sehit – Edebice Dergisi http://edebice.net Resmi Web Sitesi Mon, 06 May 2019 17:41:26 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.6.14 Bir Mayıs Yağmuru http://edebice.net/2019/05/01/bir-mayis-yagmuru/ http://edebice.net/2019/05/01/bir-mayis-yagmuru/#respond Wed, 01 May 2019 00:42:03 +0000 http://edebice.net/?p=10539 Şehit Cengiz Baktemur’un anısına… Firdevs Baktemur anlatıyor; Oğlumla karşılaştığımda, “Ana sen niye öyle ağlıyorsun, sakın ağlama, Peygamberler bile çile çekmiş, bizim de çekeceğimiz çile varmış” diye konuştu. Yine böyle bir

Bir Mayıs Yağmuru yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Şehit Cengiz Baktemur’un anısına…

Firdevs Baktemur anlatıyor; Oğlumla karşılaştığımda, “Ana sen niye öyle ağlıyorsun, sakın ağlama, Peygamberler bile çile çekmiş, bizim de çekeceğimiz çile varmış” diye konuştu. Yine böyle bir görüş günüydü. Henüz idam kararı çıkmamıştı. Bu görüşmeden 26 gün sonra yavrum idam edildi.

Baktemur’un tâlihi;

Ben râhmet üstüne doğrulmuşum,
Özüm, yiğitlikle yoğrulmuşum,
Fitne çağında tâlihsiz adım;
Vatan suç bilinmiş, vurulmuşum!..

Hangi çağ bilenmiş bir asırdır…
Ah aydınlık günlerim nerede?
Ya rabbi, bu nece büyük sırdır!
Hani şanım, dünlerim nerede?

Şehâdeti;

Ölüme hazırladılar onu. Hücreden çıktığında gülümsüyordu. Adeta “Bozkurtlar ölüme böyle giderler!” der gibi…

İdam edileceği yere getirildi. Sehpayı görünce yine güldü. “İşte bizi Allah’a götürecek olan sebep!” dedi.

Son isteğini sordular…
“Bir Bayrak ve bir de Kur’an istiyorum!” dedi.

Getirildi.
Kolları bağlıydı. Bir asker yardımcı oldu. Kur’an’ı öptü alnına koydu. Bayrağı öptü, yüzünü, gözünü sürdü. Heyete döndü.
“İşte ben bunlar için ölüyorum! Canım feda olsun!” dedi.
Sonra kimseyi beklemeden sehpaya yöneldi.

İdam sehpam kurulmuştur;
Yarınım darağacında…
Gençliğime vurulmuştur;
Umutlarım inancında…

Sırla geceme nûr olur…
Ağlar canıma yâr olur
Şu ellerime hâr olur;
Dualarım amacında…

Bir mayısın bir yağmuru,
Tanrı eyler gibi nuru…
Yok mu gidişin oluru?
Fani, vefasız acunda…

Artık gözlerim görmüyor,
Kader ağını örmüyor,
Bir giden geri gelmiyor,
Umutlar darağacında…

Ve yeniden doğuşu;

Ne yana yönelsem kıblem olur,
Şehitliğime nişânem olur…
Belki gözlerime perdem olur.
Beden ölür, ölen ruhum değil,
Ey ölüm, şimdi önümde eğil!..

Vakit solmak üzre, şafağında…
Hangi kurtuluşa müjdedir bu!
Hangi zamanın da ötesinde;
Yeniden doğuşa secdedir bu!

Yalnız hâk’ka varmak gâyem olur…
Nur sofralarında pâyem olur…

Kelime-i şehâdet getirdi. Boynuna ilmeği geçirdiler.
Tabureye tekmeyi vurdular. Ama ayakları masaya değiyordu. Hemen birisi koşup masayı da çekti.

Bir yiğit daha sonsuzluğa erişti…

1 Mayıs 1982

IMG_20190501_030319

Bir Mayıs Yağmuru yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2019/05/01/bir-mayis-yagmuru/feed/ 0
Çanakkale Erleri http://edebice.net/2019/03/17/canakkale-erleri/ http://edebice.net/2019/03/17/canakkale-erleri/#respond Sun, 17 Mar 2019 14:33:23 +0000 http://edebice.net/?p=10431                                       Kuldan korkup sinmeyi ar olarak bildiler          

Çanakkale Erleri yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
1-dunya-savasindaki-turk-askerleri_m

                                      Kuldan korkup sinmeyi ar olarak bildiler

                                      Onlar ki er doğdular er olarak öldüler

 

Çanakkale içinde Yaradan’a nazları

Yeri göğü inletir şehadet niyazları

 

Edirne’den Kars’a dek coşarak geldi erler

Allah’ın rızasına kavuşmaktı hazları

 

İnletirdi gökleri yıldırımlardan beter

Boşanınca yürekten Allah Allah sözleri

 

En hafif bakışları parçalar karanlığı

Şimşekleri andırır iman dolu gözleri

 

Yıldırımca saldırıp Mehmet Hanca düşünmek

Yavuz gibi görünmek bu erlerin tarzları

 

Kararları kesindi “ölmek var da dönmek yok”

Sardılar sırtlarına kefen için bezleri

 

Sıklaştırdı safları Üçler, Yediler, Kırklar…

Düşmanın zırhlısını parçaladı gürzleri

 

Yürüdüler üstüne dağ gibi düşmanların

Lağvedip erittiler bükülmeden dizleri

 

Eğilmedi başları bin kurşunu yedi de

Koşar iken ölüme kan gölüydü izleri

 

Sebil edildi canlar, mümkün mü işgal etmek

Bitmeden bu vatanın oğulları kızları

 

“Kur’an elden düşmesin, ezanlar hiç susmasın”

Düşmana çiğnetmedi bu emeller bizleri

 

Zafer sundu ‘Hilal’e On Sekiz Mart sabahı

Yedi düvele karşı paylaşıldı kozları

 

Ahmet DOĞRU

Çanakkale Erleri yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2019/03/17/canakkale-erleri/feed/ 0
Ege’nin Bozkurdu http://edebice.net/2019/02/20/egenin-bozkurdu/ http://edebice.net/2019/02/20/egenin-bozkurdu/#respond Wed, 20 Feb 2019 10:33:25 +0000 http://edebice.net/?p=10334 “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz…” Yaşarken şu an bile, Sana öldü diyemem… Dağlar gelmeli dile, Sana öldü diyemem… Adın ki şehit senin, Ömrün de

Ege’nin Bozkurdu yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz…”

IMG-20190219-WA0002

Yaşarken şu an bile,
Sana öldü diyemem…
Dağlar gelmeli dile,
Sana öldü diyemem…

Adın ki şehit senin,
Ömrün de şahit senin…
Cennet-i alâ yerin,
Sana öldü diyemem…

“Öldü” dersem gücenir,
Tanrı bile incinir,
Bu hâlime acınır,
Sana öldü diyemem…

Ey, Ege’nin Bozkurdu!
Koruyacaksın yurdu…
Senin mûkaddes ordu,
Sana öldü diyemem…

Gökyüzünde bayrağım,
Tüterken son ocağım,
Boş değilse bucağım,
Sana öldü diyemem…

Şimdi bir ben sefilim,
Mertliğine kefilim…
Bağlanır da şu dilim,
Sana öldü diyemem…

Ân canlanır gözlerde,
Acı hüznün sözlerde,
Annen yolun gözler de,
Sana öldü diyemem…

Vatan bizim, bizimdir!
Bedel, akan kanımdır…
Fırat benim sızımdır,
Ona öldü diyemem…

Yaşarken şu an bile,
Sana öldü diyemem…
Dağlar gelmeli dile,
Sana öldü diyemem…

Şehitlerimizi yılda bir kere, yalnız bir şiirle anmayın. Onları sürekli zihninizde, fikirlerinizde yaşayın, yaşatın.
Kanları ile sulanmış bu kutlu toprağı, kahramanlıklarını anarak çiğneyin..

Unutmayın…

20 Şubat 2019

Ege’nin Bozkurdu yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2019/02/20/egenin-bozkurdu/feed/ 0
CUMHURİYET-DÜŞMANLARI VE EVLATLARI http://edebice.net/2018/10/28/cumhuriyet-dusmanlari-evlatlari/ http://edebice.net/2018/10/28/cumhuriyet-dusmanlari-evlatlari/#respond Sun, 28 Oct 2018 19:23:08 +0000 http://edebice.net/?p=9818 CUMHURİYET-DÜŞMANLARI VE EVLATLARI Bu yıl, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin 95. Yılını kutluyoruz. Bizler yani devleti kuran asli unsur olan Türk milleti için bayram olan bugüne, düşman olanlar da var. Bizler yani

CUMHURİYET-DÜŞMANLARI VE EVLATLARI yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
CUMHURİYET-DÜŞMANLARI VE EVLATLARI
Bu yıl, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin 95. Yılını kutluyoruz. Bizler yani devleti kuran asli unsur olan Türk milleti için bayram olan bugüne, düşman olanlar da var. Bizler yani yüce Türk milletinin asil evlatları dün de bugün de var olan düşmanlarımızın farkındayız. Biz onları bildiğimiz kadar dostlarımızı da biliyor ve onları seviyoruz.
Düşmanlarımızdan bahsetmek gerekirse:
Bir kısmı; devletimize açıkça düşmanlığını belirtemediği için onun sistemini kuran ve yüce Türk milletinin bir ferdi olmakla şeref duyduğunu tüm dünyaya haykıran Başbuğ Atatürk’e düşman görünen kesimdir. Bunlar ellerinde geçerli kanıtlar ve bilimsel açıklamalar olamadan bazen tarihçi, bazen din adamı kılığındaki ‘misyonerlerdir.’ Bunlar kutsal kitabının ilk ayeti ‘oku’ olmasına rağmen, maalesef hiç okumayan bir kitleyi peşlerine takmış dinimizi de kendi emellerine alet edip onu ve onu yaşamaya çalışan Müslümanları istismar eden din tüccarı güruhtur. Bunlar kendilerinden başka Müslüman tanımayan, kendileri haricinde herkesi ‘cehennem ehli’ olarak gören din bezirgânlarıdır. Hayatlarında çalışmak gibi bir gayesi olamayan ama elini sıcak sudan soğuk suya sokmayan bu tüccar takımı, işlerine geldiğinde ayetten örnekler de vererek kendilerine tabi olan kitleyi etkileyip rahat yaşamanın yollarını arayan ar damarı çatlamış kan emicilerdir. Bunlar için ‘hayatta en hakiki mürşit; ilimdir’ sözüyle, ‘ilim Çin’de de olsa alın.’ Diyen hadisi Şerifin farkı yoktur. Zira bunlar çalışmaya ve ilme karşı olan beyni şeytanın hizmetinde olan, şeytanın yeryüzündeki temsilcileridir! Allah adına toplayıp, kendileri için harcamaktan ve Allah yolunda dağıtmaktan kendilerini men eden bu grup ve kişiler için Allah sadece maksada ulaşma aracıdır. Bunların taptığı para, yoldaşı şeytandır! Bunlar devletimizi yıkmak için hiç durmadan çalışan İngiliz Kraliyet ailesinin gayri meşru çocuklarıdır.
Bunların haricinde yüce Türk milletini Şamanist göstermeye çalışan dinsiz milliyetçiler vardır. Bunlar da Türk milletinin asil ruhuyla bütünleşen İslam diniyle Türk milletinin arasını açmak isterler ki dinimize ‘Arapların dini’ veya Türk milletine de Araplaşmak üzere olan bir kitleymiş gibi bakarlar ve Türk milletini ruhundan ayırmaya çalışırlar. Bunlar en güzel cevabı rahmetli Seyyid Ahmed Arvasi hocamız verir ki; “Bugün Türk milliyetçiliği din olarak Allah ve Resulünün muhteşem çizgisinde yürümektedir. “Allah’tan başka ilah yoktur.” diyen Türk milliyetçilerine ‘Şamanist’ diyenler Allah’a hesap veremeyeceklerdir.” Diyerek onların bu tezini boşa çıkarmış ve onları yerle bir etmiştir. Nitekim “ Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuz” parolasıyla yola çıkanlar da bu gruba hiçbir zaman itibar etmemiştir. Bunlarda devletinin ölümüne hizmetinde olan Türk milletini ruh-suzlaştırmaya çalışan dinsizlerin oyuncaklarıdır.
Bunların da haricinde, ‘sahte Atatürkçüler’ vardır ki bunlar: Yüce Başbuğ Atatürk’ün arkasına sığınarak yaptıkları tüm pisliklerin üzerini örtmeye çalışan ikiyüzlü mahlûklardır. Onların da görevleri vardır. Bunlar: işgal ettikleri makamlardan oynamasınlar ve hizmet etmekle mükellef oldukları yüce Türk milletini bozacak her türlü gayri milli işleri devletin sınırları içinde sokup. Milletin ruhunun bozulmasını sağlamaktır. Atatürk ‘Ne mutlu Türk’üm diyene ve Türkçe konuşana’ derken, bunlar hem Türk adından hem de Türkçe’den nefret eden devlet ve millet düşmanlarıdır! Bunlar milli olan her şeye düşmandır. Hedefleri de onlara göre cahil ve yobaz olan milleti bu topraklardan atmak ve yerine aristokratik bir gruptan oluşan ‘seçkinlerin’ bulunduğu bir devlet kurmaktır. Onlar milleti sadece ve sadece kendilerine hizmet noktasında gören köleler olarak görmekte bunun da değişmemesi için her türlü hainliği yapmaktadırlar. Bunlar: ‘Devletin malı deniz, yemeyen domuz.’ Mantığı geçerli olan “DOMUZ YAVRULARIDIR!”
Sayısını ve örneğini çoğaltabileceğimiz bu kişi ve kurumların karşısında kim var diye merak ediyorsunuzdur.
İşte tüm bunların karşısında ruhunu kaybetmeyen ve kişiliğinden taviz vermeyen “TÜRK GENÇLİĞİ” vardır.
Bugün hangi konumda olursa olsun dün ataları gibi, “NAZİMİYE’DE SOĞUKTAN DONAN ŞEHİTLERİMİZ” vardır.
Bugün: Köyünde görev yapan hocasını arayıp; “HOCAM, BEN ŞEHİT OLACAĞIMI HİSSEDİYORUM. MELEKLER BANA KURAN OKUTUYOR. BELKİ ÇOCUKLUĞUMDA KOMŞUNUN BAHÇESİNDEN YANLIŞLIKLA DA OLSA MEYVE YEMİŞİMDİR. ONUN KEFARETİ İÇİN SANA ŞU KADAR PARA GÖNDERİYORUM. FAKİRE FUKARAYA DAĞIT.” Diyen ŞEHİT SAİD USLU kardeşimiz vardır!
İşte tüm dünyanın korktuğu Yüce Türk milletinin asil evlatları! Bunlar vardır.
Onlar bir ozanımızın dediği gibi, “NE DİNSİZ TÜRK’TÜR, NE DE KİMLİKSİZ MÜSLÜMANDIR!”
Onlar asil Türk milletinin yüce kahramanlarıdır. Atatürk ve onun silah arkadaşları gibi. ‘damarlarında asil kanın dolaştığı’ yüce Türk milletinin asil evlatlarına bir devlet bırakan kahraman ceddimizin ruhu şad olsun. Gözleri arkada kalmasın onların evlatlarının ne kadar düşmanı varsa onların da bir o kadar evladı var…
Fatih KAPLAN 29.10.2018

CUMHURİYET-DÜŞMANLARI VE EVLATLARI yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/10/28/cumhuriyet-dusmanlari-evlatlari/feed/ 0
ŞEHİT DR. SADIK AHMET VE MÜCADELE ADAMLIĞI http://edebice.net/2018/07/26/sehit-dr-sadik-ahmet-mucadele-adamligi/ http://edebice.net/2018/07/26/sehit-dr-sadik-ahmet-mucadele-adamligi/#respond Thu, 26 Jul 2018 07:02:50 +0000 http://edebice.net/?p=9410 ŞEHİT DR.SADIK AHMET VE MÜCADELE ADAMLIĞI Ömrünü Türk’lük ve batı Trakya Türklerinin sorunlarına adamış, büyük devlet adamı Dr. Sadık Ahmet’in, şüpheli bir trafik kazasında yaşamını yitirmesinin bu hafta yıldönümündeyiz. Lozan

ŞEHİT DR. SADIK AHMET VE MÜCADELE ADAMLIĞI yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
ŞEHİT DR.SADIK AHMET VE MÜCADELE ADAMLIĞI
Ömrünü Türk’lük ve batı Trakya Türklerinin sorunlarına adamış, büyük devlet adamı Dr. Sadık Ahmet’in, şüpheli bir trafik kazasında yaşamını yitirmesinin bu hafta yıldönümündeyiz.
Lozan antlaşmasıyla Yunanistan’a bırakmak zorunda kaldığımız batı Trakya topraklarında yıllarca baskı ve zulüm gören Türk milleti, Dr. Sadık Ahmet’in öncülüğünde dünyaya sesini duyurmuştu. Hayatı boyunca haksızlığa karşı mücadele etmekten yılmayan, son nefesine kadar davasını savunan adamı anmak, hatırlamak ve hatırlatmak bizim görevimiz değil midir?
Mücadele adamı olabilmenin kolay olmadığını bu kahramanların hayatlarını inceledikçe daha iyi kavrıyoruz. Mücadele adamı her zorlukta karşısına çıkan engelleri bir bir deviren, gördüğü her zorluğa , ‘bir imtihandır’ deyip gülüp geçebilen adam değil midir? Milyonları peşine takabilen, inandığı ve inandırdığı davası için ölüme bile gülüp geçebilen herkes adını, ‘mücadele adamıydı’ dedirtebilen insan değil midir? Zorluklar onlar için sadece birer eğlence gibi değil midir? Tarihimizde mücadele adamıdır diyebileceğimiz örneklerin sayısı çoktur.
En başta Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) peygamberler ve onların ashabı mücadelenin en büyük örneklerini vermemişler midir? Kurtuluş savaşında milletimize önderlik yapan Mustafa Kemal Atatürk mücadele adamı değil midir? Onun silah arkadaşları, gecesini gündüzüne katıp onunla aynı safta yer almadılar mı? Enver Paşa ömrü boyunca, mücadeleden vazgeçmeden yılmaz bir Türk milliyetçisi değil midir? Son nefesinde Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele etmiyor muydu? Osman Batur ne için mücadele adamıdır demek yerinde bir tespit değil midir? Kafkas kartalı Şeyh Şamil, sırtındaki kırbaç izleri karşısında padişahın selama durduğu o yiğit insan mücadelenin, şahlığını yapmamış mıdır? Alparslan Türkeş, ömrü boyunca mücadele etmiş, gün yüzü gösterilmemiş, evlatlarını toprağa vermiş ama davasından asla dönmemiş. Kara toprağın bağrına yerleşince, devlet onun başucuna kadar gelip özür dilediğinde ‘mücadele adamlarının’ kazandığını bize göstermemiş midir? Cahar Dudayev ve onun kahraman komutanı Şamil Basayev ömrünü davasına adamamış mıdır? Ebülfeyz Elçibey, İsa Yusuf Alptekin, Cemil Kırımoğlu va daha sayamadığımız insanlar bir ömür boyu mücadele etmekten geri durmamıştır.
Onlar, bize bir miras bırakmıştır. Bu miras nedir? Bunun farkında olduğumuz sürece mücadele etmekteki aşkımız hiç biter mi? Onlardan devraldığımız mücadele azmi bizi biz yapan değerimizdir. Umutsuzluğun şeytandan geldiğini bilmek bizi güçlü yapmıyor mu? Biz demiyor muyuz? ‘Her şey bitti!’ denilen zamanlarda, ‘Türk milleti bitti demeden, hiç bir şey bitmez!’ diye. Etrafımıza bakın her tarafımızı çeviren ateş çemberine karşı biz ne zaman umutsuzluğa düştük. Ne zaman karamsar olup kaçmaya çalıştık. Ne zaman Allah’tan başka bir güce baş eğdik!
Allah, milletimizin önüne düşen yol başçılarından razı olsun.
Allah, en ufak zorlukta kendine inananları yarı yolda bırakıp kaçan, ‘korkak tavukların’ peşine, milletimizi düşürmesin.
Allah milletimizi her daim muzaffer eylesin.
Mücadele adamlarımızın ruhu şad, mekanı cennet olsun…
Fatih KAPLAN 26.07.2018

ŞEHİT DR. SADIK AHMET VE MÜCADELE ADAMLIĞI yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/07/26/sehit-dr-sadik-ahmet-mucadele-adamligi/feed/ 0
AYBÜKE VE SAİD ARASINDA GEÇEN BİR YIL http://edebice.net/2018/06/11/aybuke-said-arasinda-gecen-bir-yil/ http://edebice.net/2018/06/11/aybuke-said-arasinda-gecen-bir-yil/#respond Sun, 10 Jun 2018 22:56:30 +0000 http://edebice.net/?p=9289 AYBÜKE VE SAİD ARASINDA GEÇEN BİR YIL Bir yıl oldu Batman’da yetiştirdiği çiçeklerin karnesini dağıttıktan sonra, yola çıkmış. Vatana ve millete faydalı olmaları için çocuklarına emek vermiş ve hayatının en

AYBÜKE VE SAİD ARASINDA GEÇEN BİR YIL yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
AYBÜKE VE SAİD ARASINDA GEÇEN BİR YIL
Bir yıl oldu Batman’da yetiştirdiği çiçeklerin karnesini dağıttıktan sonra, yola çıkmış. Vatana ve millete faydalı olmaları için çocuklarına emek vermiş ve hayatının en mutlu günlerindeydi Aybüke öğretmenimiz. 22 yaşındaydı ve umut doluydu. Yetiştirdiği çocuklar yarın bir gün vatana millete hizmet edecek, onun evlatları bu milleti yönetecekti. En kutsal mesleklerden biri olan öğretmenliği de belki de bu yüzden seçmiş, devletine hizmet etmek için de doğu-batı ayrımı yapmadan görevine başlamıştı.
Onun bu heyecanı ve görev aşkı, gülen yüzüne yansımış fakat onun gülen yüzü ve hayalleri karanlık güçleri harekete geçirmişti. Onun tek derdi bu topraklar üzerinde herkes gülümsesin ve herkes mutlu olsundu. Fakat onun gülmesini istemeyen Ermeni terör örgütü Pkk’nın tek derdi ise bu topraklarda hiç kimse gülmesin herkes kan ağlasındı. Aybüke kızımız görevini hakkıyla yapıp evine dönerken hainler pusuya yatmış ve kan kusan silahlarını bu kez onun gülen yüzüne boşaltmışlardı. Evet, tam tamına bir yıl oldu ve kızımız şehitler kervanına adını yazdırdı.
Bu hafta ise tamı tamına ondan bir yıl sonra bir aslanımız daha şehit oldu. O da aynı Aybüke kızımız gibi hayat doluydu. Bu topraklar için o da kutsal bir mesleği seçmiş o kutsal mesleğin içinde de en seçkin birimlerden biri olan Özel harekâta girmişti. Kimdi bu özel harekâtçılar: Ermeni terör örgütü pkk ya dünyayı dar eden, milletine kurşun sıkan hainlere hiçbir zaman geçit vermeyen, bazen yerilen bazen suçlanan ama milletin gönlüne taht kurmuş, Türk milletinin sinesinden çıkmış polis teşkilatının en nadide insanlarıydılar. Attığını vuran ama vurduğu zaman kibre kapılmayan, operasyonlara giderken de kibre kapılmamak için de özellikle ‘Fetih Suresini’ okuyan bir birimde görev yapıyordu Said Uslu’muz.
Çok değil birkaç ay sonra da düğünü olacak ev kuracak ve çocukları olacaktı. Yarın bir günde çocukları da aynı onun gibi düşünecek ve bir gün kasabalarının imamını arayıp “ çocukluğumda belki yanlışlıkla bahçelerden bir şeyler yemişimdir. Şimdi şu kadar para benim adıma dağıtın ki yemiş yediğimiz insanların hakkı kalmasın.” Diyecekler ve babalarının ardından gideceklerdi. Paranın dağıtıldığını öğrendiklerinde de aynı babaları gibi “ şimdi şehit olmaya hazırım” diyeceklerdi, büyük ihtimal. Ama olmadı ne Said’imiz evlenebildi ne de çocukları olabildi.
İki şehidimiz arasında tam bir yıl geçti. Bu arada yüzlerce şehidimiz oldu. Dünya yaratıldığı günden bugüne kadar da, ilk şehidimizle son şehidimiz arasında ise binlerce yıl geçti. Peki, değişen ne oldu? Türk milleti bitti mi? Bir öldü bin dirildi mi? Yoksa şehit vermekten bıkıp bu topraklardan gitti mi? Bu millet ne bu topraklardan gitti ne de gidecek! Dünya üzerine gelse değişmeyen tek bir şey olacak bu millet ne kadar hain varsa toprağa gömecek ve bu topraklarda kıyamete kadar var olacak.
Bir de kibar terör sevicilerimiz var onları da unutmayalım. Hani terör sevicisi ve yöneticisi aday olunca kibar ağızlarından ateş saçan kılık değiştirmiş ejderha yavruları var. “ çıksın çıksın” diye kendilerini yırtanlar var. Keşke cumartesi sabah saat 9 da Said kardeşimizin şehitlik haberini telefondan öğrenip karşımda ağlamaya başlayan ve sesi titreyerek, “ Temmuzda düğünü olacaktı.” Derken gözyaşlarına hâkim olamayan kadıncağızın gözüne bakarak teröristin çıkmasını arzu ettiklerini söyleselerdi. Ama o zaman söyleyemez fakat ilk fırsatta serbest kalsın derler, yüzsüz siyaset bezirgânları…
Allah şehitlerimize rahmet yüce Türk milletine düşmanlarına karşı güç kuvvet versin.
Fatih KAPLAN 11.06.2018

AYBÜKE VE SAİD ARASINDA GEÇEN BİR YIL yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/06/11/aybuke-said-arasinda-gecen-bir-yil/feed/ 0
Fırat’a Mektup http://edebice.net/2018/02/20/firata-mektup/ http://edebice.net/2018/02/20/firata-mektup/#respond Tue, 20 Feb 2018 07:17:23 +0000 http://edebice.net/?p=8684 20 Şubat 2018… Sana bu mektubu tozlu bir gecenin sabahından yazıyorum Bulut bulut özlemin Bu dünyadan göçüşün Kür Şad’ın şanlı yürüyüşü sanki Bir yiğit gidişin var ki; Ay ve güneş

Fırat’a Mektup yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
images

20 Şubat 2018…

Sana bu mektubu tozlu bir gecenin sabahından yazıyorum
Bulut bulut özlemin
Bu dünyadan göçüşün
Kür Şad’ın şanlı yürüyüşü sanki
Bir yiğit gidişin var ki;
Ay ve güneş kıskanır
O gidişi fikrimin en derinine kazıyorum
Feryadı kalıyor kanayan gecelerin
Ağaran saçlarıma düşüyor figânı;
Oy yiğidim, oy Fıratı’ım!

Vuslat vaktinde solan umutlarına acıyorum
Acıyorum Fırat’ım, senin yaranla yanıyorum
O bahar bir daha gelmeyecek
Gelmeyecek renk renk çiçeklerin baharı
Ve bilirim ki, senin gibi güzel ölmeyecek
Ölmeyecek hiç bir yiğit…

Sana bu mektubu, yıldızların sönük olduğu bir geceden yazıyorum
Feryadı kanıyor zifiri karanlıkta gecenin
Yanan gözlerime düşüyor figânı;
Oy Fırat’ım, oy yiğidim!

Kasım yastır bana, Aralık zindan, Ocak urgan, Şubat sızı
Büyük bir sızı
Koç yiğitler koşar gider ölüme karşı
Ölüm korksun!
Ey, göğün ve yerin yedi katı
Sanma ki çoksun
Yoksun…
Yoksun şimdi soğuk toprağı tutuyor yaslı annenin  elleri
Gidişine yas tutan melekler
Şimdi lâl olmuş gibi çarpan sineler…

Sana bu mektubu gelinmez bir yalnızlıktan yazıyorum
Feryadı dağlıyor dağları, o yalnızlığın
Bağrıma düşüyor acı figânı;
Oy yiğidim, oy Fırat’ım!

Sana bu mektubu kutlu aşıklar dergâhından yazıyorum
Burada tek aşk vatan…
Başka duygularıma kızıyorum
Adın bölerken gecemin uykularını
Yerde kalmış bir kan sızıyor kapalı gözkapaklarımdan
Ben gülen suretini çiziyorum
Baktığım her yana…

Vallahi korkmuyorum
Korkmuyorum, bu haykırışlar değil boşa
Yine çıkıp gelse bir er
“Hadi” dese hadi
Peşindeyim yemin olsun peşindeyim.
Biliyorum ki, boşuna değil toprağa erişin,
Bıraktığın yerde vatan
Ve kanını akıttığın yer vatan…
Ululardan selâm eyle, bu kutlu toprağa;

Ruhun yükselir arş-ı âlâ’ya

Oy Fırat’ım, oy yiğidim…
Kavuşmak zormuş sılâ’ya
Oy Fırat’ım, oy yiğidim…

Ecel aldı seni tezden
Ağlarım, ne gelir elden
Yiğit olmuş adın dilden
Oy Fırat’ım, oy yiğidim…

Kalmaz al kanın yerde bil
Söylemezlerse kopsun dil
Dinsin acı, yaşını sil
Oy Fırat’ım, oy yiğidim…

Bıraktığın yerde vatan
Türkü oldu dilde vatan
Korkma yiğit erde vatan
Oy Fırat’ım, oy yiğidim…

Fırat’a Mektup yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/02/20/firata-mektup/feed/ 0
Musa’nın Ardından http://edebice.net/2018/01/27/musanin-ardindan/ http://edebice.net/2018/01/27/musanin-ardindan/#respond Sat, 27 Jan 2018 16:27:44 +0000 http://edebice.net/?p=8458 Afrin Şehitimiz Musa Özalkan'ın ebedi hatırası için yazılmış bir şiir.

