DEMOKRASİNİN DEMOSU

26 Şubat 2017 0 yorum Genel 233 Görüntüleme

Efendim konuya hâkim olanlar başlıktan “demos” kavramını anlayacaktır. Hakim olmayanlar da zaten anlamazlar, anlamasınlar. İş bu yazı da onları içine alan bir gruba yönelik yazılmamış olup; demostan yana olanlara, demosun derdiyle dertlenip demosun geleceğine dair endişe duyanlara hitaben karalanmıştır. Bu arada bu “karalama” sözcüğü de yazmak eyleminin yüzünü kara çıkartacak şekilde telaffuz ediliyor sanki; lakin karalardan ziyade kârların önemli olduğu çağımızda çok da önemli bir husus olmadığı kanaatini kanımın her zerresine kadar taşıyor, taşımakla kalmıyor fikir kanunlarına uyarak yaşıyorum da. Demosun kara talihini yazacak olsak iş bu yazı dâhilinde bu ak sayfaları karalama – ak sayfalar karalanmaz esasında onlar her zaman kara olma potansiyelini içinde barındırır hatta karayı içlerinde taşırlar bundan dolayı aklara dikkat – işi bu kadar kısa olmaz deli kızın don lastiği kadar uzar amma biz bunu böyle etmeyip demosun aklını çok fazla yormayıp, hatırlının hatrını, katırlının inadını hesaba tutmayıp lafı sözleyelim. Söz, hayırlı işin başlangıcıdır.

Derdimiz her daim demos… Fakat bu yazıda “demo” kavramından bahsedeceğiz. Tabii bu bahis mevzuunda demosun istikbaline dair bahisler de üst oranda mevcut olabilir. Zira bahsin oranı kârı attırıyor. Demo, bizim yaş grubuna ait bebelerin internet kafelerde öğrendiği bir kavram olup esasında bir bilgisayar yazılımının – genellikle oyun – tanıtımını amaç edinmiş fragmanıdır diyebilirim. Programın allı pullu, güzel, kolaylık sağlayan, zevk veren yanlarını tanıtıp hem de tecrübe etme imkanı da vererek programı satmaya yönelik tamamen kâr amaçlı üretilmiş sürümlerdir demolar. Vatandaş demoya kolaylıkla ulaşır. Demo faydalıdır, demo eğlencelidir; ancak tam işe yarayacağı zamanda, tam keyif vermeye başladığında program, demonun bedelli sürüme yükseltilmesi gerekir. Yani demo ağza süzülmüş bir parmak baldır ki size kavanozu aldıra.

Demokrasinin demosunu Cumhuriyet sayesinde diğer toplumların aksine çok ucuz şekilde temin etmiş olan bizler, demoyu bize sunan büyüklerimiz kadar demonun sürümüne dair kafa yormadık ne yazık ki. Her gelen demo dâhilinde “bi el de ben atayım” havasında ilk başta demoyla bi uğraşalım sonra sürümü güncelleriz felsefesiyle demokrasiye yanaştı. Sonra her gelen demoyu eline aldı. Kimi demodan güncel sürüme geçmek istedi başaramadı, kiminin güncel sürüm işine gelmedi derken biz demoda kaldık üstüne demomuz da demode oldu.

Şimdi bu metaforlar bazı dinozorlara meteor gibi gelebilir de bu fosilleşmiş zorların bizlere hediyesi bunlar. Metaları putlaştıranlar metaforların meteorlaşmasından yakınmasınlar. Beğenmenin çok kolay olduğu – bir butona tek tıkla – bu android çağda bahsi geçen zor beğler bizi de zor beğenirler. Oysa gönül nefse dahildir ya – % 18+ – o yüzden gönül eğlenir ne bileyim ne söylenir amma ki beğenilmek arzu eylenir. Aslında karşılıklı beğeni diye bir sosyal norm var artık. Bilseler…

Şunu anladık ki bedelli sürümde kimsenin gözü yok. Yahu bari crack neyim yapın olmadı demoya yama filan atın. Asfalt yamasını dünyaya öğretenlerin biz olduğuna dair bir efsane hatırlıyorum. Ne gururlanmıştık ilk duyduğumuzda. Bundan başka KHK’ler ile ana olan yasalara dahi dana gibi kararnameleri yamayan bizler iş demokrasi anlayışımıza gelince en ufak geliştirme seçeneklerini kullanmaktan imtina ettik. Hatta “itidal”li mi davrandık ne? Velhasıl demokrasi anlayışımıza yama da yok! Bilerek, isteyerek “bedelli sürüm” dedim – genellikle ücretli sürüm denir – çünkü demokrasinin bir bedeli vardır. Biz bedelsiz “sahip” olduğumuz için mi demokrasimiz sahipsiz? Demokrasinin bedeli şudur ki eğer demokrasinin demos kaynaklı olduğundan hareketle demokrasiye güvenmen gerektiğini içselleştirebilirsen ne kadar ısıtmış olursan ol kıymetli koltuğundan artık kalkman gereğini demos söylediği için söylenileni uygulaman gerekir. Sonra da bu haklı hareketlere harekât süsü vermeye kalkmazsın.

Demos kaynaklı demokrasinin hazır sunulmuş demosuna dahi saygı duymayıp elimizdeki mevcut demoyu da ikiye ayırdık. Demokrasi ikiye ayrılır: İç demokrasi ve dış demokrasi… Dış demokrasi her yerde olması gereken, idealize edilen, aranan, özlenen, övülen, vaat edilen, gerekli, faydalı hem öve öve hem de öpe öpe başımızın üstüne çıkartacağımız bir şeydir. İç demokrasi ise bir şeylerin, bazı kurumların içinde olması gereken ama genellikle – hiçbir zaman – olmayan, ideali bir türlü tespit edilemeyen – çünkü duruma göre bakılır -, gene de aranıp, özlenip, dönem dönem de vaat edilen, hatta vaat sahiplerine fırsat verildiği takdirde vaadi yerine getirmemek üzere idealliğiyle oynanan, kimin tam olarak ne olduğunu bilmediği – çünkü görmediğimiz – bir şeydir.

En nihayetinde demokrasi, ululuğundan mı bir şeyler içre olmuyor yoksa biz bir şey içi demokrasiyi istemediğimiz için mi ila nihaye o bir şeylerin içinde katiyen neşet etmeyecek bunu anlamak istiyoruz.

Artık demokrasimizin demo seviyesinden level atlayarak en güncel sürüme yükselmesi temennisi ile bedelli sürümün tüm bedellerini ödemek gerektiği beyanı ayan olmuştur. Bu yüzden önce içimizde içselleşmeli demokrasi anlayışımız.

 

Dipçe: Bu demo yazının özelliği öznelliğe özgü olarak bünyesinde öz kaynaklı fikirlerden özge bir değer taşımamasıdır.

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum