Prof. Dr. Nurullah Çetin/Ömer Seyfettin’in Millî Birlik ve Beraberlik Anlayışı

25 Şubat 2020 0 yorum Edebice Dergisi 386 Görüntüleme

nurullah-cetin-sayi-21

ÖMER SEYFETTİN’İN MİLLÎ BİRLİK VE BERABERLİK ANLAYIŞI

Prof. Dr. Nurullah Çetin

 

Giriş: Ömer Seyfettin (1884-1920), sadece hikâyeleriyle Türk edebiyatının önde gelen bir şahsiyeti değil; aynı zamanda sosyal, siyasi, kültürel konularda da özgün fikirler üreten bir aydın kimliğiyle öne çıkan bir Türk yazarıdır. Bu yazımızda onun Türk milletinin bölünüp parçalanma sorununa ve buna çözüm olarak önerdiği birlik ve bütünleşme projesine yer vereceğiz.

 

*Sorun: Bölünmüş ve Parçalanmış Olmamız: Ömer Seyfettin, Türklerin birlik ve beraberliğiyle ilgili olarak, önce sorunu ortaya koyar, sonra çözüm üretir. Ona göre bizim bir ve beraber olmayışımızın, bölünüp parçalanmışlığımızın temelinde, bizim cemiyet hayatına alışmamış oluşumuz vardır. Yani samimi bir dayanışma içinde bilinçli bir millet hayatına alışmamamız, temel sorundur. Şöyle der:

“İki kişi bir araya gelemiyor. Sebebi gayet basit. Biz cemiyet hayatına alışmamışız. Herkes ayrı yaşıyor. Ayrı yaşamakta zevk buluyor. İşte bu zevki yavaş yavaş bozmalı ve merdümgirizlikten kurtulmalıyız. İttihat kuvvet yapar. Yalnız başımıza üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri birkaç kişi bir araya gelirsek kolaylıkla yaparız. Bir araya niçin gelemiyor, niçin toplanamıyoruz? Bizde samimiyet yok. Tasallüp illeti bizi bitirmiş. Herkes birbirini hakir görüyor. Herkes birbirinin nazarında aptal, işten anlamaz, yalancı ve ilh.”[1]

 

*Çözüm: Millî ve Siyasi Birlik: Ömer Seyfettin’e göre Türklerin birlik ve beraberliği, iki temel kavrama bağlıdır. Önce kültürel değerlerde birleşerek “millet” olacak, sonra da siyasi birliği sağlayarak “Turan Devleti” olacaktır. Bu iki temel kavramı açalım.

 

  1. MİLLÎ BİRLİK

 

Millet Tanımı: Ömer Seyfettin, millet derken sadece Türkiye’de yaşayan Türkleri kastetmez. O, daha geniş manada bir Türk milleti anlayışına sahiptir. Buna göre topluluklar, farklı siyasi yapılar içinde yani farklı devletlerin çatısı altında olsalar bile, esas olarak aynı dili konuşuyorlarsa, aynı dine inanıyorlarsa, aynı eğitimi alıyorlarsa ve ortak kültürü yaşıyorlarsa bu topluluğa millet denir der. Bu anlayışa göre Türk milletini millet yapan ortak değerler: 1.Türkçe, 2.İslam, 3.Eğitim birliği, 4.Kültür birliğidir. Nitekim onun ifadeleriyle millet şudur: “Millet: Bir lisan ile konuşan, bir din, bir terbiye, bir maarifle birbirine merbut insanların mevcududur. Bir milleti siyasi hudutlar asla ayıramaz.[2]

Ömer Seyfettin’in “Türk milleti” tanımı, her türlü enternasyonalist toplumsal yapı anlayışlarına olduğu gibi Tanzimat sonrası süreçte yoğun olarak gündeme gelen Osmanlıcılık fikrine de bir tepkidir. Nitekim Ashab-ı Kehfimiz (1913) adlı eserini Osmanlıcılık fikrine mizahî bir eleştiri olarak yazdı. Yazar, eserinin başında şöyle bir açıklama yapıyor:

“Meşrutiyetten sonra büyük adamlarımızın çoğuyla görüşmüştüm. Hepsinin fikri, aşağı yukarı şu neticede toplanıyordu: Osmanlılık, müşterek bir milliyettir. Osmanlılık ne yalnız Türklük, ne de yalnız Müslümanlık demektir. Osmanlı Devleti’nin idaresinde yaşayan her fert ‘Bilâ tefrik-i cins ü mezhep Osmanlı milletine mensuptur!’ Hâlbuki bu fikir, gayr-ı millî Tanzimat maarifinin yetiştirdiği dimağlarda doğmuş bir vehimden, bir ham hayalden ibaretti.

Dini, lisanı, terbiyesi, tarihi, harsı, mefahiri ayrı olan fertlerin mecmuundan müşterek bir milliyet teşkil etmek imkânı yoktu. Osmanlılık, hakikatte devletimizin namından başka bir şey miydi? Avusturya’da yaşayan Almanlara ‘Habsburg milleti’, ‘Avusturya milleti’ denemezdi. Alman nereli olursa olsun her yerde Alman’dı. Türkçe konuşan bizler de beş bin senelik bir tarihin, hatta pek eski bir esatirin sahibi olan bir millettik.

Osmanlı Devleti’nin memleketinde, Kafkasya’da, Azerbaycan’da, Türkistan’da, Buhara’da, Kaşgar’da, hâsılı nerede yaşarsak yaşayalım yine halis muhlis Türk’tük… Halbuki Osmanlılık kelimesine mevhum manalar veren münevverlerin siyasi fikirleri, içtimaî gayeleri ise insanın gözlerinden yaş getirecek derecede gülünçtü.(….) Türk köylüsü ‘dili dilime uyan, dini dinime uyan’ diye milliyetin hududunu pek güzel anlarken münevver efendiler son inkılâp esnasında ne dile, ne dine ehemmiyet veriyorlardı.”[3]

[1] Ömer Seyfettin Bütün Eserleri 15, hzl. Muzaffer Uyguner, Bilgi Yayınevi, Ankara 1992, s.188

[2] Ömer Seyfettin, Turan Devleti, Su Yayınları, İstanbul 1978, s.17

[3] Ömer Seyfettin, Bütün Eserleri, Hikâyeler 3, hzl. Hülya Argunşah, Dergâh Yayınları, 2.baskı, İstanbul 2007, s.111-112

Devamı 21. sayımızda.

Sipariş vermek için tıklayınız.

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum