Hilmi Yavuz ilk romanlarımızdaki erkek tiplemelerini yazdı

14 Ekim 2015 0 yorum Denemeler-Makaleler 401 Görüntüleme

 

 

Yazar Hilmi Yavuz Tanzimat ve Servet-i Fünun romanlarındaki erkek tiplemeleri üzerinde farklı bir analizde bulunuyor. Zaman gazetesindeki köşesinde yayımlanan yazıyı okuyabilirsiniz.

Bir tespit: Tanzimat romanlarında öne çıkan karakterler erkek, Servet-i Fünûn romanlarında ise öne çıkanlar, kadın karakterlerdir. Niçin?

 

Örnekler ortada: Recaizâde’nin ‘Araba Sevdası’nda Bihruz, ya da Ahmed Mithad Efendi’nin ‘Felâtun Bey’le Rakım Efendi’sinde Felâtun [ve bir ölçüde de, Rakım] vb., erkek karakterler olarak; öte yandan Halid Ziya’nın ‘Aşk-ı Memnû’unda Bihter, Mehmed Rauf’un ‘Eylül’ünde Suad, vb., kadın karakterler olarak öne çıkarlar. Kısaca şöyle de diyebiliriz: Tanzimat romanları, her ne kadar erkek karakterler, sıklıkla öne sürüldüğü gibi kadınsılaşmış [éffeminé] görünseler de, ‘erkek romanları’, Servet-i Fünûn romanları ise, ‘kadın romanları’dır…

Tanzimat romanlarında erkek karakterlerin öne çıkıyor olmalarına rağmen, onların hâkim [başat, dominant] kimlikler olduğunu söylemek sözkonusu değildir. Hiç kuşkusuz, romanda bir karakterin öne çıkması, olayların onun merkezîleşmiş konumu çevresinde örüntülenmesi, o karakterin toplumda hâkim ve belirleyici bir kimliğe işaret ediyor olduğu anlamına gelmez. Tanzimat romanları ‘alafranga züppeler’in biyolojik cinsiyet [sex] olarak öne çıkıyor olmaları, onların toplumsal cinsiyetleriyle [gender] hâkim bir konumda bulunduklarını göstermez. Hâkim konumda olmak şöyle dursun, tam tersine, budala, görgüsüz, mukallid ve gülünçtürler…

Dolayısıyla, Tanzimat romanlarının ‘alafranga züppe’ler üzerinden kurgulanmış olması, ötedenberi kabul edildiği gibi, bu romanların, batılılaşma ya da modernleşmeyi alaya alma bağlamında okunabildiklerini gösterdiği kadar, ‘erkekliklerin’ [masculinités] sorgulanması bağlamında bir okumaya tâbi tutulabileceğini de gösteriyor. Nitekim, ‘alafranga züppelerin’ kadınsılıkları, bu bağlamda patriyarkal bir hâkimiyete karşı bir başkaldırı girişimi olarak da okunabilir.

Dikkat edilirse, Tanzimat romanlarında ‘kadınsı’ olmayan modernleşmiş erkek karakterler görünmez kılınmıştır: Entelektüeller görünmez, bürokrat paşalar görünmez, dandy’ler görülmez. -Tanzimat modernleşmesi sadece ‘alafranga züppe’ler üretmiş değildir çünkü! Modernleşmiş gerçek entelektüeller de vardır, modernleşmiş bürokratlar da, dandy’ler de! Bunların görünmez kılınmalarının, ‘alafranga züppeler’in erkek kimlikler olarak budalalık ve gülünçlüklerini, patriyarkal başkaldırıyı tahkim etmek amacıyla göstermeye yönelik olduğu söylenebilir.

İkinci meseleye gelelim: Servet-i Fünûn romanlarında kadın karakterlerin öne çıkışı, sürekli erkeklikler inşa eden patriyarkal düzene karşı, Tanzimat romanıyla başlayan başkaldırının daha da görünür kılınmasıdır. Bu görünürlüğün öne çıkışı, modernleşmeyle birlikte iffetli, donanımlı ve modernleşmiş kadının kamusal alana çıkmasıyla ilişkilidir. Kamusal alana çıkışın, önce, geleneksel harem/selamlık sisteminin hane içinde çöküşü ile başladığı söylenebilir; -çünkü kadın, artık, hane içinde erkeklerle bir arada olabilmektedir!

Hane dışına çıkarak kamusal alanda görünür olmalarının bir ‘iffetsizlik’ oluşturmayacağının kabulüne gelince, bu kadının kamusal alana çıkış özgürlüğüne ilişkin ahlak kurallarının, yine de onun biyolojik cinsiyetiyle [sex] tanımlandığının işaretidir. İffet, ya da namus, geleneksel bağlamda, cinsellikle ilişkilidir çünkü… [Halid Ziya’nın ‘Aşk-ı Memnû’unda, Bihter’in eşini aldatması, ‘iffetsizlik’ meselesinin hâlâ problematik olduğunu gösterir.]

Bütün bu gelişmeler neyi ortaya koyuyor? Şunu: Tanzimat romanlarında olsun, Servet-i Fünûn romanlarında olsun, kadının konumunun, [Tanzimat romanlarında patriyarkal hâkimiyet, her ne kadar ‘alafranga züppeler’ üzerinden alaya alınsa da!] ‘erkeklikler’ dolayımında okunması gerektiğini…

Kaynak: zaman.com.tr

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum