Ateşin Düştüğü “yer” Olmak !

12 Şubat 2018 0 yorum Denemeler-Makaleler 177 Görüntüleme

G2DbhcWYXuAA8UFHNeGPRh_1080
Zalimlerin zulümlerinin arşı titrettiği şu sancılı coğrafyada, bu sancıların ne tür acıların doğumunun habercisi olduğunu fark edemeden, insanlığın katledilişini elimizde çay bardağı ve alışılmış, hissiz, kısa süreli “tüh, vah” feryadları ile izlerken, bir de “şiddetle kınama” modamız çıktı şimdilerde. Kılıçların kınına girmesi ile geldi bu kınama. Yürekteki “acıyı hissetme ” duygusunun paslanmasıyla geldi. Ağzımızla kınayıp, yüreğimizle hissetmediğimiz, kılımızı dahi kıpırdatmadığımız her şey için, kınaya kınaya kına yakarız artık.
Yüzyıllardır “komşusu açken ,tok yatan bizden değildir ” şiarını benimsemiş olan yürekler, bırak açları doyurmayı; komşusunun aç kalması için mücadele eder hale geldiğine göre, bu taşlaşmış yürekler bizden değil artık. Öyleyse kimden? Bu soruyu, yüreğinde bu taşı hisseden herkesin kendine sorma vakti geldi ve geçiyor da …
Bize dokunmayan yılanların binlerce yıl yaşamak için, bizi bin yıl değil; bir gün bile yaşatmamaya ant içtiği bu dönemde, toplumsal duyarsızlığımız, acıya olan ortaklığımızı çekmemiz, sevinçlere karşı gösterdiğimiz haset, bu yılanları çoğaltırken, bizleri de bir bir eksiltiyor farkında olmadan.
Evet, atalarımız sözlerinde böyle söyledi:”Ateş düştüğü yeri yakar ”
Burada tuhaf olan şey; ateşin düştüğü yeri yakması mı, YOKSA BU ATEŞİN HER YÜREĞE AYNI ORANDA DÜŞMEMESİ Mİ? Bence ateşin düştüğü yeri yakıp yakmamasından çok, her yüreğe bir kor gibi düşüp düşmemesi önemli olan.
Şimdi gözlerimizi kapatıp kendimizle bir muhasebe yapalım;
Ne için yaşıyor, kimleri ne için seviyor ve kimlerden ne için nefret ediyoruz? Hangi olaylar karşısında ne tepkiler veriyoruz? Yılanların, menfaatimiz dışında bir şeye dokunduklarında da başlarını ezmeyi deneyebiliyor muyuz, yoksa komşumuzu öldürmek pahasına olsa dahi, sırf menfaatimize dokunur endişesiyle onları bin yaşatmak gayretinde miyiz? Bunlar cevabı değil, itirafı zor olan sorular …
Dönüp iç muhasebemizi yaptığımızda, hareketlerimizi yürek süzgecinden geçirdiğimizde; yaşanan olaylara seyirci kalmayı değil, insanlığa yardımda oyuncu olmayı tercih etmemiz gereken günlerin tam kapımızda durduğunu fark edeceğiz ve bir söz düşünce dünyamızda tüm benliğiyle kendini hissettirecek :
“BÖLÜŞÜRSEK TOK OLURUZ, BÖLÜNÜRSEK YOK OLURUZ! “

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Yaşatan

"Basit biri değilim..! Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var.! Ve kahkahalara sarılmış anılarım.! Herkes kadar dertli,bazılarından fakir, çoğundan zenginim. Taşıdığım hayallerim, söylenecek şarkılarım, paylaşılacak dostluklarım var. Bilmeyene sevmeyi öğretecek kadar büyük bir kalbim, Gidene beddua edemeyen bir dilim var.. Yüreğimi korkak büyütmedim.! “Kaybettiklerim ; dağıttığım servetimdir”..!

İlginizi Çekebilir

0 yorum