HERHANGİ BİR VELİ TOPLANTISI

8 Mart 2018 0 yorum Genel 251 Görüntüleme

HER HANGİ BİR VELİ TOPLANTISI
Geçen günlerde kızımın okuluna veli toplantısına davet edildim. Genel olarak hemen hemen aynı atmosferde geçen toplantılardan fazla bir farkı yoktu. Tek fark sınıfa yeni yapılan kitaplıktı diyebilirim.
Malumunuz üzerine sırasıyla ilgili öğretmenler, rehberlik ve sınıf öğretmeninin uzun bir konuşmasından sonra dilek istek ve şikâyetlere geçildi. Durumu iyi olan öğrencilerin velileri kırıtarak ve sırıtarak söz alıyor; “ benim çocuğum nasıl hocammm.” Gibilerinden hava atmalarından sonra, alınan cevaplar karşısından savaş kazanmış komutan edasıyla yerine oturan velilerin ardından, şikâyet faslı başladı. Sınıftaki tüm velilerin şikâyetleri de bire bir aynıydı. “ çocuklarımız kitap okumuyor, internete bağımlı oldular, arkadaşlarıyla geçimsizlikleri var vs.”
Çocuklarımızdan bu konular hakkında şikayet ederken kendimize hiç eleştiri getirmiyoruz. Kendimize bazı sorular soksak acaba cevapları nasıl olurdu? Mesela; biz ne kadar kitap okuyoruz? Çocuklarımızın kitap okumasını teşvik etmek için ayda kaç kitap alıp çocuklarımıza veriyoruz? Onlarla beraber kaç saat beraber kitap okuyoruz? Çocuklarımızı şehrimizdeki kütüphanelere kaç kere götürdük?
İnternet konusunda; bizler günde kaç kez internet denen dipsiz kuyuya dalıyor, kaç dakika yada kaç saat vaktimizi burada geçiriyoruz? Çocuğumuz eve geldiğinde elimizden telefonu veya tableti kaç defa bırakıyoruz. Yanımıza bir dostumuz geldiğinde ve çocuğumuz bizi karşıdan izlerken, dostumuzla muhabbet ederken kaç defa onu bu ilgiden mahrum bırakıyor ve elimize hemen telefonu alıyoruz. Çocuklarımız bizimle oynamak veya dertleşmek istediğinde onlara ne kadar vakit ayırıyoruz.
Arkadaşlarıyla geçim konusunda ise; kaç tanemiz çocuğumuzu okula gönderirken mesleğimizin veya cebimizin üstünlüğünden bahsetmeden asıl üstünlüğün bilgide olduğunu kaç tanemiz söylüyor. Kaç velimiz, onların dokunulmaz değil ve hürriyet denen kavramında sınırlı olduğunu kaç tanemiz söyleyip onların isteklerini kaç tanemiz sınırlama yoluna gidiyor.
Çocuklarımızı ilahlaştırmadan atlarımızın yaptığı ve yaşadığı gibi yaşayamıyoruz. Zira onlar “ ataerkil” iken bizler “ oğulerkil” yaşamaya ve çocuklarımızı gözümüzde ilahlaştırmaya başladık. Kendini ilah hisseden çocuklarımızda bizleri kendine köle, toplumu da bu kölelik düzeninin bir parçası görmeye başladılar.
Aslında hata çocuklarımızda değil onları düzenli yetiştiremeyen veya yetiştirmek istemeyen bizlerde. Son olarak değinmek istediğim bir konu da, yazımın en başında belirttiğim gibi sınıfa yapılan kitaplık. Kitabı olmayan ve kitap okumayan çocuklarımızın parasıyla yapılan kitaplığımız. İşte o kitabı olmayan kitaplık bizim umutlarımızın yeşerdiği yer oldu. O kitaplığın yanısıra yeni gelen Türkçe öğretmenin de umutlarımızı yeşerten bir çalışma içinde olduğunu öğrenince biraz daha sevindik ki, bu çalışma ‘ oku, okuduğunu anlat ve yaz’ çalışmasıydı. İnşallah bu çalışma hem kitaplığımızı dolduracak hem de çocuklarımızı geliştirecek.
Allah eğitim öğretim faaliyetlerinde çaba sarfeden tüm bireylere kolaylıklar versin.
Fatih KAPLAN 8.03.2018

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum