Zulmet

10 Temmuz 2015 0 yorum Ahmet Haşim 443 Görüntüleme

Zulmet

Ey sen!

Ki şimdi şübheli bir şekl-i pür hayâl oldun

Bu semâ-yî mesânın altında!

Gecenin mevti ufku bağlamadan.

 

Susmadan her teneffüs-i zinde.

Ey sen!

Ki sönmemiş zer-i zülfünde son ziyâ-yı nehâr,

Bu genç elinle bu yorgun cebîn-i lâlimi sar,

Ve sonra git. Bana bî-va’d olan bu yollar hep

Adımlarınçün açılmış pür-incilâ vü zeheb…

 

Bırak leyâle bu cism-i garîb ü merdûdu.

Dizim eğildi; soğuk bir deniz gibi zulmet

Ağır ağır boğuyor bende ömr-i bî-sûdu.

 

Diken ve taşları üstünde bir çetin râhın

Dağıldı nesc-i harîr-i ümîd-i mahrûmum

Ve mutlaksa gelecek gölgelerle şimdi ölüm…

 

Lâkin sen

Ki gözlerinde güler nuru bir gümüş mâhın

Eğilme, git

Ve eyle gölgede pâ-yi şebâbını tesbît…

 

Beni bir tûde eyleyen zulmet

Sana hüsn-i hayâli nakş edecek :

Oldu çeşmin nücûm ile mâlî.

Onların iştiâl-i seyyâli

Seni gûyâ karanlık üstünde

Etti bir heykel-i ziya gibi hâkk.

Sen git

Ve eyle da’vet-i iklîm-i ruhuna rağbet.

 

Bu yol, bu yol, bu derin yol ki dâima mümted;

Bu yol uzun ve benim dizlerim eğildi, gözüm

Kapandı. Da’vet-i yeldâla titriyor rûhum.

Bırak ve git, beni mevt-i leyâle tevdî’ et.

 

Büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi zulmet

Etti eşkâl-i arzı bî-hareket,

Ve döktü ruhuma ru’yâya benzeyen bir mevt.

Büyük, derin ve soğuk bir deniz gibi zulmet.

Lâkin sen

Dudakların yine pür hande, gözlerin pür zer,

Saçın nücûm ile meşbu’ ve müşteil, yine ter,

Bırakma rûhunu düşsün bu öldüren hisse,              

Ve git

Ve eyle gölgede pâ-yî ümidini tesbît…

 

O belde-i zer ü hülyâda bekleyen gözler

‘‘Nerde?” derlerse,

“Ne oldu, nerde o?” derlerse âh o gözler eğer,    

Miyâh-ı sâyede mevt-i fecî’imi anlat.

                    Ahmet Hâşim (1908, Göl Saatleri)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum