CENNET

18 Ocak 2018 0 yorum Genel 649 Görüntüleme

graphic-3087045_1920

Baharın neşesi içindeydi tüm doğa.

Kuşlar ötüyor, kurbağalar avazı çıktığınca bağırıyor, kuşlar sürüler halinde uçuyordu. Gölün küçük dalgaları tatlı vuruşlarla sahili okşuyor ve ortaya izlenmeye değer harika bir portre çıkıyordu.

Yaşlı çınar ağacının sık ve gölgeli dallarının arasında sincaplar birbirlerini kovalıyor, yeşil orman ile mavi gölün arasından geçen otoyolda bir araba ağır ağır yol alıyordu.

Çocuk üzgündü. Altı yaşındaydı. Kendisi dünyaya gelmeden önce eve alınan muhabbet kuşu “Maviş” birkaç gün önce ölmüştü.

Sabahları cıvıl cıvıl öten, kendisinin ve aile fertlerinin kulağını, burnunu, elini tatlı tatlı gagalayan evin neşesi Maviş’i bir sabah kafesinde cansız bulmuşlardı.

Ne kadar üzülmüştü o zaman çocuk.

Sevdiğini kaybetme hissini belki de ilk defa yaşamıştı.

Babası o zaman kendisini bir kenara çekmiş, acısını paylaşmış, üzülmemesi için elinden geleni yapmıştı.

Çocuğunu teselli etmek isteyen babası ona cennetten bahsetmişti.

Bu dünyadan ayrılan insanların, canlıların mutluluk içerisinde hiç acıkmadan, üzülmeden, yeşillikler içinde yaşadıkları, içinde şırıl şırıl akan derelerin, tertemiz göllerin yaşadığı bir dünyanın olduğunu ve sevgili kuşları Maviş’in artık orada yaşadığını söylemişti babası onun anlayacağı bir dille.

Bu haber çocuğu sevindirmiş, acısına merhem oluvermişti. Maviş başka bir dünyada da olsa mutluydu ya bu haber ona yeterdi.

Arabanın arka penceresinden yolun kenarında bulunan göle bakan çocuk babasına:

“Baba, burası neresi?”

“Burası kuş cenneti kızım”

Çocuk bir an düşündü. Babasının her söylediğinin gerçek olduğu konusunda hiç şüphesi yoktu. Sonra bir soru daha sordu babasına. Ama bu soruya cevap vermek babası için çok zordu.

“Burası ölmüş olan kuşların yaşadığı yer değil mi baba?”

Öyle olmalıydı. Babası burasının kuş cenneti olduğunu söylememiş miydi? İşte ne kadar güzel bir yerdi burası. Tıpkı babasının birkaç gün önce cenneti anlattığı zaman bahsettiği göllere ne kadar benziyordu. Güneşin ve ayın üzerinde farklı ışık parıltılarının oynaştırdığı, temiz ve berrak suyunun insanı huzura sürüklediği bir göldü burası. Gölün kenarlarındaki sazlıklar rüzgârın her esişinde bir o yana bir bu yana nazlı nazlı sallanıyordu. Mutlu kuşlar cıvıldıyor, yeşillik ile mavilik iç içe harika bir manzara oluşturuyordu.

Cennet gibiydi, kuşlar buradaydı. Eğer burası kuş cennetiyse…?

Baba kızına ne cevap vereceğini düşünürken çocuk bir çığlık atarak sevinçle babasına bir soru daha sordu.

“Baba, o zaman Maviş’te burada yaşıyor olmalı değil mi?”

“?!”

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum