“Ayrıntı”lı Bir Deneme

27 Ekim 2019 0 yorum Denemeler-Makaleler , Köşe Yazıları 131 Görüntüleme

Eskilerin çok meşhur olmayan ama oldukça anlamlı bir sözü var: Kemâlat teferruatta gizlidir. Yani diyor ki kudema, olgunluğa ulaşmanın yolu her ayrıntıya dikkat etmekten geçer. Kâmil olmanın anlamları, toplumlara göre farklılık gösterebilir. Biz kadim Türk coğrafyasının birer ferdi olarak alalım bu atalar sözünü, uyarlayalım yaşadığımız yüzyıla. Bu yüzyılın adına da herkesin diline pelesenk ettiği üzere “postmodern çağ” diyelim. Belki böylece ucundan kıyısından sıkıcı ve geleneksel dilden çıkabiliriz. Öyle ya anlaşılmamak üzerine kurulu bir “yazın düzeni”miz var!..

Maksadım, ahkâm kesip, “ben sizden iyi bilirim”cilik oynamak değil. Gözlemlerim ve özlemlerim üzerine kurguluyorum yazımı. Hiçbir zaman büyük başarılarım olmadı; ama çok baş ağrılarım oldu. Başımı ağrıtan ne olduysa insanın insana yaptıklarından ötürüydü. İnsanın insana maksatlı yaptığı küçük ve büyük zulümler ve bunlara verdiğimiz karşılıklar, kişisel destanımızı oluşturur. Kimsenin kişisel destanı başkasını ilgilendirmez. Ama biz bir toplumda yaşıyorsak ve “sonsuz özgürlük” denilen bir ütopyaya inanmıyorsak, ayrıntılara dikkat ederek kendimizi ve toplumumuzu olgunlaştırmak üzere mücadele edebiliriz. Çok zor değil; veya çok zor… Ne diyordu bir öğreti: Zor olan güzeldir. Arayışımız zorluğuna rağmen “güzel”i bulmaya yöneliktir.

u0ScGslVUjV7y3BA-636662276039159702

En başta “fikrinin insanı” olabilmek, en büyük erdemlerdendir. Gelenin etekçisi gidenin kötekçisi olduğunuzda şahsiyetinizden taviz vermiş olursunuz. Bir şey tamamen doğru veya tamamen yanlış olamaz. Bu noktada “seçici olmak” bir ayrıntıdır. Ancak seçici olurken en değerli süzgeç, fikir süzgecinizdir. Fikriniz ile cebinizin arası uzak olmalı. Parayla satın alınabilen şeyler mal ve hizmetlerdir. Siz ne “mal”sınız ne de kimseye “hizmet etme” zorunluluğunuz var. Tefekkür ufkunuz bireysel kalitenizdir. Bu kaliteyle iyi bir yerlere gelmek, kutsal bir sonuçtur. Şayet fikirlerinizden ödün verip bir yerlere geliyorsanız hele de bunu yala/kalıkla yapıyorsanız Allah size hidayet versin!.. Bu ayrıntıyı sloganlaştırıp şu şekilde bitirelim: “Fikrin namusu vardır.”

Konuşmak, âdabın en önemli ayrıntısıdır. Dilimizle beynimiz arasında gizemli bir bağlantı vardır. Beynimiz, nitelikle insanlarla vakit geçirerek ve nitelikli eserler okuyarak zenginleşir. Ancak zengin insanlar herkesin sandığı gibi çok para harcayan insanlar değildir. Aksine oldukça pinti insanlardır. Bu pintilik onlara “zengin” sıfatını kazandırır. Çok konuşmak ile az konuşmak arasındaki bağlantı da buna benzer. Çok bilen kişi az ve öz konuşur. Her yerde her kişiyle konuşmaz. Az yerde er kişiyle konuşur. Her konuda fikri olup konuşan insanların mekânları kıraathanelerdir. Zaten eski insanlar konuşmayı da amelden saydıkları için az konuşurlarmış. Bilgi, ihtiyacı olan insan için mücevher değerindedir. Bilgiyi almak isteyene vermek/verebilmek bir meziyettir. Burada da işin içine konuşma sanatı girer. Ne kadar konuşsanız da almak istemeyen, külliyen fikirlerinizi reddeden kişi için verdiğiniz emek, boşuna kürek çekmeye benzer. Ayrıca size hiçbir değer katmayan kişilerin konuşmalarına da fazla vakit harcamayın. Hayat kısa; çiçek sulamak, bir hayvana su vermek, bir kütüphane rafının tozunu almak ve yaşlı bir yayaya yardım etmek gibi kıymetli faaliyetler var. Gündemi, günlük dedikodular, basit siyaset veya sadece kendisine iltifat olan insanları yok sayın. Burada sloganımız şu: “Konusu olan insanla konuşulur.”

Günlük yaşantıda karşılaştığımız nice eylem var ki basite indirgenmekte, bu eylemlere şikâyetlenenlere de “adam sende”cilik yapılmaktadır. Kadim bir coğrafyanın kadim bir milleti olarak bu topraklara olan ödevimiz, yerdeki çöpü alıp çöp kutusuna atmaktan başlar. “Ama o çöpü ben atmadım.” demek, “biz” olmayı istememektir. Biz sözcüğünün içinde “iz” vardır. Yaşadığımız topluma insanlığımızla iz bırakmak için küçük ayrıntılara ihtiyacımız var. Bıraktığımız iz, dünyaca ünlenmemizi sağlamayacak belki ama musalla taşında “Helal olsun!” cümlesinin içten söylenmesini sağlayacak. Trafikte yol vereceğiz, çocuklara gülümseyeceğiz, sevdiklerimize kitap hediye edeceğiz, bir yetime oyuncak alacağız, gece araba sürerken kornaya basmayacağız, ait olduğumuz mesleğin gereklerini yapacağız, bayramlarda akraba ziyaret edeceğiz, huzurevlerine bol gideceğiz, televizyona az bakacağız, sevdiklerimizin gözlerine bakarak onlarla muhabbet edeceğiz, kolluk kuvvetlerine dualar edeceğiz, talihimizi kurgularken tarihimizi unutmayacağız, bildiklerimiz üzerine konuşacağız, milli maçlarda heyecanlanacağız, az tüketecek-çok üreteceğiz. Ödevler büyük; ama hepsi ayrıntı. Hepsinde nice âkil yazarın nice nasihati var. Ancak çalışma yöntemini Türkçenin Cebrail’i vermiş: “Sevelim, sevilelim…” Bu şifre en güçlü enerji kaynağını sunuyor bize. Bir şeylere gönülden bağlı olmak… Gelgelelim yazdıklarımızın hepsi, milli kodlarımızda mevcut. Mesele, bu ayrıntıları hatırlamakta… Böylece son sloganımızı da atalım: “Ahlâkın da millisi olur!”

Neydi konu? “Kemâlat teferruatta gizlidir.”

Biz, dişimizi sıktığımız çok sıkıntı yaşadık.

Çocuklarınız yaşamasın, öğretin bu atalar sözünü ona; hatta yaşatın!

Selamatle…

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum