Soros ve Bell’in Çocukları İş Başında

10 Temmuz 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 149 Görüntüleme

SOROS VE BELL’İN ÇOCUKLARI
Türkiye ve dünyada yüzyıllardır misyonerlik faaliyeti yapan ve dünyayı kasıp kavurmak için ellerinden gelen tüm imkânları kullanan milyonlarca misyoner var.
Misyonerlik nedir ve vatanımızda kaç misyoner var?
Misyonerlik sadece Hristiyanlığı yaymak ve ona taraftar bulmak için mi yapılmaktadır?
Kalpleri ve zihinleri kontrol altına almak, dünyevi meselelerde manevi duyguları köreltip önemsiz göstererek genel olarak insanları kendi amaçları doğrultusunda yönlendirip şuursuzlaştırma projesi olarak uygulanan bu sistemde şu anda ülkemizde; 250 000( iki yüz elli bin) misyonerin varlığından söz edilmektedir. Bu rakamın karşılığında, 957 ilçesi olan ülkemizde şu an faaliyette olan ve ilçe başına ortalama 260 misyoner var demektir.
Peki, bunların ortak özellikleri nelerdir?
Tarihimizi ve dinimizi bizden daha iyi bilen, ortalama 10 yaşından itibaren bizim dilimizle bizlerin arasında yaşayan ama Türkiye’nin değişik bölgelerinde değişik makamlara gelmiş farklı görevler üstlenen, fakat bağlı oldukları İngiliz Yüksek komiserliği ile bağlantılarını hiç kesmeyen bu insanlar her yerde ve her görevde olabilirler. Bugün bakarsınız bir futbol maçında amigo, yarın herhangi bir yerde öğretmen ya da herhangi bir cami veya cemaatte lider olarak karşımıza çıkabilirler. Onlar sizi bilse bile siz onları bilemez onların karşısında ne dininizi ne de vatanınızı savunamazsınız.
Ortak özelliklerinden biri de; Türk tarihi ve Türk insanını aşağılamak. Aşağılık duygusunu aşılayıp Türklerin artık yozlaşmış bir toplum olduğunu sık sık anlatıp kendilerine güvenebilme duygusundan mahrum bırakıp, bizleri sınıflara bölüp, kendimizle aramızdaki duvarları alabildiğince yükseltmeye çalışarak sürekli çatışma ve gerilim ortamı yaratıp insanları huzursuzluğa itmek için her türlü ortamı yaratmaya çalışırlar. İnce kelime oyunlarıyla tarihimizde yaşadığımız onca zaferi küçümsemeye ve bizleri tarihin tozlu sayfalarındaki barbar kavimlerden biri olarak lanse edip tekrar güya barbarlık yaptığımız topraklara dönmemizi isterler.
Peki ya bizler ne yapabiliriz?
Umutsuzluğa kapılmadan, bıkmadan usanmadan onlardan daha çok okumak daha fazla eğitmek ve yozlaştırılmaya çalışılan tüm değerlerimizi baş tacı ederek onların karşısına adam gibi çıkmak zorundayız. İşte böyle yaptığımız zaman bizi gördüklerinde kaçacak delik arayacaklardır.
Herkes görevini layıkıyla yaparsa, amir, memur, eğitimci, esnaf demeden herkes taşın altına elini koyup şu dergâh bundan üstün bu dergâh bundan üstün demeden açıp Allah’ın kelamını adam gibi okuduktan sonra mücadelemize devam edersek, bölünmemeyi öğrenip sıkı bir yumruk gibi düşmanımıza olanca gücümüzle darbeyi indirirsek işte o gün bu topraklarda ne Soros’un çocukları ne de Gertrude Bell’in çocukları barınamaz.
Allah birliğimizi daim etsin, Türk’lük şuurumuz var oldukça benliğimize işleyen, ruhumuz olan İslam her daim ayakta kalacak bu topraklar onlara mezar olacaktır.
Fatih KAPLAN 10.07.2017

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum