ŞEHİT DR. SADIK AHMET VE MÜCADELE ADAMLIĞI

26 Temmuz 2018 0 yorum Genel 123 Görüntüleme

ŞEHİT DR.SADIK AHMET VE MÜCADELE ADAMLIĞI
Ömrünü Türk’lük ve batı Trakya Türklerinin sorunlarına adamış, büyük devlet adamı Dr. Sadık Ahmet’in, şüpheli bir trafik kazasında yaşamını yitirmesinin bu hafta yıldönümündeyiz.
Lozan antlaşmasıyla Yunanistan’a bırakmak zorunda kaldığımız batı Trakya topraklarında yıllarca baskı ve zulüm gören Türk milleti, Dr. Sadık Ahmet’in öncülüğünde dünyaya sesini duyurmuştu. Hayatı boyunca haksızlığa karşı mücadele etmekten yılmayan, son nefesine kadar davasını savunan adamı anmak, hatırlamak ve hatırlatmak bizim görevimiz değil midir?
Mücadele adamı olabilmenin kolay olmadığını bu kahramanların hayatlarını inceledikçe daha iyi kavrıyoruz. Mücadele adamı her zorlukta karşısına çıkan engelleri bir bir deviren, gördüğü her zorluğa , ‘bir imtihandır’ deyip gülüp geçebilen adam değil midir? Milyonları peşine takabilen, inandığı ve inandırdığı davası için ölüme bile gülüp geçebilen herkes adını, ‘mücadele adamıydı’ dedirtebilen insan değil midir? Zorluklar onlar için sadece birer eğlence gibi değil midir? Tarihimizde mücadele adamıdır diyebileceğimiz örneklerin sayısı çoktur.
En başta Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v) peygamberler ve onların ashabı mücadelenin en büyük örneklerini vermemişler midir? Kurtuluş savaşında milletimize önderlik yapan Mustafa Kemal Atatürk mücadele adamı değil midir? Onun silah arkadaşları, gecesini gündüzüne katıp onunla aynı safta yer almadılar mı? Enver Paşa ömrü boyunca, mücadeleden vazgeçmeden yılmaz bir Türk milliyetçisi değil midir? Son nefesinde Türkistan’ın bağımsızlığı için mücadele etmiyor muydu? Osman Batur ne için mücadele adamıdır demek yerinde bir tespit değil midir? Kafkas kartalı Şeyh Şamil, sırtındaki kırbaç izleri karşısında padişahın selama durduğu o yiğit insan mücadelenin, şahlığını yapmamış mıdır? Alparslan Türkeş, ömrü boyunca mücadele etmiş, gün yüzü gösterilmemiş, evlatlarını toprağa vermiş ama davasından asla dönmemiş. Kara toprağın bağrına yerleşince, devlet onun başucuna kadar gelip özür dilediğinde ‘mücadele adamlarının’ kazandığını bize göstermemiş midir? Cahar Dudayev ve onun kahraman komutanı Şamil Basayev ömrünü davasına adamamış mıdır? Ebülfeyz Elçibey, İsa Yusuf Alptekin, Cemil Kırımoğlu va daha sayamadığımız insanlar bir ömür boyu mücadele etmekten geri durmamıştır.
Onlar, bize bir miras bırakmıştır. Bu miras nedir? Bunun farkında olduğumuz sürece mücadele etmekteki aşkımız hiç biter mi? Onlardan devraldığımız mücadele azmi bizi biz yapan değerimizdir. Umutsuzluğun şeytandan geldiğini bilmek bizi güçlü yapmıyor mu? Biz demiyor muyuz? ‘Her şey bitti!’ denilen zamanlarda, ‘Türk milleti bitti demeden, hiç bir şey bitmez!’ diye. Etrafımıza bakın her tarafımızı çeviren ateş çemberine karşı biz ne zaman umutsuzluğa düştük. Ne zaman karamsar olup kaçmaya çalıştık. Ne zaman Allah’tan başka bir güce baş eğdik!
Allah, milletimizin önüne düşen yol başçılarından razı olsun.
Allah, en ufak zorlukta kendine inananları yarı yolda bırakıp kaçan, ‘korkak tavukların’ peşine, milletimizi düşürmesin.
Allah milletimizi her daim muzaffer eylesin.
Mücadele adamlarımızın ruhu şad, mekanı cennet olsun…
Fatih KAPLAN 26.07.2018

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Zaman

723 Görüntüleme

0 yorum