Terâne-i Sabah

10 Temmuz 2015 0 yorum Cenap Şahabettin 487 Görüntüleme

Terâne-i Sabah

Bir neşîde nasıl eylerse zuhûr,

Bir karanlık nazar-î hülyâdan;

Öyle doğdu bu güzel belde-i nûr

Sîne-î târ-ı şeb-i yeldâdan.

 

 

Sıyrılıp sütre-i zulmetten yer

Râm olur râz-ı hayât eb’âda;

Güneşin bir nazarı hail eyler,

Geceyi bir sarışın şa’şaada!

 

Küre ihlâl-i sükût etmek için

Hande-yi nûrunu bekler fecrin;

Eder evtâr-ı cihanı ihyâ,

Tâze bir el gibi mızrâb-ı ziyâ!

 

Getirir gözlere âfâk-ı sabâh

Pür tarâvet, yeni bir meyl-i nigâh…

 

Açılır pencereler, gözler, ufuk,

Hepsi der: “Biz bu gece pek uyuduk!”

 

Uyuyanlar uyanır pey-der-pey,

Dokur esvât-ı hayâtı her şey…

 

Ediyor işte horozlar ihdâ

Bahçeden bahçeye bir kavs-ı nidâ…

 

Şemse karşı gerinir pancurlar

Açılır, canlanır; etrâfa bakar.

 

Reze üstünde gıcırdar kapılar,

Esneyen yollara sesler ufalar.

 

Sokak üstünde çıtırdar sözler,

Kafes ardında pırıldar gözler.

 

Söylenir diller, ağaçlar, dereler!

Hep olur kuş yuvası pencereler!

 

Dillenir, neşvelenir samt-ı büyût,

Ses alır, renk alır ezlâl-i sükût.

 

Mütebessim, mütereddid elfâz

Lebler üstünde eder nâz ü niyâz…

 

Odalar başladı evlerde söze,

Oldu hâriçte sokaklar geveze!

 

Anlatır dallara ru’yâ kuşlar,

Dallar ondan dolayı susmuşlar!

 

Reng-i şeb rû-yi ufuktan silinir,

Yazılır dağlara eş’âr-ı seher;

Gök olur bir büyük iklîl-i münîr,

Yer olur bahçe-yi ezhâr-ı beşer.

 

Atıyor her tepe bir gül-deste,

Çözüyor rüzgâr o gül-desteleri;

Her cihetten uçuyor her cihete

Bir açık tâze göğüs bû-yı teri…

 

Gecelikler açarak bî-pervâ,

Silkerek uykusunu eşcârın,

Topluyor ıtrim emvâc-ı ziyâ

Saçların, sinelerin, ezhârın…

 

Kuşların zemzeme-i esrârı

Ağlatır şeb-nem ile ezhârı…

 

Arılar mest-i semen, mest-i çemen,

Konuyor bir güle bir sümbülden.

 

Pembe yelkenler açar ufka sehâb,

Sâhile inciler ağlar leb-i âb!

 

Arzın eş ar-ı tabîîyyesidir,

Kuşlar âfâka ne hisler götürür!

Yerde bülbül sarışın bir şâir,

Güneş üstünde bir altın güldür.

 

Havalandrkça çemenden kuşlar  

Zannedersin uçar ervâh-ı küre…

Hep ağaçlar sanırız nûr ağlar

Dallarından güneş aktıkça yere.

 

Geldi hep arza bir âheng-i sürür,

Dem-i subhu severim, çünkü eder

Kuru toprakları şûyîde-i nûr.

Çıplak insanları pûşîde-i zer!..

                       Cenap Şahabettin

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum