Hilâl-i Semen

10 Temmuz 2015 0 yorum Ahmet Haşim 364 Görüntüleme

Hilâl-i Semen

Daha pek yavru, pek küçükken ben,

Büyük-annem tutardı alınımdan,

“Bana bak, böyle dil-berim!” derdi.

Sonra, mâh-ı nev-incilâya bakar,

 

Leb-i mağmumu bir bükâ saklar.

Bir hitâb-i semâyı dinlerdi.

Ey, hayâtımda her doğan derdi

Kalb eden bir ziyâ-yı hissîye,

Bu duâsıydı eski bir rûhun

Sis ve zulmette gizli âtiye.

Leyle-i gayb, sırr-ı müstakbel

Çeşm-i sâfında hasta bir çocuğun

Gizli fecrin ziyâlarında emel,

Bir tesellî-i mihribân alacak,

O harâbât-ı Târ ü sâkiteye

Doğacak belki bir ziyâ-yı şafak.

Böyle bir nev-hilâli seyr etti

O soluk göz ki şimdi topraktan

Seyr eder başka bir hilâl-i semen.

Ben ki efsâne-i tahayyülden

Hep hayâtımda bir emel taşıdım,

O solan şi’r-i sâf ü mağmûmu

Hep o maziyle duymak isterdim

Gözünün samt-ı pür-sükûnunda.

Gel, bu şâmın gümüş sükûtunda

Bu sedeften hilâle karşı senin

Bir yeşil buse saklayan gözünün

Göreyim cennetinde âtimi.

                                   Ahmet Hâşim (1909)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum