Vatanı için Ölümü Şeref Sayanlar

23 Ekim 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 482 Görüntüleme

VATANI İÇİN ÖLÜMÜ ŞEREF SAYANLAR
Tarihimizde vatanı için ölümü şeref sayanların yanı sıra, maalesef vatanı için ölmeyi beceremeyip toprak kaybedince sırıtanlar da vardır. Bugün vatanı için ölmeyi şeref sayan milyonlarca insanımızdan sadece üç örnek vereceğiz. Allah onların izinden gitmeyi ve onlara layık idarecilerle yönetilmeyi bizlere nasip eylesin.
I. Abdülhamit Han; Osmanlı padişahları içerisinde halkın saygı ve sevgide kusur etmediği, sık sık halkın içerisine karışarak elinden gelen tüm imkanları halkı için kullanan bir padişah. Fakat devleti için kader ağlarını örmeye başladığı günlerde tahta çıkmış devletinin en zor günlerinin başlangıcında iktidarı yaşamıştır. Bu devlet ve millet aşığı padişahımız 1787-1792 yılları arasında cereyan eden Osmanlı- Rus savaşında Özi kalesi Rusların eline geçip kaledeki tüm insanlar katliama uğradığında iktidardadır ve haberi aldığında beyin felci geçirip hayata gözlerini yumar. Atasından miras kalan toprakları koruyamadığı için beyin felci geçiren bu ulu padişahın adı gerektiği noktada altın yaldızlı harflerle anılır. Çünkü toprağı kaybettiği için kahrından ölmüştür!
Süleyman Askeri Bey vardır. İngilizler Irak’ta işgale başladıklarında Osmanlı Devleti’nin gücü oraları savunmaya yetişemez. Zira devlet 9 cephede birden savaşmaktadır. Enver Paşa askeri dehasını kullanır. Orada yerli halkı ve aşiret reislerini etkileyip haçlı askerlerine karşı koyması için ekibindeki en başarılı insanlardan biri olan Süleyman Askeri Bey’i görevlendirir. Verilen görevi her türlü zorluğa rağmen yerine getiren bu vatansever kumandan ölümü göze alarak cansiperane elinden gelenin en mükemmelini yapar ve kendine bağladığı yerli aşiretlerle beraber İngilizlere o bölgeyi dar eder. Kut’ul Amare zaferinin alt yapısını oluşturur. Fakat onun da güçlü bir orduya yetecek gücü yoktur. Bir muharebe esnasında iki bacağından birden yaralanır. Yine de cepheyi bırakmaz ve birliklerine araba üzerinden komuta etmeye devam eder. Gün gelir birlikleri yoğun bir çatışma bölgesine girerler ve daha fazla ilerleme imkânı yoktur. Birliklerine geri çekilme emri verir. Verir vermesine ama bunu gururuna yediremez askerlerini yanından uzaklaştırdıktan sonra beylik tabancasını çenesine dayayıp tetiği çeker. Artık onun adı altın yaldızlı harflerle tarihte yerini alır.
Reşat Paşa (Çiğiltepe) vardır. Başkomutanlık meydan muharebesinde Mustafa Kemal’e Çiğiltepe’yi yarım saatte alacağına söz verir. Canla başla mücadele eder fakat 7. Yunan tümenini buradan atamaz. Ne yapsa olmuyordur. Dakikalar geçer fakat olmaz, olamaz. Nihayetinde verdiği sözü yerine getirememiş, kutsal vatan toprağını gerektiği gibi muhafaza edememiştir. Çadırına girer bir özür ve veda mektubu yazar beylik tabancasını şakağına dayar tetiği çeker! Devletimiz bu sadakatinden dolayı ailesine kırmızı şeritli İstiklal madalyası verir ve alamadığı tepenin adını soyadı olarak kullanmasını ister. Adı altın yaldızlı harflerle Türk tarihine geçer.
Aziz vatan toprağı Türk milleti için kutsaldır. Toprağın değerini bilmeyenler, onu koruyamayanlar gerektiği gibi savunmasını yapmadan geri çekilenler onurları için yaşamadıklarına inanırlar ve onursuzca yaşamaktansa ölmeyi tercih ederler. Toprağına sahip çıkamayan, onun için ölümün ne olduğunu bilmeyen ruhsuzlar bırakın ölmeyi köpekliğini yaptıkları ağababalarına bile ses çıkaramazlar. Kahramanların adlarını Arşı Ala’ya çıkaran bu aziz millet hainlik edenlerin adlarını da gerektiği yere yazar.
Aziz vatan toprağını korumak ve kurtarmak onu kovalara doldurmak değil gerektiği zaman uğrunda ölmek ve öldürmektir.
Allah kovacılardan bu aziz milleti korusun…
Fatih KAPLAN 19.10.2017

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum