaşıyor, Türklerden para kazanmıyor musunuz? Bu aşağılık duygusundan ne zaman kurtulacaksınız? Tabela

TÜRKİYE’DE TÜRKÇE YASAK MI? yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
esenler-de-turkce-tabela-atagi-
Vatanımızda  son dönemlerde açılan iş yerlerinde yabancı isim moda oldu. Şimdi sormak istiyoruz;
Siz Türk değil misiniz? Türkiye’de yaşıyor, Türklerden para kazanmıyor musunuz? Bu aşağılık duygusundan ne zaman kurtulacaksınız? Tabela İngilizce olunca daha çok mu kazanacaksınız? Bu tabelalarla iş yeri açılırken belediyemizde ruhsat veren memur akıl edip bu iş yeri Teksas’ta mı, yoksa burada mı, diye neden sormaz? Türk’ten, Türkçe’den bu kadar nefret etmenizde özel bir sebep var mı? Bu özenti mi? Özenti ise merakı nereden geliyor? Türkçe gider yerine yabancı kelimelerle dolu bir şehir gelirse burası Türk yurdu sayılır mı? Bu topraklardan sizin ve bizim dedelerimizi atmaya gayret gösterip her tarafa yabancı isim vermeye çalışan düşmanların silahla yapamadığını siz göğsünüzü gere gere nasıl yaparsınız? Amacınız nedir? Siz kime hizmet ediyorsunuz?
Hatay’da veya İstanbul’un değişik bölgelerinde Arapça tabelaları söken belediyeleri tüm yurtta alkışlayıp, sosyal medyada destek olan saygıdeğer duyarlı vatandaşlarımız, memlekette Arapça yabancı dil sayılırken, İngilizce yabancı dil değil midir?
İş yerinin girişine astığınız tabela işinizi değiştirmez. Müşteriye gösterdiğiniz ilgi, verdiğiniz hizmet, tatlı diliniz, güler yüzünüz işinizi geliştirir. Onun haricinde yapacağınız her şey sizi geri götürmekten başka bir işe yaramaz. Üzerinizdeki kendinizi ve milletinizi aşağı görme duygusuyla beraber, yabancı milletlere benzeme alışkanlığını bırakın. Özendiğiniz yabancılar daha yüz yıl önce vatanınızda yakılmadık ev, ırzına geçilmedik kutsallık bırakmadı. Bugün dünyanın her noktasında akıtılan kanda onların parmağı var. Siz bu alçaklara mı özeniyorsunuz?
Türk vatanında, Türk’e hizmet ettiğinizi unutmayın. Bugün tabelasından taviz veren yarın isminden, ertesi gün cisminden taviz verir. Elin Hansı, Conisi de geldiği zaman umurunda olmaz. Dil bir milletin olmazsa olmazıdır. Türkçe’nin utanılacak nesi vardır da siz iş yerinizin girişine yabacı tabela asarsınız. Bunun mantığını ve geçerli sebeplerini izah ederseniz bizler de sizlerin sayesinde bilmediklerimizi öğrenmiş oluruz.
Belediyelerimizden de, son dönemlerde sık sık görmeye başladığımız bu yabancı dille tabela uygulamasını biraz daha sıkı takibe almasını ve Türk diline özen göstermesini istiyoruz.
Türk’seniz Türk gibi davranın yok değilseniz bu yazıyı üzerinize alınmanıza gerek yok.
Kendinize yakışanı yapıp atalarınızın son damla kanına kadar harcayıp aldığı bu toprakları, yabancıya maskaralık olsun diye kirletmeyin…
Fatih KAPLAN 21.08.2017

TÜRKİYE’DE TÜRKÇE YASAK MI? yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/08/21/turkiyede-turkce-yasak-mi/feed/ 0
Vatan Yürekte.. http://edebice.net/2017/07/11/vatan-yurekte/ http://edebice.net/2017/07/11/vatan-yurekte/#respond Tue, 11 Jul 2017 11:41:14 +0000 http://edebice.net/?p=6442 O vatan ki uludur.. Yeri kutsal..gönülden ala durur.. Her kim ki duymasını bilir… Her devrin tarihi bir ses duyurur… Öyleyse bil ki.. Vatan… Ne yerde ne gökte.. Nur Peygamber müjdesinde,

Vatan Yürekte.. yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
O vatan ki uludur..

Yeri kutsal..gönülden ala durur..

Her kim ki duymasını bilir…

Her devrin tarihi bir ses duyurur…

Öyleyse bil ki..

Vatan…

Ne yerde ne gökte..

Nur Peygamber müjdesinde,
O Fatih ki imanında,
Kostantin’in fethinde,
Vatan bil ki yürekte;
Vatan bil ki yürektir…

Çanakkale’de toprağında,
Parçalanan Mehmetlerde,
Tek yürek bedenlerde,
Şûhedanın şahadetinde..
Vatan bil ki yürekte;
Vatan bil ki yürektir…

On başı Seyit’in omuzunda;
Mermisinde, ruhunda..
Cennet kokulu geçilmez,
Kutsaldır ki toprağında,
Vatan bil ki yürekte;
Vatan bil ki yürektir…

Anadolu’nun bağrında..
Bilecik’te, Yozgat’ta,
Ankara’da, Şırnak’ta,
Kalesinde surunda..
Vatan bil ki yürekte;
Vatan bil ki yürektir…

Temmuzunda selasında..
On beşinci gecesinde..
Tank altında gönüllerde…
İradenin darbesinde…
Vatan bil ki yürekte;
Vatan bil ki yürektir…

Ömer Halis adında,
Asaletinde duruşunda…
Demir çelik bakışında;
Zulme kurşun vuruşunda…
Vatan bil ki yürekte;
Vatan bil ki yürektir…

Türk’ün candan sancağında;
Çerkezinde,kürdünde,lazında…
Birliğinde dirliğinde..
Millet,vatan “sevi”sinde…
Vatan bil ki yürekte;
Vatan bil ki yürektir…

Yağız yerde kızıl gök içinde;
Kızıl elma ülküsünde…
Gönülden evler Kâbe’sinde…
Vatan bil ki yürekte;
Vatan bil ki yürektir…


Screenshot_20170711-143454

Vatan Yürekte.. yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/07/11/vatan-yurekte/feed/ 0
iki 15 lik arasında kalan nesil http://edebice.net/2017/03/19/iki-15-lik-arasinda-kalan-nesil/ http://edebice.net/2017/03/19/iki-15-lik-arasinda-kalan-nesil/#respond Sun, 19 Mar 2017 20:06:27 +0000 http://edebice.net/?p=5212 İKİ 15 LİK ARASINDA KALAN NESİL Yüz yıl önce vatanını savunmak için, anadan, babadan ve yardan ayrılan. Vatanı uğruna canını ortaya koyan 15 liklerin torunları. Yüz yıl sonra, vatan kavramından

iki 15 lik arasında kalan nesil yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
İKİ 15 LİK ARASINDA KALAN NESİL
Yüz yıl önce vatanını savunmak için, anadan, babadan ve yardan ayrılan. Vatanı uğruna canını ortaya koyan 15 liklerin torunları.
Yüz yıl sonra, vatan kavramından bi haber, anasını, babasını tanıyamayan. Flörtü aşk olarak gören 15 liklerin babaları olarak karşınızdayız.
Ne diyelim kime kızalım.
Dini, dili, milliyeti ayrı dahi olsa bunu göz ardı edip. Şam’dan, Yemen’den, Hint’ten gelip, Anadolu’nun yiğit delikanlılarına siz Kürt’müsünüz, Arap’mı diye sormadan aynı cepheye girip. Ehli Salip’e, kopan koluyla mücadele eden, mahşerin son yiğitlerine mi kızalım.
Yoksa; sen falan takımdansın, sana ölmek yaraşır deyip, karındaş kelimesini unutan ve kankayla pampayı birbirine karıştıran. Bırakın Şam’ı Yemen’i, komşu ilini hatta başkentinin nerede olduğunu bilmeden yetişen nesle mi kızalım.
15 yaşında vatan için can veren yiğitlere mi kızalım. 15 yaşında ekmek yollamaya gönderemediğimiz nesle mi kızalım.
Bizden büyükler bize akıl verin, biz şaşırdık ne yapalım. Ne neslimize örnek baba olabildik nede ecdada layık torun olabildik. Ya elimizden tutun ya da bu hengamede biz mahvolurken sizi de peşimizde sürükleriz. Peşimizden gelen yine ecdadı saygıyla anarken bizi de ‘’fetret devrinin uyuyan evlatları’’ olarak ve kahrederek anmasın.
Bize örnek olun, feryadımızı duyun. Şehitleri ve vatanı, caddenize şehit gelince veya Sarıkamış, Çanakkale ya da 30 Ağustos’larda anmayın. Ertesi gün unutulmaması için anaokulundan itibaren şehitliği, vatanı, milleti ve millet olmanın gereklerini evlatlarınıza anlatın.
Allah bu millete bir yıkım yaşattı ikincisini yaşatmasın.
Tüm vatan şehitlerinin ruhu şad mekanı cennet olsun.
Fatih KAPLAN

iki 15 lik arasında kalan nesil yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2017/03/19/iki-15-lik-arasinda-kalan-nesil/feed/ 0