KİMYASAL HAÇLI

16 Nisan 2018 0 yorum Genel 325 Görüntüleme

KİMYASAL HAÇLI
Birinci dünya savaşından bugüne kadar geçen zaman diliminde girdiği her savaşta kimyasal silah kullanmayı adet edinen haçlı zihniyeti bir kez daha kendini gösterdi. Mısır’da esir ettiği Osmanlı askerlerini kör etmek için kimyasal ilaç kullanan batı zihniyetine bugün ki yaptıkları zor gelmez. Çanakkale’de siperlere zahirli gaz atarak hem kendi hem de bizim tarafımızdaki askerleri katleden batıya dün ve bugün zehir saçmak zor gelmiyor. Hiroşima’da binlerce insanın ölümüne yol açan atom bombalarını kullanan batıya insan öldürmek neden zor gelsin. Birinci körfez savaşında kimyasal silah bahanesiyle insanların ülkesine saldırmak ve insanları sonu gelmeyecek acılara gark etmek batının ve haçlı zihniyetinin kafa yapısını ortaya koymaktadır.
Bugün, Suriye’yi içine alan ateş çemberi ve orada kullanılan kimyasal silahları konuşuyoruz. Bazen de konuşmaktan sıkılıp haberleri izlerken kanal değiştirip sorunu tümden hallediyoruz. Peki, kanal değiştirince sorun çözülüyor mu? O bölgede cansız bedenler kollarını Allah’a açmış yalvarıyorken ve bizler burada sessizce kanalı değiştiriyorken sorun halledilmiş mi oluyor! Yüz yıl öncesine kadar bizim olan topraklarda bugün sabah erken kalkanın bomba attığı yerler tarumar edilirken, bizler hangi çabayı gösteriyoruz! Allah’ın gazabından kurtulmayı nasıl düşünüyorsunuz? Hesap verme günü ne diyeceğiz? Orada insanlar ve hiç suçu günahı olmayan çocuklar can verirken gittiğimiz maç, izlediğimiz dizi, takip ettiğimiz “ünlüler” bize nasıl yardım edebilir?
Ved, Yua, Seuk, Yeğus, Yeuk, Nesr, Lat, Uzza yok olup gitti mi? Yoksa kılık mı değiştirdi? İnsanlar can verirken bindiğimiz güzel arabalar, aldığımız evler bizi kurtaracak mı? Selahaddin Eyyubi, Yavuz Sultan Selim’ler, Atatürk’ler öldü gitti. Hazreti Ömer’ler, Ali’ler öldü gitti. Onlarla övünmek tabi ki güzel ama biz onlar gibi olmak için ne yapıyoruz? Onların yüzüne nasıl bakmayı düşünüyoruz? Onların sancağı altında toplanmak için dua ediyor ve onun için umut besliyoruz. Peki, o sancağın altından kovulmayı hiç hesap ettik mi? Sancak her daim dalgalanacak sancağın gölgesi bizi altında istemezse ne yapmayı düşünüyoruz? Dua ordusu kurmak güzel, “Dua müminin silahıdır” demiş Peygamber Efendimiz (s.a.v.) peki, neden Uhud’da savaşmış, neden Bedir’de silah kuşanmış neden Mekke’nin fethine zırhını giyip gitmiş. Hiç düşündük mü? Cebrail “onun kanının damlası yeryüzüne akmasın, akarsa yeryüzünü helak ederim.” Diyen rabbimizin emrini yerine getirmek için bir hışımla yeryüzüne inerken Peygamber Efendimiz sadece dua etseydi ve mücadele etmeseydi olmaz mıydı?
Şimdi zaman hem dua ordusunu kurma zamanı hem de düşmanla, amansız mücadele zamanı. Tüm varlığımızla mücadele edip mücadele edenlerle alay etmeden mücadele edenler destek olma zamanı. Mücadele sadece silahla değil, fikirle, sanatla, yazmakla ve okumakla olacağı için her zamankinden çok okumak, yazmak ve fikir üretmek zorundayız. Bunu yaparken karşılık beklemeden tüm varlığımızla çalışmak zorundayız.
Kimyasal silah kullanan haçlı zihniyetine karşı çıkmak için onlar kadar çalışmak hatta onlardan daha fazla çalışmak zorundayız. Hiç durmadan konuşmak, çalışanlara engel olmak yerine hiç durmadan çalışmak zorundayız.
Allah, bu uğurda çalışanlara ve çalışmak isteyenlere kolaylıklar versin…
Fatih KAPLAN 16.04.2018

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum