sana susmak ne acı

23 Mart 2020 0 yorum Şiir 278 Görüntüleme

Dağ

sana susmak ne acı züleyhâ
seni susmak ne fenâ

oysa tutabilirdim ellerini
ve kaderimi
yine yenemezdim belki fakat
ona sonuna kadar direnmemi
rahatlıkla sağlayacak olan kuvveti
bir lav gibi
duyabilirdim damarlarımda

-ki zâten bilirsin
yenmekten daha önemlisi
direnebilmektir,
buna cesâret edebilmektir-

ve gönül hatır bilmez
kimi yıkacağı
kimi yakacağı belirsiz
bu yersiz öfkemden

ve sâdık bir it gibi
huzursuz yüreğimin peşinden
bir an olsun ayrılmayan hüznümden

ve bana ışıl ışıl
dipdiri bahar çiçeklerini bile
ölü ağaçlar üzerinde kefen gösteren
bu kesif ümitsizliğimden sıyrılabilir

kendimi
sihrimi
gözlerimin ferini
bulabilirdim dudaklarında

ah züleyhâ
şimdi sanki yokmuşsun
sanki hiç olmamışsın gibi davranmak sana

hem de o kahrolasıca sevdân
aklımın duvarlarını tekrar tekrar yıkarak
kavuruyorken bir cehennem gibi
dünümü, bugünümü hâlâ inatla
üstelik taşıyorken bir de hasretini
o meçhul, karanlık, kederli yarınlara

ve “ben” denilen bu acziyet âbidesi
sükûta bulanmış
gözyaşları döküyorken geceleri
saklanarak çatık kaşlarla bezeli
ayazlı bir çehrenin ardına

ve gecenin bir kör vakti
-yâni senin
bambaşka hayáller inşâ ettiğin
ya da bir başkasının koynunda
yeni bir can yarattığı vakitlerde bûselerinin-
o renksiz, kimliksiz ve hamiyyetsiz sokaklarda
usul usul dolaşmak
uzun uzun söverek alın yazıma
velhâsıl geçmek nedir bilmiyorken sancısı yüreğimin

seni sevmek ne acı züleyhâ
sana ölmek ne fenâ

Fatih OĞUZ

Büğdüz – 23/1/20

-Ayarsız Dergi-

-muhayyeldir-

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum