İstiklâl Marşımızın Mesajları

8 Mart 2017 0 yorum Ders Materyalleri , Yaşar VURAL bilgi@edebice.net 681 Görüntüleme

istiklal-marsinin-kabulu-

Milletleri bir arada tutan ortak değerler vardır. Bu değerler bir araya gelip o topluluğun millet olma şuuruna erişmesine katkı sunar. İstiklâl Marşımız da bu değerlerimizden biridir.

 

Millî bilinç ve bütünlüğümüzü pekiştiren, bağımsızlığımızın sembollerinden biri olan İstiklâl Marşı’nın Türk gençliğine verdiği mesajlar nelerdir? Okulların hafta başı açılışında ve hafta sonu kapanışında, belirli gün ve bayramlarda, toplantılarda her zaman okuduğumuz İstiklâl Marşı’mızda bize hatırlatılan maddî ya da manevî, soyut ya da somut değerlerimizi, ilkelerimizi, sembollerimizi fark edebiliyor muyuz? Yoksa kurulmuş bir saat gibi yeri gelince alışılageldiği gibi okuyup geçiyor muyuz? Sanırım ikinci söylediğimiz acı gerçeği ifade ediyor. Maalesef istiklal marşımızla sembolleşen “hürriyet tutkusu, vatan sevgisi, şehide saygı, iman, kutsal değerler için canı feda etme, zafere olan sonsuz inanç, cesaret, ataya saygı, kahramanlık, Türk milletine olan sonsuz güven” gibi ilke ve mesajları Türk milleti ve özelde Türk gençliğinin algılayabildiğini söylemek zor. Dilerseniz İstiklâl marşımızda verilen bu ilke ve mesajları daha görünür kılalım:

İstiklâl Marşı’mız “korkma” tembihi ya da nidasıyla başlar ve burada halka “endişeye gerek olmadığı” mesajı sezdirilmek istenir. Çünkü Yurdumuzun üstünde son ocak sönmeden yani son hane ve son ev kalmadan nazlı bayrak özgürlüğümüzün sembolü olarak gökyüzünde dalgalanacaktır. Mehmet Akif, burada aslında milletine ne kadar güvendiğini ya da bu milleti çok iyi tanıdığını söylemek istemiştir. Zira, marşın yazıldığı yıllarda, memleket işgal altında millet her türlü yoksulluk ve düşman tehditi ve saldırısıyla boğuşmaktadır. Bu mısraların yazıldığı şartlar düşünüldüğünde Mehmet Akif’in milletine ve zafere olan inancının ne kadar güçlü olduğu daha net anlaşılacaktır.

Şair, ikinci dörtlükte bayrağımıza seslenerek “kaşlarını çatmaması”nı ister. Bir emir cümlesi biçimindeki bu ricada, bayrağın ümitsizliğe kapılmaması gerektiğini, zafer ve İstiklâlin “Hakk’a tapan kahraman Türk milletinin” inanç ve gayretiyle kazanılacağını söyler. Burada Türk milletinin “kahraman” olduğunu sezdirmek yerine doğrudan söylemeyi tercih eder.

Mehmet Akif, 3. ve 4. dörtlüklerde milleti adına konuşur. “Ben ezelden beridir, hür yaşadım, hür yaşarım” mısrasıyla Türk milletinin bağımsızlığa olan tutkusunu en veciz şekilde ortaya koyar. Allah’a ve hürriyete olan inanç ve iman, medeni canavarlarca yapılan her türlü saldırıyı bertaraf etmeye yetecektir. 4. Dörtlükteki bu ifade de “iman ve inanç” mesajları olarak algılanmalıdır.

Şair, 5. ve 6. dörtlüklerde Türk askerine ve Türk gençliğine seslenmektedir. Yurt için gerekirse gövdenin siper edilmesi gerektiği ve üzerinde gezilen toprakların “sıradan” toprak parçası olmadığı vurgulanarak “vatan için fedakarlık” ve         “ataya saygı” mesajları verilmektedir. Zira eğer üzerinde gezindiğimiz toprakları, herhangi bir toprak parçası olarak algılamak Mehmet Akif’e göre “atayı incitmek”tir.

Mehmet Akif, 7. dörtlükte, canı da dahil bütün varlığını feda edebileceğini ancak vatanını asla terk etmeyeceğini söyleyerek “kararlılık” mesajı vermektedir. 8. dörtlükte Allah’a inancının bir gereği olarak ona sığınmakta ve mabetlerimizin, ibadet yerlerimizin yabancılarca kirletilmemesi duasında bulunur. Bu bölümde de tıpkı “bayrağın sonsuza dek gönderde dalgalanması” arzusuna eş olarak “ezanların da sonsuza dek susmayacağı” inancı ve mesajı vardır.

9. dörtlükte şehitlik kavramına vurgu vardır. Önceki dörtlükte ifade ettiği hususları yerine getiren Türk milleti ya da şair, artık gönül rahatlığı içinde ezan dinmeyeceği, bayrağın inmeyeceği bir ortamda şehit olmuş, ancak ruhu arşa yükselmiştir, yani göğün en yüksek katındadır. Bu dörtlükte İslam inancı gereği şehitlik mertebesine yükselenlerin doğrudan cennete gideceğine de telmih vardır.

Mehmet Akif, son kıtada hem bayrağa ve hem de milletine “onlara hürriyetin sonsuza dek süreceği” müjdesini vererek hem bayrağımızla helâlleşir hem de:

“Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet,

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl”

ifadesiyle hürriyetin ve istiklâlin bu millete, yüce Yaradan tarafından verilmiş temel bir hak olduğu gerçeğini tüm dünyaya haykırmaktadır. Bu bölüm yine zafere olan kesin inanç ile Türk milletinin istiklal aşkı ilkesi ve mesajını vermektedir.

 

Yukarıda izaha çalıştığımız gibi birçok millî ve dinî motifle yüklü, gerek millî gerekse dini mesajları güçlü olan marşımızı bir de bu gözle okuyalım. O zaman da sanki zorla verilmiş bir görevi yerine getiriyormuşçasına baştan savma ve hissiz, duygusuz okuyacak mıyız? İstiklâl Marşı’mızın tamamında bizi baştan başa kuşatan bir manevi güç ve yolumuzu bulmamıza yarayacak, bize heyecan ve ilham verecek mısralar yüklüdür. Türk gençliği bu mısralara vakıf oldukça, bu mısraları özümsedikçe Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırtmayacaktır!

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum