Divan

29 Nisan 2015 0 yorum Rıza Tevfik Bölükbaşı 963 Görüntüleme

Felâket bağını gezdim serseri,

Feryâd ü zârımı duyan kalmamış.              

Aradım o şâhin, yiğid erleri,

Yattıkları yerden nişân kalmamış

 

 Kapılar kapanmış, bacalar tütmez,

Kimsecik o çölde bir koyun gütmez;

Ağaçlar kurumuş, bülbüller ötmez,               

Baykuşlarda bile figaan kalmamış.

 

Gülleri soldurmuş elem yaşları,                    

Karalar bürümüş yaşlı başları;

Köyleri kuşatmış mezar taşları,

Sesime ses verir bir cân kalmamış.               

 

Tâli’in o yaman, kanlı elleri

Eşinden ayırmış hep güzelleri;          

Şehîdlerle dolmuş gurbet elleri,

Kan ağlamadık bir civân kalmamış.

 

Hânedân kişiler hep yoksul olmuş;

Düşman kapısında bağlı kul olmuş;

O nazlı gelinler şimdi dul olmuş,                              

Cemiyet dağılmış, cânân kalmamış.

 

Hiç anılmaz olmuş atalar adı,

Beşikte bırakmış ana evlâdı.

Kırılmış yetimin kolu kanadı.

Zulüm pençesinden âmân kalmamış

 

Düşmanın sitemi yürekler ezer.

İnsan bu kahr ile canından bezer:

Gül-şende yabancı köpekler gezer

Erler meydanında insan kalmamış.

 

Bende bu ye’s ile rahat uyku yok.

Halbuki kimsede tasa, kaygu yok;

Korku yok, umut yok, saygı, duygu yok;

Kimsede hâsılı vicdân kalmamış.

 

Sırr-ı Hak âşikâr her bahânede,

Gül biter mi artık bu vîrânede?

Şu harâb olası mâtem-hânede

Bizden özge garîb mihmân kalmamış.

 

Hey Rızâ, ne aceb sevdâya düştün?

Aslı, faslı yok bir da’vâya düştün

Vatan uğrunda bir belâya düştün.

Hep mezar olmuş, vatan kalmamış!

          Rıza Tevfik Bölükbaşı

                                      1906 (Serâb-ı Ömrüm)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum