DÖNÜŞÜM

27 Mart 2017 2 adet yorum Genel 577 Görüntüleme

 

İnsanoğlu en kolay kendi ruhunun kadavrasını inceleyebilir. Çünkü dönüşüm ölüm demektir. Bir yanının yaşıyor olması, bir parçanın yeni doğmuş olması; ölmüş olduğunu değiştirmez.

Her an “o anki” biz olarak ölüyor; az sonra yaşadığımız anda ise yeni bir “o anki” biz olarak doğuyoruz sanki. Ama ikisi de biz değiliz. Net bir “biz veya ben” tanımı yapmak zor görünüyor. Anların toplamında var olan varlıklar birbirinden çok farklı. An be an dönüşüyor.

“O anda” âşık olduğumuz insan az sonra o kişi olmayacak. Bu yüzden insanlara karşı fikirlerimiz çok çabuk değişebiliyor. “O anda” hayran olduğumuz büyüğü farklı bir anda daha farkı görünce şok oluyoruz. Beynimiz, çektiği fotoğrafı idealize edilmiş şekliyle saklıyor.

Dönüşüme direnmek mümkün değilse en sağlam hayat örüntüsünü nasıl kurgulayacağız? “Duruş, tavır, erdem” gibi değerlerin kıymetini yaşanmakta olan “o an” belirliyor. Öyleyse bir insan ömrü boyunca aynı değerlerle yaşayamaz. Olgunluğa erişmekte olduğumuz yıllarda birtakım değerler belirliyor; ömrümüzün geri kalanını bunlara göre yaşamaya çalışıyoruz. Sabitliğin verdiği güvene sarılmak istiyoruz. Ancak ortada sabit olan hiçbir şey yok. Biz, an be an dönüşüyoruz zaten. Değerlerimizin kıymeti de an be an dönüşüyor. Mışçasına anakronik bir ömür sürüyoruz. Hipotetik düşünmelerimiz ideallerimiz halini alıyor. Mutlak olanın “doğru” olan olduğunu sanıyoruz. “Doğru” olsa olsa bir olgu olarak mutlaktır; ancak kesinlikle mutlak doğru yoktur.

Değersizliğin savunusu mantık dışıdır. Aynı şekilde değerlerin kıymetinin sabitliğini ummak da mantık dışıdır. Öyleyse savunacağımız yegane değer; yaşanmakta olan “o anın” kıymetli değerlerini yaşamaya çalışmak olmalı. Böylece yanılsamalardan kurtulup, dönüşüme direnmek yerine onu kovalamaya çalışmış oluruz.

Yâni insanoğlu, dünün en kıymetli değerini tüm ömrü boyunca savunduğunu iddia ederek “duruş” veya “erdem” sahibi olmuş olmuyor. Aksine dünün değil; kaçınılmaz dönüşümün ürünü olan günün kıymetiyle biçilmiş değeri savunursa bir “duruş” sahibi olmuş olur. Elbette duruş sahibi aynı değeri savunacaktır; ancak bu günün kıymetiyle…

Deli

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

2 adet yorum

  1. Düşünen Mart 27, at 11:16

    Peki ya o anlardan birine saplanıp kaldıysak? Saplandıgımız o an bizi biz olduğumuz sonraki anlara götürmeyip kendine hapsettiyse ve sonrasında artık tek seçenekli kaldiysak, yani dönüşüm kısmındaysak? Böyle bir şey mümkün olabilir mi sevgili yazar? Demek istiyorum ki kişi, diğer anlamı ölüm olan dönüşüm de yaşayabilir mi?

    Reply
  2. Burak Akdağ Mart 28, at 22:35

    Yazının genelinde iddia ettiğimiz üzere değişime direnmek bir yanılsama hali. Yani kişi herhangi bir fikre ya da değere takılıp kalmış olabilir. Hatta bunu doğru bir biçimde savunuyor da olabilir. İddia ettiğimiz fikre göre kişinin takılıp kaldığı an, olay ya da durum da dönüşüme tâbidir. Onun anlamı da an be an güncellenmektedir. Kişi, dikkat edecek olursa takıldığı şeyin onun için anlamı, kıymeti değişkenlik göstermiştir.

    Reply

Yorum Yapabilirsiniz