SÖZE MÜDAHİL OLMAK

6 Kasım 2017 0 yorum Genel 374 Görüntüleme

water-drop-blue-liquid

Edebiyat, her koşulda varlık sahasında olmayı, söze sözle müdahale etmeyi varlığının gereği olarak görür. Varlığını da şüphesiz bu müdahalelere borçludur. Her ne kadar sözün uçarılığını yazı gidermiş olsa da müdahale için gerekli pek çok argüman, her zaman mevcuttur. Bu durum sözün de canına minnettir ki edebiyatın müdahil olmasıyla söz bereketlenir. Dahası sözün gövdeleşmesi, meyvelenmesi için de edebiyat iklimi elzemdir.

Müdahale, varlık adına olunca kutsal bir hava oluşturur. Bu yönüyle her varlığın, her kavramın var oluş çabası alkışı hak etmektedir elbette. Edebiyatın bir sanat olarak varlığını sürdürmeye yönelik hareketleri de bu bağlamda oldukça önemli. Bununla beraber edebi müdahale çevre ve imkân düzeyinde kalır. Burada gerekense soylu bir duruşun sergilenebilmesidir, imkânın kısıtlılığı bunu engellememelidir. Çünkü söze tutunan kişioğlu, duygularını güzelleştirmek, ifadesini yüksek perdeden dillendirmek için edebiyata muhtaçtır. Bu soylu duruş onu, hayal perdesini aralayarak, gerçeğin kıskacından çıkarmaya yeter ki tek çıkar yol da budur.

Söze yaklaşmamız edebi yönde olursa sözün derinleşmesi, kelimelerin mana boyutlarının genişlemesi ve mecaz deryasında olabildiğince dalgalanması kaçınılmazdır. Bu durum sözün başka bir yüzüyle karşı karşıya kalmayı zorunlu kılar. Sözün büyüsünü veya buna gönlünü kaptıranın çabasını geçelim; bambaşka bir gerçeğin dillendirilmesine, bunun herkesin diline doladığı kelimelerle yapılmasına bakalım: Edebiyat dördüncü bir boyutla eklemlenmektedir üç boyutlu söz gerçeğine. Bu sayede gerçekliğin nasıl bir büyülü değişimle sözümüzde canlandığı, edebiyatın nasıl bir iklim içinde serpildiği daha iyi görülebilir.

Söz söylemenin edebileşmesi, edebiyatın söz alanına gözle görülür müdahalesidir. Duygu ve düşünce değişimi ise ardı sıra gelecektir. Destan toplumundan hikâye toplumuna, hikâye toplumundan roman toplumuna, roman toplumundan anlatı toplumuna geçişler bu vaziyetin yansımalarıdır. Sözün uzayıp kısalması üretimin niteliği ile ilgili değil, zamanın imkânlarıyla ilintilidir. Dolayısıyla söze edebiyat dışı etkenlerin de müdahil olabileceği, bunun da edebi etkiyi değiştirebileceği görülür. Bununla beraber edebi müdahale, sürerlilik arz eder. Bu da uzayan ve kısalan sözleri çoğaltır.

Sonuçta edebi müdahale, gerçeğin fasit dairesinde kıvranan ve çıkmaya yol arayan ruhsal yapıyı sözle buluşturur, hakikatle sakinleştirir. Böylelikle insanın “konuşa konuşa anlaşacağı” hakikatını tekrardan hatırlatır ve akabinde sözü elden bırakmamayı telkin eder. “ Tuttum öfke denizini / Vurdum aklım kıyısına /  Saydım mananın izini / Söz koşturdum sayısına” diyen şair, sözle örülen evrenin farkına varmış ve söze müdahil olmuştur. Ne mutlu söze müdahil olanlara!

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum