Hem Kendin Hem de İnsanlık için Bir İyilik Yap: Oku!*

27 Mart 2018 0 yorum Denemeler-Makaleler 599 Görüntüleme

 

kitap-oku

Kütüp Arapça kitaplar demek. İkisi de aynı kökten, biri diğerinin çoğulu. Kütüp ve hane birleşince ortaya kitap evi çıkıyor. Kitaplarla dolu bir ev. Kimi için mutluluğun saklı olduğu bir dünyadır kütüphane, kimi için ızdırabın başlangıcı. Baktığınız ve durduğunuz yere göre değişir bu. Ama şunu söylemek isterim “Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar” diyor peygamber efendimiz. Ben kütüphaneleri mesken tutup da hırsız olan, arsız olan, yolsuz olan, yoldaşsız olan görmedim. Zira onların en iyi yoldaşları, en iyi dostları kitaplardır.

Sevgili gençler, kitap şöyle güzeldir, böyle dosttur diyerek yıllardır duyduğunuz klişelerle kafanızı ağrıtmak istemiyorum. Bunlarla iyi bir kitapsever olunsaydı, öğrencilerimizin hepsinin iyi bir kitap dostu olması gerekirdi. Zira yıllarca bunları anlatıp durduk oysa bizim bu kısır telkinlerimizle kaç öğrencimiz iyi bir okur olmuştur bilemiyorum. Çağımızın en iyi öğrenme yöntemi madem ki yaşayarak-yaparak öğrenmedir, öyleyse siz de kitapları keşfetmeli onlarla yaşamalısınız. Kitabın neden vazgeçilmez bir dost olduğunu kendiniz tecrübe etmelisiniz.

Kendinizden başkalarının yaşadıklarına nasıl ortak olabilirsiniz? Kendi bencil dünyamızın dışında da başka dünyalar, kendi yaralarımızdan başka yaralar da var. Kendimizi daha iyi tanımanın yollarından biri de başkalarında kendimizi görmektir. Bunun yolu da başkalarının dünyalarına girebilmek, yaşamına ortak olabilmektir. Bu da ancak kitaplarla mümkündür. Empatinin, sempatinin, gönülden gönle kurulan bağın adıdır kitap. Ne diyordu Orhan Veli:

Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda

Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle…

Söyler misiniz, bir şairin sesini mısralarda duymak ve göz yaşlarına dokunmak nasıl mümkün olur? Bunu mümkün kılan nedir? İşte bir şairle ancak mısralarıyla konuşur, mısralarıyla dertleşirsiniz. Bir roman kahramanının kederini kitap satırlarında hisseder ve onunla bir bağ bir ünsiyet kurarsınız. Ne çok benzeşen yanlarımız ne çok ortak tarafımız dediğiniz de olur. Başka şeyler de var elbet. Tarih siyaset meydanlarında değil, en iyi kitaplardan öğrenilir. Tarihini bilmeyenlerin coğrafyasını başkaları çizer diye acı bir söz vardır. Bugün Orta Doğu’ya bakarsanız ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız. Kitaplardan inşa ettikleri medeniyetleri ile gelişen, büyüyen ve hem siyasi hem de ekonomik bir güç haline gelen devletlerin çöreklendiği Orta Doğu bugün içler acısı durumdadır. Kendi tarihini okumayan, bırakın tarihi, hiçbir bilimsel, kültürel kitabı okumayan, araştırmayan üretmeyen toplumların hazin sonudur Orta Doğu’nun sonu. Okumayan toplumları akıl değil sloganlar yönetmeye başlar. Cehalet baş tacı edilir, üfürükçüler, dinbazlar, din satar, cehalet satar. Oysa kütüphaneleri gelişmiş, kütüphanelerinden ilim, irfan tahsil edilen, okuyan akabinde de üreten milletler ilimden, bilimden başkasına itibar etmez. Başkasının kendisine getireceği hürriyete de, yardıma da bel bağlamaz. tembelliğin, cehaletin, skolastik düşüncenin, bağnazlığın, sığ düşüncenin en büyük düşmanı kitaplardır. Bugün, en çok okuyanlar ilimde de ekonomide de, teknik ve fende de en önde olan toplumlardır. Avrupa’yı sömürgeci, insan hakları düşmanı ilan ederiz, şüphesiz bunda haklı gerekçelerimiz de var, ama bir düşünün Uzakdoğu’dan ve ortadoğu’dan ekserisi Müslüman olan kardeşlerimiz ülkemizden geçerek kaçak yollarla Avrupa’ya gitmeye çalışıyorlar. Sebep elbette daha iyi ve insanca bir yaşam umudu. Çünkü kendi ülkelerinde ne hakları var, ne doğru dürüst bir eğitim alma imkanları ne de insanca yaşama ortamları. Çünkü cehalet kol geziyor sokaklarda, evlerde, okullarında…

Ülkemiz elbette yukarıda çizdiğim karanlık tablonun dışında ama okuma noktasında gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça eksiklerimiz var. Az okuyor, çok konuşuyoruz. Bilmeden fikir sahibi olunmaz ama her konuda konuşuyoruz. Oysa bunun doğrusu şöyle olmalıydı: çok okuyacak, yeteri kadar konuşacağız.

Rakamların diliyle konuşmayalım ama okumayı sevmeyen bir toplum olduğumuz bal gibi ortada. Kitap baskı sayıları inanılmaz seviyelere çıktı ancak etkili okuma ve kitaplarla zaman geçirme o kadar artmadı maalesef. Gençlerimiz az okuyor, okuyanlar da hep aynı kaynaktan besleniyor. Onu düşünmeye sevk etmeyen, yormayan cinayet, vampir, lise aşkı kitaplarına kafasını gömmüş vaziyette. Bir dereceye kadar her kitap okunabilir belki ama bahsettiğimiz bu popüler kitapların peynir ekmek gibi satıyor oluşu, toplumdaki kaliteyi arttırmaz, insanların gelişimine katkı sunmaz. Belki iyi vakit geçirme aracı olabilir, belki kitap okuma sınırlarına sokabiliriz onların bu eylemini ama, inanın sürekli bunların okunması, bunları yazanların ceplerini doldurmaktan başka kişiye ve sosyal yaşamımıza bir getirisi olmaz. Bu da ülkemizdeki okuma sorununun başka bir yönü elbette. Seçkisiz niteliksiz okuma diyoruz buna. Eğer bir benzetme yapmak gerekirse bu tarz okumaları “ye çocuğum ne olursa olsun yeter ki ye, gıdalan” diyen bir annenin en sonunda çocuğunu obez yapmasına benzetebiliriz. Çünkü yedikleri yararlı değildi ve beden bunları çaresiz kiloya çevirdi. Niteliksiz okumaların kişinin ruhsal ve zihinsel gelişimine katkısı ya hiç yoktur yahut çok sınırlıdır. Hatta, yan etkileri dahi olabilir. Bu tarz kitapların olumsuz örnek oluşturduğu, rol modeli olarak nitelikli kitaplara göre daha çok benimsendiği bilinmektedir. Nitelikli okuma konusunda sizlere rehberlik edebilecek öğretmenlerimiz muhakkak vardır. Eğer kitaba zaman ayırıyorsak onun da daha verimli; hem ruh hem de zihin gelişimimize daha yararlı bir şekilde geçmesini sağlamalıyız.

Kıymetli arkadaşlar;

Kitap üzerine çok duruluyor ve buna dikkat çekilmeye çalışılıyorsa inanın bunda bir hikmet vardır. Unutmayınız kitap boş zaman geçirme aracı değildir, zaman ayrılması gereken önemli bir etkinlik, bir görevdir. İyi yetişmiş her birey sadece aileleri için değil insanlık için de büyük kazançtır. Haydi hem kendimiz hem de insanlık için bir iyilik yapalım ve nitelikli kitaplar okuyalım!

Yaşar Vural

27 Mart 2018

*Kütüphaneler Haftası dolayısıyla hazırladığım konuşma metnidir.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum