Divan Edebiyatında Hiciv

17 Mayıs 2015 0 yorum Divan Edebiyatı 838 Görüntüleme

Hiciv, dilimize Arapçadan geçmiş bir kelimedir. Arapçadaki karşılığı “hecv” ve “hecâ” olan kelimenin Türkçe karşılığı olarak “yermek” kelimesinden türetilen “yergi”dir. Batı edebiyatlarında ise hiciv kelimesinin karşılığı “satire”dir.

 

Terim manası olarak hiciv eski sözlüklerde “bir âdemi şi’r ile zemm ve şetm eylemek” olarak açıklanmıştır.[1] Atilla Özkırımlı kelimeyi “bir kimseyi, nesneyi ya da yeri, bir inancı ya da düşünüş biçimini yermek, toplumun ya da düzenin aksayan, kusurlu yanlarını iğneleyici, alaycı bir dille eleştirmek amacını taşıyan manzum ürünlerin adı”[2] olarak açıklar. Kubbealtı Neşriyat’ın yayımladığı tanımda da yukarıdakine benzer bir anlam vardır: “Hiciv, bir kimse veya toplumun kusurlarını, hatalarını, gülünç taraflarını nazım ve nesir yoluyla ortaya koyma, kötüleyip taşlama, yerme.” Bu tanımda Özkırımlı’dan farklı olarak hicvin nesir (düz yazı) şeklinde de yapılabileceği belirtilmektedir. Son olarak TDK güncel sözlüğünde hiciv “yergi” olarak açıklanmaktadır.  TDK, kelimeyi terim boyutu ile değil sadece anlam bakımından tek kelime ile açıklamıştır.

Bu tanımlardan anlaşılacağı üzere hicvin hem zemm etme (yerme) hem de şetm (küfür yoluyla yıkma) yönü bulunuyor. Hiciv şairleri çoğunlukla bireyi hedef almışlardır. Kendi görüş ve düşüncelerine ya da toplumun genel geçer kurallarına uygun görmedikleri davranışları yeren hiciv şairleri, bazen bunun bedelini canıyla ödemişlerdir.  Türk edebiyatında ilk kez yazdığı hiciv yüzünden idam edilen Figânî’dir (Ö. 1532). Figânî Kanuni Sultan Süleyman dönemi Sadrazamlarından İbrahim Paşa’ya (Pargalı İbrahim, Ö. 1536) şu hicvi yazmış ve bu hicvi sebebiyle öldürüldüğü nakledilir.

Dü İbrâhim âmed be-deyr-i cihân
Yeki büt-şiken ü yeki büt-nişân

( Dünyaya iki İbrahim geldi. Biri put yıkandı –İbrahim Peygamber- öbürü put diken – İbrahim Paşa-)

Hicvin diğer bir yönü de küfür ve müstehcenlik(şetm)dir.  Türk edebiyatında hicvin bu yönü de oldukça yaygındır. Karşısındakini kaba ve çirkin sözlerle küçük düşürmeyi hatta yıkmayı hedefleyen bu hicivlerden birini de Türk edebiyatının hiciv ustalarından sayılan Nef’i  (Ö. 1635) yazmıştır:

Kim s…r kîrine şimdengerü Dilkeç Ömer’ün

Fercini Kîrli Nigâr’un gidi pek yırtamadı

Kim takar bir dahi ya g…ine ol forkun kim

Burnına ol köpegün bir kavara çertemedi

(kîr: erkeklik organı, ferç: kadınlık organı, gidi: pezevenk, hafif küfür, fork: ağır hakaret sözü, ahlaksız kadın, kavara: yellenmek, çertmek: kakmak, dikmek)

 

Bu şiirde Kîrli Nigâr (Ganizade Nâdirî -ö. 1626) agır sözler ve küfürlerle aşağılanmaktadır. Burada kişisel husumet dolayısıyla belki hicvin dozu artmış, ancak herhangi bir sebep belirtilmemiştir.

Kişisel anlaşmazlık ve husumetlerden dolayı hiciv yazma geleneği sadece yönetici sınıf ile şair arasında değil iki şair arasında da görülebilmektedir. Şair Vehbî (Sünbülzade, ö.  1809) ve Sürûrî (ö. 1813) arasında da böyle bir ilişki vardır.

 

Kadılıkda halka fitne salıvirdün Vehbîyâ

Vakt-i azlünde giriftâr eyledi anlar seni

(Ey Vehbi, kadılık görevindeyken halka fitne saldın ama görevinden atılman da onlar yüzünden oldu)

 

Sokdılar dama sokaklarda alup etrâfını

İt gibi dögdi ulutdı bekçi segbanlar seni

(Seni sokaklardan alıp hapishaneye attılar ve köpek bekçileri seni dövüp it gibi uluttular)

 

Kişiyi hedef alan hicivlerde şairlerin söz vadisinde karşılıklı atıştıkları da görülür. Karşılıklı atışma biçimindeki hicivlere “mühâcât” denilmektedir.[3] Basîrî (ö. 1535) Revânî’ye sunduğu kasidenin karşılığında aldığı ücreti beğenmeyince şu hicvi yazar:

 

Vardum Revânî matbahına tu’me isteyü

Gördüm harabesini acından köpek kusar

(Revani’nin mutfağına gelip azık istedim ama onun evinde köpeğin bile acından kustuğunu gördüm)

 

Revânî ise buna karşılık şu şiiri söylemiştir:

 

Ey Basîrî katı gönli karadur şu hînüñ

Gel e insâf idelüm sen de biraz alacasın

Didim bu ikisinden acaba kangısı yeg

Didi biri toñuzuñ  alacasın karacasın

(Ey Basiri, su kurnazın yüreği çok karadır. Gel insaf edelim sen de biraz alacasın-bir tür deri hastalığı- bu acaba bu ikisinden hangisi üstündür dedim, dedi domuzun alacasından bile karacasın)

 

Divan Edebiyatında hiciv türü çok yaygındır. Bu alanda Şeyhî, Figânî, Fuzûlî, Bağdatlı Rûhî, Veysî, Nef’î, Sünbülzade Vehbî, Fehîm-i Kadîm, Osmanzâde Taib, Sürûrî, Nev’izade Atâî, Küfrî Bahâyî, Tırsî, Nâbî, Keçecizade İzzet Molla, Ziya Paşa, Namık Kemal isimleri öne çıkanlardır. Hiciv Ustası Nef’i den bir hicivle bitirelim:

 

(Gürcü Mehmet Paşa hakkında hicviye)[4]

Gürc-i hınzır a samsun-ı muazzamı a köpek

Kandasın kanda nigeh-bâni-i âlem a köpek

 

Vây ol devlete kim ola mürebbîsi anın

Bir senin gibi denî cehl-i mücessem a köpek

 

Ne güne kaldı meded Devlet-i Al-i Osman

Hey yazık hey ne musibet bu ne mâtem a köpek

 

Ne ihanettir o sadra bu zamanda andan

Olmaya sâhibi bir âsaf-ı ekrem a köpek

 

Pây-mâl eylediniz saltanatın ırzını hep

Yok yere oldu telef ol kadar âdem a köpek

 

Sen kadar düşmen-i devlet mi olur hınzîr

Ne durur saltanatın sâhibi bilmem a köpek

 

Add olunsa eğer esbâb-ı nizâm-ı devlet

Seni kati eylemedir cümleden akdem a köpek

 

Ehl-i dil düşmeni din yoksulu bir mel’unsun

Öldürürlerse eğer can-be-cehennem a köpek

 

Sende İslâm eseri olsa eğer zerre kadar

Eylemezdin Alaman-zâdeyi hem-dem a köpek

 

Bu kadar cürm ile sen sağ olasın da yine ben

Vacibü’l-katl olam ey bahtek-i azlem a köpek

 

Hele bu hükme gâvur kadısı olmaz râzî

Kanda kaldı ki müselmân-ı müsellem a köpek

 

Seni hicv etmek ile katle neden istihkak

Sen nesin bilmem eyâ kâfir-i mübhem a köpek

 

Sana şetm eylemek olursa eğer katle sebeb

Katl-i âm eyle heman durma dem-â-dem a köpek

 

Bî-güneh katle rızâ var mı şerîatte sor â

Gör ne der hazretti müfti-i mükerrem a köpek

 

Tutalım müfti sükût eylese hak söylemede

Yok mu bir dâd-ger ü a’del ü ahkem a köpek

 

Hak götürdü arabı gitti hele dünyâdan

Kim götürse akabince seni bilsem a köpek

 

File nâ-çâr meğer yükledeler tâbûtun

Çekemez cife-i murdârını âdem a köpek

 

Fîller de çekemezse ne aceb lâşeni kim

Var mı bir sencileyin dîv-i mücessem a köpek

 

Çâk çâk etmiş iken tîğ-i zebânımla seni

Kanda buldun bu kadar yâreye merhem a köpek

 

Ki ferâmûş edip ol mertebe zahmın acısın

Kudurup yine ısırdın beni muhkem a köpek

 

Sonra duydum seni ol fâhişe kişkirdiğini

Hak belâsın vere ol fâhişeye hem a köpek

 

Ondan a’lâ bilir olmazdı benim kadrimi hiç

Yalınız ben demezem der bunu âlem a köpek

 

Garazım cehlini tahkiktir anın yohsa

Sen kadar har olayım kendim öğersem a köpek

 

Sana nisbetle har-ender-har iken Veysî’ye

Yaraşır dense har-ı Îsi-i Meryem a köpek

 

Sen kadar har da olur mu acabâ dünyâda

Harsın ammâ har-ı Deccâl ile tev’em a köpek

 

Kâfirim ger seni hicv ettiğime nâdim isem

Hak huzûrunda ya senden utanursam a köpek

 

Her ki bâ-mâ bi-sitîzed be-hudâ istîzed

Hak elimde ne kadar çerb çalarsam a köpek

 

İ’tikâdımca gazâ eyledim inşâ-allâh

Hak sözü söylemeden hiç usanmam a köpek

 

Men ne anem ki zebûnî-ı keşem ez-çarh-ı felek

Feleği hicv ederim cevrini görsem a köpek

 

Haşre dek sağ kalursam da sana şetm ederim

Hak sözü söylemeden hiç usanmam a köpek

 

Hâtır-ı devlet için yâ taleb-i cennet için

Terk olur mu bu kadar ma’ni-i mülhem a köpek

 

Beni incitmeyiceksen yine bu hicv-i cedîd

Olmamıştı dahi va’llâhi musammem a köpek

                                           Nef’î

 

           Yaşar Vural

 

 

 




[1] Mütercim Asım, Kâmus Tercümesi, Matbaatü’l Osmaniyye, 1305, C. III, s. 954

[2] Atilla Özkırımlı, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi, C. III, Cem Yay. İst. 1987, s. 634

[3] Kamus tercümesi, C.III, s.954

[4] Cem Dilçin, Türk Şiir Bilgisi, TDK yay. Ankara, 1997, s. 264

 

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum