İpek Yolu’nda Seferi / Veysi Toktaş

4 Aralık 2016 0 yorum Sizden Gelenler 443 Görüntüleme

Türküler yakılmış han duvarlarında,
isli,puslu bir lamba ,gıyabında sohbet.
Mavi,sırma peştamal sarılı,
seferi birkaç adam
Uzunca bir yol,
bir İpek Yol’u.
Yeminler,savaşlar sarmış baştan bürülü.
mevsimler karışmış lisanlara,
ve hep soluk almış bir limanda.
Ne sevdalar vardır,
ne umutlar ne ölümler.
Sen ağlama sen ağıt yakma gelip gidene.
Ah susamam nakış nakış aşklara.
Kör talih, ne desem zulümkâr dünyaya.
Gül kurusu mektuplar var benden,
renk renk kumaşlar,sessiz çığlıklarım var uzaklara.
Kimimiz düştük Nuh’un Gemisi’nden,
kimimiz diller yaktık Mevla’ya.
Ey akan dereler! Kağıttan yelken olsam,
varsam da susayan denizlere.
İstanbul’dan ta Bağdatlara…
Koksun kurumuş güllerim saçlarında.
Huşu bulsun sözlerim dilinde.
Ve sana gelende,
müptelası olmuşuz aşkın tenhasında bu yollara,
ah bir tarih seyir eyledi bu yollara.
Hu’lar yükseldi arşa,İsa anıldı,
dualar vardı ellerde,
dudaklarda soluyan kardelenler…
Kör kütük olmuş kördüğüm sevgiler var imiş.
Hep mağrur hep ağlamaklı.
Tel tel kirpikler,efsunlu sürme,
gölge olmuş surette ki göz yaşlarda.
Yağız,doludizgin atlar dikmiş nalları,
elif elif yol alır seferi:
Yürüye yürüye iflah olmaz nasır yakısı.
Heyhat! Yıkılır semalar…
Yollu,bihaber ayrılığın hışmından.
Upuzun bir yol,
Ne sabaha ne akşama çıkar.
Ne insanlar eksilir ne de sevdalar,
ah bir feryat çıkar,
O da ölüm gibi çöker başıma.
Adı bana hasret,yare vuslat.
Bir seferi,bir civan şimdilerde.
Mezar taşı…
Bir kemik, boğazda düğümlenen hıçkırık…
Ve diyeceğim ne çok sevmişim.
Yakamozlu,
Mavi…
Ölümü soluduğum bu fani mabette.

Veysi Toktaş

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum