Prof. Dr. Şaban Sağlık/Türk İnsanının “İrfân”ını “Hikmet” Boyasıyla Süsleyip Türk Kültürüne Hediye Eden Yazar

26 Şubat 2020 0 yorum Edebice Dergisi 483 Görüntüleme

şaban sağlık-21ık

 

Türk İnsanının “İrfân”ını “Hikmet” Boyasıyla Süsleyip Türk Kültürüne Hediye Eden Yazar

ÖMER SEYFETTİN

 

Büyük yazarlar, hem milletin kalbinde yer edinmeleri hem de mensubu oldukları kültür ve medeniyetin sözcüsü olmaları hasebiyle her zaman hatırlanırlar. Ziya Gökalp, bu nitelikteki yazarlar için Türk milletinin “Dili dilime uyan, dini dinime uyan” şeklinde bir tanım yaptığını söyler. Ahmet Yesevi’den Yunus Emre’ye, Mevlana’dan Hacı Bektaş Veli’ye, Hacı Bayram Veli’den Mehmet Akif’e, daha da artıracağımız bu büyük şahsiyetler hep Ziya Gökalp’in tarif ettiği ölçüye uyan örnek şahsiyetlerdir. Bu şahsiyetlerin en bariz vasıflarından biri “milletin ruhu”nu temsil etmeleridir. Yahya Kemal bu şahsiyetler için “Türkiye’nin (Türk’ün) ruhu” tabirini kullanır. Beden yok olup gitse de ruh ölümsüzdür. Dolayısıyla bu şahsiyetlerin ruhu her zaman aramızda dolaşmıştır / dolaşmalıdır.

Burada bahsettiğimiz “ruh” nedir ve bu ruha nasıl sahip olunur? Çok geniş bir cevap hacmine sahip olan bu soruya sadece “irfân” ve “hikmet” kavramlarını hatırlatarak genel bir cevap verebiliriz. Yani Türk Milletinin ruhu, esasında “Türk irfânı”nda saklıdır. Pek çok anlamı olan “irfân”; “bilme, anlama, kavrama, anlayış” gibi anlamların dışında “gerçeği anlama hususundaki güçlü seziş yeteneği, görgü ve sezişten gelen ruh uyanıklığı” gibi bir anlama da gelmektedir. Ayrıca, “Allah’ın gizli sırlarına ve eşyanın hakikatine tefekkür, keşif ve ilham yoluyla vakıf olma” anlamıyla bir diğer önemli kavram olan “hikmet”e yaklaşmaktadır. Hikmet ise “Allah’ın, kulun kalbine eşyanın hakikati hakkında koyduğu, akılla elde edilemeyen kalbî ilim” demektir.[1] Burada “irfân”ın yanına bir de “hikmet” kelimesini ilave etmiş olduk.

İster irfân isterse hikmet diyelim, bu kavramlar Türk-İslam eğitim-terbiye anlayışında oldukça önemli bir yer tutar. Milli Eğitim Bakanlığının eski isminin “Maarif Nezareti” olması boşuna değildir. Burada geçen “maarif” kelimesi Arapçada “irfân” kelimesiyle aynı kökten gelir. Yani, Milli Eğitimin amacı “irfân ehli” insanlar yetiştirmektir. İrfân ehli insanlar için de yine “irfân” kelimesiyle aynı kökten gelen “arif” (kadınlar için “arife”) denilir. Burada “ilim” kelimesini nereye koyacağız? İlim, aklı ve iradeyi eğiterek, insana irfân ve hikmete giden yolu açan en büyük rehberdir.[2] Bu yüzden olsa gerek, “ilim” ve “irfân” bir arada anılır. Hatta problemli insanlar için “Sen hiç ilim-irfân öğrenmedin mi?” şeklinde kalıp bir cümle de kullanılır.

Yazının devamı 21. sayımızda.

Sipariş için tıklayınız.

[1] “İrfân” ve “hikmet” kelimeleri hakkındaki bu bilgileri Kubbealtı Sözlüğü’nden hareketle verdik.

[2] Cemil Meriç Kültürden İrfâna adlı kitabında bu hususları ayrıntılı olarak tartışmaktadır.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum