Köngül

17 Şubat 2017 0 yorum Masal-Efsane-Destan 516 Görüntüleme

“Pir polıjın etkin!’tir,
Köngül tegen ölön gö
Kolım yetpedı’tir,
Köngül tegen ölögnün tazılı
Konır yılan’tır…”

Yıl, 706 bir Nisan gecesi… 

Asya’nın eşsiz bozkırları, uçsuz bucaksız bozkırlar 
Yıldızlarla süslü gökyüzü ve ben çadırımda bir başıma kendimle dertleşen er, Göktürk eri 
Onbinlerce Adsız kahramandan biri. 

Akın var yine, atım üstünde ordu ardında koşturuyorum, belirsiz ufuklara, 
Er kişi beşikte büyür, meydan da ölürmüş 
Fakat bir boşluk var içimde, eksik gibiyim, tadı yok hiç bir şeyin. 

Geçen yüzbaşı Alka beğ ile oturup konuştuk, ona da bahsettim bu halimden, 
Sol yanında bir sızı oluyor mu? Dedi. 

İçimden geçenleri okuyordu adeta yüzüme bakıp,
Senin derdin aşktır dedi, Ayzıt’ın keskin oku yüreğine değmiş. 

Aşk… 
Neydi ki, ilk defa duyuyor, öğreniyordum bunu ve ilgimi de çekiyordu, 
Bu kelime de çözemediğim bir esrar vardı beni kendine çeken 
Neydi bilemiyorum, duygusunu tarif de edemiyorum.

Günler geçiyor, her gecenin karanlığı yüreğime doluyor, çok yara aldım ama bunun acısı farklı 
Ben sıradan bir er, Göktürk eri 
Onbinlerce Adsız kahramandan biri. 

Gün ağrıyor, güneş ışıkları derme çatma çadırma vuruyor, 

Kağanın buyruğunu duyuyorum… Yakında büyük bir akın daha olacakmış ama bu sefer daha fazla hazırlık yapılması gerekmiş, 
Evliler evdeşleri
Oğullar ana, ata, bacılarıyla helalleşip çıkacakmış yola.. 

Benim kimsem yok… 
Ben sıradan bir erim, Göktürk eri 
Alın yazısı savaş ile yazılmış,
Er meydanı denilen yiğit yutağında bitecek, on binlerce Adsız kahramandan biriyim. 

Ötüken’de büyük bir hazırlık var 
Bu akına gidip dönen pek az olacakmış. 
Ben aldırmıyorum söylenenlere, bu hayatta ki tek yoldaşım, ata yadigarı atımı eğerliyorum. 

Epey bi zaman geçmiş, dalmışım derinlere. 
Uzak diyârları, orada yaşanan aşkları düşünüyorum 
Kılıç tutmaktan nasır bağlamış ellerimle siliyorum gözümden düşen iki damla yaşı 

Birden bakışlarım bir yere kilitleniyor, unutuyorum herşeyi 
Gün ışığından daha parlak sureti ile geliyor 
Gökyüzü donuk, herşey sus pus, bir geliş geliyor ki, 
Kainat ona dalmış, yürüyüşü yürek dağlıyor 
Ve benim sol yanımda sızı, 
Büyüyor, büyüyor.
Bu sızı Alka beğin dediği o şey mi acaba?
Aşk!..

Çok canımı yakıyor, o geçiyor yanımdan, benim sol yanım yanıyor. 

Aydan aydınlık, Göktürk prensesi Aydan… 
Ulu Türk Hakanı Bomey Tegin Kağan’ın tek kızı, Ötüken’in gözbebeği 

O yürüyor taş oluyor düşüyorum ayaklarının altına 
Baktığı yerde buluyorum kendimi 
Ben sıradan bir er, Göktürk eri 
Onbinlerce Adsız kahramandan biri. 

O Göktürk prensesi, Ötüken’in en soylu kızı, uğruna onlarca can alınmış, gönlü onlarca yiğit ere mezar olmuş güzeller güzeli bir ay parçası. 

Nice seferler, akınlar görüp geçirdim ama bu defa farklı 
Savaşa girmeden mağlup olmuşum, esir düşmüşüm, 
Fermanım verilmiş, oklar bağrımı delmiş, kanım akmış… 

Ve vakit gelmiş, gitme vakti, töremizde yazılı, alın yazgımızda çakılı 
Er meydanı, yiğitlere görünmüş. 
Sıra sıra dizilmiş, tümen tümen ordular, 

Aksilik olacak ki, 
Gitmek istemiyor ata yadigarı atım 
Adımlarını geri geri atıyor 
Her akına deli dolu giderken bu defa gitmemelisin der gibi. 

Gitmem lazım 
Daha büyük akınlar geçirip, anlı şanlı Göktürk subayı olmalıyım
Olmalıyım ki, 
Onun karşısına çıkabileyim. 
Şimdi sıradan bir erim, Göktürk eri, onbinlerce Adsız kahramandan biri. 

Kör albız alsın!
Dinletemiyorum kendimi 
Yatıyor yere kalkmak istemiyor, kalkmalısın, hayallerim için kalk ne olur diyorum, 
Ayakları toprağa çakılı, bu sefer gitme der gibi bakıyor gözlerime. 
Onu bırakıp gitmek istemiyorum ama nafile… 

Gitmek zorundayım, ben yatağında ölmeyi utanç sayan milletin yiğit eriyim, Göktürk eri, onbinlerce Adsız kahramandan biri. 

Tümen beği yedek atını veriyor halimi görüp, aklım geride kalıyor fakat gidiyorum 
Yüreğim sıkılıyor, fakat gidiyorum… 
Dönmemek üzere,
Sevgimi, umut çınarına bağlayıp 
Belki diyorum, belki bir ümit dönerim 

Ve gidiyorum…

Sanma gönül dinlenir,
Ufukta gün batınca.
Bunalırım kederle
Gece gelip çatınca.

Yâri her bir anışım
Bir ölümdür tanışım!
Belki diner yanışım
Son uykuya yatınca…

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

Nazmi Sancar Yıldırım

Hiç birşey değil, bir garip divâne desinler...

İlginizi Çekebilir

0 yorum