Bir Obsesif Kompulsif Bozukluk Örneği Olarak Gustave Flaubert’in Bibliyomani Öyküsü

6 Şubat 2018 0 yorum Denemeler-Makaleler 1582 Görüntüleme

BİR OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK ÖRNEĞİ OLARAK GUSTAVE FLAUBERT’İN BİBLİYOMANİ ÖYKÜSÜ

 

Serkan GÖKBULUT*

Gustave-Flaubert

Gustave Flaubert

Bibliyomani adlı eser, Flaubert’in yayınlanan ilk metni olması bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Flaubert, bu eseri henüz 14 yaşındayken döneminde yaşanan bir olaydan hareketle kaleme almıştır. 1836 yılında İspanya’da kitaplara olan saplantısı yüzünden evlere girerek hırsızlık yapan, cinayetler işleyen ve nihayetinde suçlarını itiraf ederek mahkûm edilen Don Vicente’nin yaşanmışına sadık kalınarak kaleme alınan ve Vicente’nin öyküde Giacomo kişiliğine bürünerek karşımıza çıktığını görmekteyiz. Bu durum bize Berna Moran’ın ‘‘sanatçı-eser-okur-toplum’’ ilişkisini hatırlatmaktadır. Böylece sanatın toplumu, insanı ve hayatı yansıtan bir ayna metaforu ile karşı karşıya kalmaktayız; çünkü yazar içinde bulunduğu ortamda yetişir, kaleme aldığı eserinde de içinde yaşadığı topluma, dönemin şartlarına vb. göndermelerde bulunur ya da ayna metaforu görevini üstlenerek bunlara estetik bir hüviyet kazandırarak yansıtır. Bu bakımdan sanatın ayna olma görevi de yerine getirilmiş olur.

Bibliyomani saplantısı, hastalık olarak nitelendirilmese bile onun bir alt türüdür, denilebilir. Bu bakımdan bu eser sadece Flaubert’in kaleme alırken kendisine esin kaynaklığı eden Don Vicente’nin yaşantısı değil; aynı zamanda özelde bir saplantının veyahut takıntının adı, kitap toplama ya da biriktirmenin sosyal ilişkilerin ve sosyo-psikolojik olguların had safhada zarar gördüğü bir noktaya kadar ilerlemesini içeren obsesif kompulsif bir bozukluktur.

bibliyomani-kitapBunların en belirgin özellikleri, toplayıcının yani bibliyomaninin hiç faydalanmadığı, kullanmadığı ya da gerçek bir koleksiyoncu için içerik açısından değeri olmayan kitapları topluyor olmalarıdır. Bibliyomani, kitapları gerçek bir bağlılıkla seven, onlardan faydalanan, içindeki bilgileri de en az kitaplar kadar seven bibliyofili kavramıyla karıştırılmamalıdır. Bunlardan ilki obsesif kompulsif bir bozuklukken; ikincisi ise normal düzeyde bir kitap sevgisidir. Bu nedenle bunlar klinik, psikolojik bir bozukluk olarak kabul edilmezler.

Bibliyomaninin bir başka özelliği de kitaba içeriğinden bağımsız olarak bir arzu nesnesi olarak bakmak ve kitabı bir felaketin habercisi olarak çağırmaktır. Bu tutum kısacası kitabı fetiş bir öğe olarak görmektir. Genel olarak bibliyomani hastalığının özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  1. Kitaptan hiçbir şekilde faydalanmayarak ona sahip olma ve bağlılık arzusunu taşımak.
  2. Kitaba fetiş öğe ve nesne arzusu olarak bakmak.
  3. Kitabı bir felaketin habercisi olarak çağırmak.
  4. Kitap toplama ya da biriktirme işinin sosyo-psikolojik ilişkilerin ve sağlığın zarar göreceği noktaya taşımak.

Şimdi de tüm bu saydığımız özelliklerin yani bir bibliyomaniliğin Flaubert’in sözü edilen novellasına[1](öykümsü, küçürek roman) nasıl yansıdığını göstermeye çalışalım.

Kitapta bibliyomani Giacomo’dur ve saymış olduğumuz tüm bu özellikleri kendisinde taşımaktadır. Sosyalite bakımından çok zayıf bir yapısı olan Giacomo’yu eserde sadece kitapların satışa çıkacağı mezat günlerinde sokakta görürüz. Bunun dışında Giacomo’yu dışarda görmek olanaksızdır; çünkü onun için en güzel manzara kitapların bulunduğu ortamdır, bu bakımdan onu sahaf dükkânının dışarısında pek görmemekteyiz. Bu da Giacomo’nun saplantısı yüzünden sosyal ilişkilerinin ne kadar bozuk olduğunu bize göstermektedir.

‘‘Bu adamın sahaflar ve eskiciler haricinde kimselerle konuşmuşluğu yoktu. Ketum olduğu kadar hayalperest, nemrut olduğu kadar mahzun bir adamdı; tek bir düşüncesi, tek bir sevdası, tek bir tutkusu vardı: kitaplar. Bu aşk ve bu tutku onu içten içe yakıp kavuruyor, ömrünü tüketiyor, ruhunu kemiriyordu.’’ (FLAUBERT, 2017: 7).

Eserden alınan bu parçada yukarıda belirtilen bibliyomaninin ‘‘kitap toplama ya da biriktirme işinin sosyo-psikolojik ilişkilerin ve sağlığın zarar göreceği noktaya taşımak.’’ özelliği açıkça görülmektedir. Giacomo, kitapların arasında bulunmaktan hoşlanan, bu duruma çok bağlanan birisidir; fakat onun sevdiği sadece nesne arzusu olarak bakılan ve bir fetiş öğe haline gelen kitaplardır. O, kitapların içindeki bilgiyi zerre önemsememekte keza bu bilgilerden de faydalanmayı istememektedir.

‘‘Bütün bu kitapların arasında olmaktan, bakışlarını yaldızlı harflerin, yıpranmış sayfaların, solmuş parşömenlerin üzerinde gezdirmekten mutluydu. Bir körün ışığı sevdiği gibi seviyordu bilgiyi. Hayır! Sevdiği bilginin kendisi değildi aslında; onun aldığı biçimi, yansıyan suretini seviyordu. Bir kitabı seviyordu; çünkü o bir kitaptı. Kokusunu, biçimini, ismini seviyordu onun. (FLAUBERT, 2017: 11).

Bibliyomanin yukarıda geçen ilk iki özellik arasında bulunan kitaplara nesne arzusu olarak bakma ve onun içindeki bilgilerden istifade etmeme söz konusudur. Zaten Giacomo’nun okuma-yazması bile yoktur. O bütün mal varlığını, servetini kitaplara harcamıştır. Ama bu eserleri açıp okumamakta ve bir bibliyofili olarak değil de bibliyomani olarak karşımıza çıkmaktadır.

Eserin sonunda kitaplara nesne arzusu olarak bakmanın onu bir felaketin habercisi olarak çağırmayla keza felaketin bizzat kendisiyle bitmesine neden olduğunu görüyoruz. Giacomo, tıpkı Don Vicente gibi hırsızlıklar yapıyor, cinayetler işliyor. Böylece kaçınılmaz bir felaketin de başrolünde oynuyor. Baptisto adlı birinin evini kitaplar için ateşe veriyor, Don Bernardo ve papazı kitaplar için öldürüyor ve böylece bibliyomaniliğin obsesif kompulsif bozukluk halinde varan sosyo-psikolojik ilişkilerin zarar gördüğü, kendisinin idamına kadar işin farklı boyutlara ulaştığı en son noktaya geliniyor.

 

 

* Lisans Öğrencisi, Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, serkangokbulut@outlook.com

[1] Kitapta bu eser, novella serisi olarak belirtilmiştir. Biz de bu yüzden novella yani öykümsü, küçürek roman ifadesini kullanmayı uygun gördük.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Serkan Gökbulut

Lisans Öğrencisi, Gaziantep Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı, serkangokbulut@outlook.com

İlginizi Çekebilir

0 yorum