Hayâl Kurmak

3 Nisan 2017 0 yorum Denemeler-Makaleler 438 Görüntüleme

daydreaming_gentleman

Evet, her insanın hayâlleri olmalı. Hayâlî olmadan, hayâl kurmadan, nasıl yaşar ki insan? Bence yaşayamaz. Güzel bir hayâle dalıp, onu vücûdunda, her lâhzâ en derinlerde hissetmek… Meselâ benim de bir hayâlim var. Hayâtımın her sâniyesini, her dakikâsını ona ayırıyorum. Yazar olmak…

Bundan altı ve yâhûd yedi yıl öncesine kadar, yazar olmanın hayâlini kurmayı bırak, elime kitap dâhi aldığımı hatırlamam. Birisi bana kitap hediye ettiğinde ona hakâret ettiğimi bile hatırlarım. Kitaplar benim için saçmalıktı. Zirâ, -elimin altında teknoloji var- kitap dedikleri nedir, derdim. Neden demeyecekmişim ki? Bilgisayar oyunları oynamak varken, telefon varken, internet varken… Kitap okumaya ne gerek var? Zâten bütün istediklerim bir arama motoruna yazmama bakardı. Hep derdim; insanlar ne kadar işsiz, ne kadar boş… Birisi yazacağım diye uğraşır, birisi okuyacağım diye uğraşır… Oysa, sokakta yaramazlık yapmak varken… Tabiî büyük konuşmamak lâzımmış. Hayât maâlesef bizim çizdiğimiz doğrultuda ilerlemiyor. Bir gün fark ettim ki, bilgisayar başında oyun oynayarak hayât geçmiyor ve böyle bir hayât yok aslında. Gerçek hayât dışarıda…

Âilem millîyetçi kökenli bir âile. Hâli ile bunun küçük yaşlardan bu yana çok faydasını gördüm. Babam bana ilk olarak “Ergenekon Destânı”nı anlattığında henüz on yaşında falandım. Babam sâyesinde daha küçük yaşlarda Türklük şuûr ve gurûruna mâlik oldum. Türklüğüm her zaman dîni inancımdan önde geldi. Ve Türk-İslâm değil de, sâdece Türklük üzerine bir arayış içerisindeyken, kendimi bir anda Türkçülük dâvâsının içinde buldum. Bir gün bir tartışma esnâsında;

-Bana hiçbir güç kitap okutamaz!

-Çok iddiâlı konuşma kardeşim! Birisi çıkar ve “Bana hiçbir güç kitap okutamaz!” lafını sana yedirir!

dedi. Gel zaman, git zaman haklı da çıktı. Hüseyin Nihâl Atsız Beğ’i tanımıştım… Türkçülük fikriyâtı bende değişimlere sebep oluyordu. Dışarıda dolaşırken bir kitâbevine girdim. Cebimde 4-5 yıl öncesinin parası ile 30 TL vardı. Kitâbevinden 27 TL ye “Bozkurtlar”ı almıştım. Kitaplardan nefret eden ben, yemek yemekten vazgeçmiş ve kitap almıştım! Eve geldim. Annemin elimde kitap görünce o şaşkın ifâdesi hâlâ gözlerimin önünden gitmez. Zîrâ, okumayacağımdan emindi. Ben onu yanıltarak iki haftada bu muhteşem eseri yalayıp, yutmuştum.

Velhâsılkelâm, Atsız Beğ sâyesinde artık kitaplar en değerli servetim olmuştu. Şimdi bütün kitaplarıma gözüm gibi bakarım… Ben ihtimâl vermez iken bir yazar beni değiştirmişti. O günden sonra bende yazar olmak için çalışıyorum. Ben de yazacağım bir eser ile nice vatan evlâdına kitap sevgisini aşılayabilirim. Şimdi ise şiir yazıyorum (İyiliği-kötülüğü kişiden kişiye değişir.) Ama bu uğurda uğraşıyorum. Siz siz olun hayâllerinizden vazgeçmeyin!

Mert ÖZTAŞ

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Mert Öztaş

Meçhûle yolcu...

İlginizi Çekebilir

0 yorum