Musa’nın Ardından yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
Bir vasiyet duyuldu, Afrin’in Türk’e yakın yolundan,

Musa derler adına, er kişiymiş gönüllerde arslan.

Bıraktı zihinlere tohumunu Aliyyül Murtaza soyundan,

Bir gün olsun çıkmazmış virane Telafer aklından.

 

Cenke giderken sarınmış en güzel libasını,

Sanırsın üzerine dikmişler derviş hırkasını.

Bir seven değil, binlerce yaren karşılar turnasını,

Cennet meyvesi kıskanır kurduğu Telafer sofrasını.

 

Anası ağlamaz fakat gider yiğidinin ardından,

Balalar ayırmaz gözlerini güzel vatanından.

Bir ocağa ateş vermiş, bir çerağ yakmış Tur Dağı’ndan,

Musa benzeyince Musa’ya, Telafer tuzaklanır asasından.

 

Afrin Operasyonu Şehidimiz Astsubay Üstçavuş Musa Özalkan’ın ebedi hatırasına.

Musa’nın Ardından yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/01/27/musanin-ardindan/feed/ 0
Al Kanıyla Ders Veren Yiğit: Musa Özalkan http://edebice.net/2018/01/23/al-kaniyla-ders-veren-yigit-musa-ozalkan/ http://edebice.net/2018/01/23/al-kaniyla-ders-veren-yigit-musa-ozalkan/#respond Tue, 23 Jan 2018 19:19:00 +0000 http://edebice.net/?p=8439 Öyle bir millet düşünün ki dünyaya hükmettiği günden bugüne kadar gittiği her noktaya huzur getirsin. Yine öyle bir millet düşünün ki ölüme giderken bile ardından gelecek insanları düşünsün. Afrin operasyonunda

Al Kanıyla Ders Veren Yiğit: Musa Özalkan yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
musa-ozalkan
Öyle bir millet düşünün ki dünyaya hükmettiği günden bugüne kadar gittiği her noktaya huzur getirsin. Yine öyle bir millet düşünün ki ölüme giderken bile ardından gelecek insanları düşünsün. Afrin operasyonunda şehit olan kahramanımız bunun son örneğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdi.
Musa Özalkan’dan bahsediyorum.
Bugün adını andığımız ve yarın belki de hiç hatırlamayacağımız bir yiğitten bahsediyorum. O bizlere mensup olduğu milletin şerefini, şanını tüm dünyaya gösterdi. Ne diyordu attığı mesajla; ‘ben şehit olursam, ailem aldığı parayla Telafer’deki çocuklara okul yaptırsın.’
Tüm dünya kan gölüne dönmüş, zaptedilen topraklarda askerler, camileri bombalayıp, minareleri zevk uğruna yıkarken, çocukların ırzına geçilip aileleri yerlerinden yurtlarından edilirken, bizim askerimiz ölümünden sonra bile insanlık dersi veriyordu. Bugün bizler tüm televizyonlar ve radyolar bu haberi ve şehidimizi tüm dünyaya anlatmalıydı. Onunla beraber bu yüce milletin amacını tüm hainlere anlatmalı, tüm dünya Türkiye’nin her noktasından yükselen sesle inlemeliydi. Hepimiz hep bir ağızdan haykırmalıydık; ‘işte bakın bu milletin evlatları bunun için var.’ Derken tüm dünya inlemeliydi.
Hani birileri de vardı ki onlar için ne diyordu; ‘onlar para için askere gidiyor aileleri de onlardan gelen parayla zengin oluyor’ diyen namussuzlar vardı. Onlara inat bu mesaj tüm okulların duvarına asılmalı, onlara inat bu mesaj tüm camilerin girişine asılmalıydı.
Şehidimiz Arşa yürürken bizler arzı titretmeliydik. İnsanlık adına Allah aşkına bunu yapmalıydık. Tüm sokakları tüm caddeleri doldurmalı tüm evleri bayraklarımızla donatmalı tüm camilerimizde şehitlerimiz için dualarda buluşmalıydık. Melekler şehidimizi beklerken bizler onun için haykırmalı onun için yeri göğü ‘ şehitler ölmez, vatan bölünmez.’ Diyerek inletmeliydik. Bombalarımız hainlerin dünyasını titretirken bizler arzı sesimizle inletmeliydik. Tüm dünya bizi tekrar hatırlamalı tüm dünya sesimizi duymalıydı. İnsanlık insan olduğunu bizimle öğrendiğini tekrar hatırlamalı, Afrika’daki mazlumundan Mynamar’daki gariban sesimizi duyunca umutlanmalıydı.
Çocuklara çevrilen namlular, geri çekilmeli, Siyonizm’in uşakları tir tir titremeliydi. Dünyayı kan ölüne çeviren vampirlerin tüm dişleri sökülmeli, tüm kara düşleri çökertilmeliydi.
Bir gün mutlaka bunların olacağına dair umutlarımız var, bir gün mutlaka bu millet bunların hepsini yapacak, kendi içinde yetişip ona düşman olan tüm odakların anasından emdiği sütü burnundan getirecektir. Bir gün ama bir gün mutlaka kazanacak ve tüm dünyada insanlığa kan kusturan şeytanın uşaklarını dize getirecektir.
Allah bu devlete ve millete zeval vermesin.
Şehidimizin ruhu şad mekanı Cennet olsun…
Fatih KAPLAN 23.01.2018

Al Kanıyla Ders Veren Yiğit: Musa Özalkan yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/01/23/al-kaniyla-ders-veren-yigit-musa-ozalkan/feed/ 0
SARIKAMIŞ’TAN ERBAA’YA MEKTUP VAR http://edebice.net/2018/01/05/sarikamistan-erbaaya-mektup-var/ http://edebice.net/2018/01/05/sarikamistan-erbaaya-mektup-var/#respond Fri, 05 Jan 2018 20:50:07 +0000 http://edebice.net/?p=8298 SARIKAMIŞ’TAN ERBAA’YA MEKTUP VAR ‘‘Gülüşanım ; Bugün yeni bi yere geldik, fırsat bu fırsat dedim sana karaladım bu satırları. Ama ne karalamak Gülüşan’ım, kalem karalasa da, nefesim buz kesiyor, ciğerlerim

SARIKAMIŞ’TAN ERBAA’YA MEKTUP VAR yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
SARIKAMIŞ’TAN ERBAA’YA MEKTUP VAR
‘‘Gülüşanım ;
Bugün yeni bi yere geldik, fırsat bu fırsat dedim sana karaladım bu satırları. Ama ne karalamak Gülüşan’ım, kalem karalasa da, nefesim buz kesiyor, ciğerlerim buz soluyor Gülüşan’ım,
Geçen hafta kıyafetler gelecek, sizlere yün çorap, çarık ve fanila vereceğiz dediler. Bir hafta oldu ne gelen bir şey var ne de verilen. Hepsinden geçtik hiç değilse postal bari gelseydi Gülüşan’ım . Hadi kendi postalımdan geçtim, ya Rıza’m ne yaptı? Ona bayramda güzel bi çarık al. Al, yazmışım amma yazsam da para bıraktım mı ki? Para bırakmadım demi, bırakamadım be Gülüşan’ım, bırakamadım.
Ama sen, yine de Rıza’ma iyi bak Gülüşan’ım.
Beni merak etme, nefesim donsa da sizi düşündükçe ısınıyorum Gülüşan’ım.
Buraya sizden çok devletimi, milletimi korumak için geldim. Ben burda olmazsam, Rıza’mın ayağında çarık olsa ne yazar Gülüşan’ım . Bırakıp gitti diye kızma bana başımızda bayrağımız olmasa, ayağımızda çarık olsa ne yazar Gülüşan’ım.
Biliyorum; sizi de aç açık bıraktım ve geldim buraya ama aç bıraksam da vatansız bırakmam Gülüşan’ım. Arpa yeriz, darı yeriz, taş suyu içeriz, çarık giymez, yalınayak gezeriz. Hepsi olur ama vatansız olur mu? Be Gülüşan’ım, canım, cananım, güneşim.
Güneşim dedim ya, hem güneşe hem size hasret kaldım. Mektubu yazarken parmaklarım donuyor, siz aklıma gelince ruhum ısınsa da, ellerim buz kesiyor, dereceler iki şeyi ölçemezmiş, bunu burada öğrendim. Gülüşan’ım biri; burdaki soğuğu ikincisi ise size olan sevgimin sıcaklığını.
Dereceler az geliyor, yetmiyor, Gülüşan’ım.
Rıza’m önce Allah’a sonra sana. Vatan da önce Allah’a sonra bana emanettir Gülüşan’ım.
Hakkınızı helal edin. Benim varsa size helal olsun. Benim peşimden gelecek olan, Rıza’ma, torunlarıma ve onların çocuklarına izimden gelirlerse, hakkım helal olsun. Geceleri yıldız arayan gözlerim sizi görüyor bir de hava puslu olmasa be Gülüşan’ım. Birazdan nöbet var ben öyle böyle idare ediyorum da hiç soğuk görmeyen askerler var soğukla burda tanışmışlar gece beraber gittiğimiz nöbetlerimizde sabah onları gülümserken buluyoruz. Elleri çenelerine dayanmış dudakları parmaklarına yapışmış ama o gözlerini görmek lazım. Bedenlerinden ses çıkmasa da ruhlarını almaya gelen Azrail belli ki onlara en çok kimi seviyorlarsa o kılıkta görünmüş. Görsen, gözleri alev alev ama elleri buz, yeni terleyen bıyıkları kılıç gibi.
Size yazarken ısınıyor Rıza’mı düşündükçe terliyorum. Mehmed’ime, Ali ve Aziz’ime de iyi bak. Yalnız sana bir sır vermem lazım bunu kimseye söyleme gel kulağına fısıldıyayım onlar duymasın, bilmesin, Gülüşan’ım;
Donuyoruz, donuyoruz, donuyoruz…
Kurudedeler’den Abdulkerim.’’ Şark Cephesi / SARIKAMIŞ
Fatih KAPLAN 05.01.2018

SARIKAMIŞ’TAN ERBAA’YA MEKTUP VAR yazısı ilk önce Edebice Dergisi üzerinde ortaya çıktı.

]]>
http://edebice.net/2018/01/05/sarikamistan-erbaaya-mektup-var/feed/ 0