Târih-i Kadîm’e Zeyl

5 Temmuz 2015 0 yorum Tevfik Fikret 574 Görüntüleme

Târih-i Kadîm’e Zeyl

— Bir Cevâb —

Buyuruluyor kİ:

“Şimdi Allâh’a söver, sonra biraz bol para ver.

Hiç utanmaz pirotestanlara zangoçluk eder.”

                                                                     (Safahat, II)

 

 

Ben ki üç beş pulu tercihinden

Pirotestanlara zangoçluk eden

Şâirim… Zîver-i Kürsî-yi Yakîn,

Şâir-i müctehid-i dîn-i mübîn,

Hazret-î Molla Sırât’a ebedî

İhtirâmâtımı takdim ile bî-

Bî-tereddüd diyorum: ‘‘Zangoçluk

Lûtf-ı tavsifine şâyân olduk;

Lâkin aldanma sakın üstâdım,

Ben de bir parça muvahhid zâtım.

Bana anlatma o ra’nâ dîni;

Bilirim ben de senin bildiğini.

Okudum ben de kitâb-ı gaybı;

Dinledim ben de itâb-ı gaybı.

Ben de sizler gibi câmi’ câmi’

Dolaşıp Hâlik’e oldum râki’.

Şevk-i cennetle hayâlim meşgûl.

Yüreğim havf-ı cehennemle melûl;

Ben de tırmandım ulu tubâya;

Ben de çıktım Mele’i- a’lâ’ya;

Ben de âşıktım ezân nağmesine;

Bir koşardım ki o Allâh sesine!

Ben de teşbih ü duâ, savm ü salât,

Hepsini, hepsini yaptım heyhat!

Çünkü telkinlere aldanmıştım,

Kandığın şeylere hep kanmıştım.

Bilmeden, görmeden îmân ettim.

Nefsimi dînime kurbân ettim.

Sevdim Allah’ı da, Peygam-ber’i de;

O alay kaldı bugün hep geride.

Anladım çüpki hakikat başka.

Başka yoldan varılırmış Hakk’a.

Saydığın hârikalar, mu’cizeler

Birer efsûn-ı zekâdır ki beşer

Bî-tavakkuf açıyor sırlarını;

Mu’cizât ehli unutmuş yarını.

Muğfel ü muğfîl o Îsâ, Mûsâ;

Köhne bir kizb-i mutalsamdır asâ.

Beşerin böyle dalâletleri var:

Putunu kendi yapar, kendi tapar!

Ara git deyrini, gez Kâ’be’sini;

Dinle tekbîri, işit çan sesini,

Göreceksin ki bütün boşluktur,

Umduğun, beklediğin şey yoktur.

Düzme Allâh’ı gibi Şeytân’ı,

Buda’sı, Ehrimen’i, Yezdan’ı;

Topunun hâliki bir vehm-i cebîn.

Gölgeler, gölgeler… onlarda derin

Bir karanlık sezerek çevrildim,

Acı bir sadme yedim, devrildim.

Şimdi, bî-kayd-ı cinân ü nîrân,

Severim fıtratı hayrân hayrân.

Ben ne ma’bûd, ne muabbid bilirim;

Kendimi hilkate âbid bilirim.

Gökte binlerce mesâcid görürüm,

Onda vicdanımı sâcid görürüm.

Bu sücûd işte benim tââtim,

Bu ibâdette geçer sââtim;

Bu ibâdette fahûr ü hurrem,

Ben, beni bir kayadan fark etmem.

Bir minik kuşla biriz tapmakta;

Ben de tehlîl ederim, ishak da.

Doğruluk, hubb ü vefa, mahviyyet,

Merhamet, hayr ü hamiyyet, nasfet,

Sonra bir şâire zangoç dememek;

İşte vicdânıma bunlar mahrek.

Düşünüp işlemek âyînimdir:

Yaşamak dîni benim dinimdir.

Mü’minim, varlığa îmânım var;

Her kanat bir melek eyler ikrâr.

Enbiyâdan yaşarım müstağnî,

Bir örümcek götürür Hakka beni.

Kitabım sahn-ı tabîat kitabı;

Bendedir hayr ile şerr esbâbı.

Varırım böyle der-i merkadecek;

Ba’s ü ukbâya mahâl görmem pek.

Taşırım kalb-i şegaf-peymâda

Beşerin aşkını, âlâmını da.

Dîn-i hak bence bugün dîn-i hayât;

Sen ne dersin buna hey Molla Sırat?

                 Tevfik Fikret (Kasım 1914)

(Not: Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’ta kendisine “Zangoç” demesi üzerine yazılmıştır.)

Konuyla ilgili yazı için tıklayınız

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

Gazel

291 Görüntüleme

Sis

343 Görüntüleme

0 yorum