Fecr-i Evvelin

29 Nisan 2015 0 yorum Rıza Tevfik Bölükbaşı 309 Görüntüleme

Bir şeb sabâha kadar bîdâr idim Bebek’te,

Zihnim kapıldı gitti girdâb-ı mübhemâta;

Bir ibtidâ düşündüm ma’mûre-î hayâta

Fikren seyâhat ettim Menfis’te Ba’lebek’te.

 Meçhulü cüst-ü-cûda bilmem ne neş’e vardır?!..              

Varmaz nazar hududa; ufk-î hayâli dardır.

Yokluk ukuule reh-zen, varlık nedir bilinmez;

Bir şübhe var ki rûşen! Bilmekle hiç silinmez!

 

Evvel ne? Âkıbet ne? — Bilmez yetîm insân.

Bir dem vukuuf ü neş’e; bir dem hayât, kuvvet;               

En sonra zıll-ı hîçî, mâtem, sükût, nisyân.

Ey gam-fezâ hakîkat! Ey nûr-ı mübhemiyyet!

 

Sahn-î vücûda her şey, rûşen gelir gider de

İnsan düşünse mutlak fikret teselsül eyler,

Mübhem kalır hakîkat. — Nerde o eski şeyler?                

Bâbil ne oldu? Menfis nerde? O devr nerde?

 

Ben ibtidâ sorardım, lâkin susardı hilkat;

Âsâr-ı ömr-i mâzî yer yer tahaccür etmiş.

Âvâz-ı ceng-i fetret, sûr-î muzafferiyyet,

Putlar, sükût-î ma’bed yek-ser tahaccür etmiş!.

                                                                                           

Menfis, o şartlı Menfis, Menfis ki taşlarında

Enkaaz-ı devr-i şevket hâlâ nazar-rübâdır;

Saf saf duran o putlar, putlar ki başlarında

Mâzî – o dünkü ru’yâ – bir hâle-î fenâdır.

 

Menfis, evet o menfis hâkister-î hayâta

Zıll-î fenâ bırakmış bir mahşer-î ¡berdi.

Zihnim koşardı dâim pek eski hâtırâta.

Lâkin o gamlı yerler nisyâna râh-berdi.

 

Nisyân, o,son nigâhı bir muhtazır vücûdun!

Nisyân, o samt-ı hîçî-perdâz-ı sermediyyet!

Nisyân, o mâ-verâsı mâzî-yi bî-hudûdun!

Nisyân, o mevt-i dâim; nisyân, o hirm-i zulmet!

 

Nisyân, o leyl-i yeldâ çökmüş harâbe-zâra;

Hayfâ o canlı dehrin toprakta rengi solmuş,

İbret gözüyle baktım bir muhteşem mezâra;

Silmiş o ismi devrân, Ramzes okunmaz olmuş.

 

Sakf-î binâ-yı ma’bed, heybet-nümâ direkler

Vîrân! O seng-sârın âsûde gölgesinde

Şeb-perreler oturmuş, yakt-î gurûbu bekler,

Yalnız enîn kalmış baykuşların sesinde!

 

Evvelki sec-degâhın otlar bitip yerinde

Vahşî çiçekler açmış mihrâb ü minberinde!

Taak-ı zafer yıkılmış, bâlâsı hâke düşmüş

Bî-kes harâbe-zâra binlerce kuşlar üşmüş!

 

Sordum harâbelerden, dâim bu sırrı sordum.

Mübhemdi pek uzaktan aks-î sedâ-yı mâzî!

Maşrîk görünmüyordu, bî-câ hayâli yordum;

Her sûda bî-nihâyet muzlim ridâ-yı mâzî!

 

Bir ma’bed’î harâbın müdhiş deliklerinde

Meş’al sönüp nihâyet zihnimde tâb azaldı.

Beyhûde cüst-ü-cûdan fikrim yıkıldı kaldı

Mâzî-yi pür-sükûtun vîrâneliklerinde!…

                           Rıza Tevfik Bölükbaşı

                                     1900 (Serâb-ı ömrüm)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum