Son Bûse

5 Mayıs 2015 0 yorum Ali Ekrem Bolayır 311 Görüntüleme

Son Bûse

—   Öpme yavrum, beni sen öpme kızım şimdi.

                                                            — Neden?

Bana dargın mısın anne, ne suçum var, söyle!

 

İşte hiç üzmüyorum ben seni. — Mâşallah sen

Cici kızsın, bilirim. — Yâ cici kızlar böyle

Öpmeden uslu dururlar mı güzel anneleri?

—   Pek sokulma yanıma, yavrucuğum, şöyle otur!

—   Sevmiyorsun beni sen anneciğim, bak, sen dur!

Başka anne alayım ben de görürdün… diyerek,

Şebnem-âlûde nigâhında zılâl-î kederi,

İncecik boynu bükülmüş, gidiyor yavru melek;

Titreyen bûse-i sevdâ dil-i ma’sûmunda

Dolaşır ağlayarak çehre-i mağmûmunda.

 

Kadın, âmâde-i rihlet gibi bî-tâb ü melül,

Arkasından kızının zâr ü perişan bakıyor.

Ediyor şefkal-i mecruhu cemâlinde ufûl,

Ruhunun zulmet-i giryânı yüzünden akıyor.

Hasta bî-çâre kadın hasta, bilinmez nesi var;

Kim bilir, belki geçer yavrusuna, belki verem…

Nasıl öpsün kızını? Âh o suâl-î mübhem,

O boğuk ses, o derin nağme-i muzlim, her gün

Ninenin parçalıyor göğsünü, bir zıll-ı mezâr

Kaplıyor ruhunu, sordukça etibbâ da bütün

“Çocuğu öpmeyiniz!” re’yini tekrâr ediyor.

“Öksürük müzmin olur çünkü çocuklarda.” diyor.

 

‘’Çocuğu öpmeyiniz!” İşte mukadder, ma’lûm;

Ninelik ruhunu mecrûh edecek bir ihtâr!

“Yavrumu öpsem olur mu?” Bu suâl-î meş’ûm

Dökülür gonce-i bî-tâb-ı feminden nâ-çar.

—   Âh, bir gün iyi olsam da tutup çeksem ben,

Koklasam yavrumu, sıksam küçücük ellerini,

Öpsem öpsem yüzünün, gözlerinin her yerini…

Sonra düşsem de çekinmem ölümün pençesine.

Âh, öksüz çocuğum, annesini öpmekten

Bile mahrum oluyor…

                                            – Ben geleyim mi anne?

— Gel, kızım koynuma… Yok, dur… kopuyor mu ciğerim?  

Sanki koynumda ecel.

                                           – Oh, onu ben pek severim!

Bir seher vakti idi, herkes uyurdu., hâne

Gece yalnızca sükûnunla mezâr olmuştu.

Saklanıp ruhuna bir bûse-i me’yûsâne,

Ninenin gonce-i ömrü ne hazîn olmuştu!

Kızcağız erken uyanmış geliyor: “Oh, artık

“Öperim annemi, oh yâ, öperim işte! Aman

“Duymasın! Yâ, uyanır da darılırsa? O zaman

“Kaçarım… anneciğim, bak ne güzel de yatmış!”

Gözü tâbân, yüzü gül-reng-i sefâ, göğsü açık.

O yürekcik vuruyor… annesine cân atmış;

Geldi, kondurdu – döküp na’şına bir rûh-ı sürûd –

O soğuk alnına bir bûse-i hâr ü memdûd!

                                               Ali Ekrem Bolayır (1900)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum