Yollar

10 Temmuz 2015 0 yorum Ahmet Haşim 357 Görüntüleme

Yollar

Bir lâmba hüznüyle

Kısıldı altın ufuklarda akşamın güneşi;

Söndü göllerde aks-i girye-veşi

Gecenin avdet-i sökünüyle…

 

 

Yollar

Ki gider kimsesiz, tehî, ebedî,

Yollar

Hep birer hatt-ı pür-sükût oldu

Akşamın sîne-î gubârında.

 

Onlar

Hangi bir belde-i hayâle gider,

Böyle sessiz ve kimsesiz, şimdi?

 

Meftûr

Ve muhteriz yine bir nefha-yi hayâl esiyor;

Bu nefha dalları bî-tâb ü bî-mecâl uyutur.

Sonra eyler giyâhı nâlende.

Sonra âgûş-ı ufk içinde ölür…

 

Ey kalb

Seni öldürmesin bu sâye-i şeb.

İşte; bir dest-i sâhir ü mahfî

Sana nûr-i nücûmu indirdi.

 

Kuruldu işte, mesâfât içinde, lâl-i mesâ

Bütün meâbid-i hiss ü meâbid-i hülyâ.

Bütün meâbid-i mechüle-i ümîd-i beşer…

 

Gurûb içinde bu eşkâl-i bî-hudûd-ı zeheb,

Zücâc-ı san’at ü fikretle yükselirler hep;

Büyük denizlere benzer eteklerinde sükût,

Sükût-ı nâ-mütenâhî, sükût-ı nâ-mahdûd,

Sükût-ı afv ü emel…

 

Bir el

Derîçelerde bir altın ziyâ yakıp indi,

Aktı âb-i sükûta yıldızlar

Bütün sular zehebî lerzelerle işlendi.

 

Tâ öteden,

Şimdi zer gözleriyle tâ öteden,

Gam-ı ervâhı vecde da’vet eder

Bütün meâbid-i mechûle-i ümîd-i beşer.

Bütün meâbid-i vecdin soluk ilâheleri

Birer birer iniyor, gözlerinde ru’yâlar;

Dudaklarında ziyâ-dâr ü muhteriz titrer

Akşamın bûse-i huzû’-eseri.

 

Soluk ve gölgeli sîmâlarında reng-i mesâ

Nakş eder bir teheyyüc-i ru’yâ:

Biri yorgun semâ-yı lâle bakar,

Biri bir gölge meşy ü gaşyiyle

Miyâıh-ı râkideye samt ü hâb içinde akar;

Biri bir erganûn-ı eb’âdı

Dinliyor gölgelerde ser-be-zemîn,

 

Biri altın gözüyle, gûyâ ki,

Sana ey kalb-i mübhem ü bâkî

“Gel!” diyor.

Lâkin

İniyor

İşte leylin zalâm-ı bî-dâdı…

 

Yollar,

Âh ey kimsesiz giden yollar,

Yolların ey sükût-ı hüzn-eseri,

Bugünün inmeden şeb-i kederi,

Meâbid-i emel ü histe sönmeden bu ziyâ,

Ölmeden onların ilâheleri.

Âh gitmez mi, kimsesiz, sessiz

Yollar,

Âh gitmez mi hatt-ı sâkitiniz,

Şimdi zer gözleriyle, tâ öteden

Tâ öteden

Gam-ı ervâhı vecde da’vet eden

Uzak meâbid-i pür-nûr-ı vecd ü ru’yâya

Ki câ-be-câ kapıyor bâb-ı va’dini sâye.

                             Ahmet Hâşim (1908, Göl Saatleri)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum