Irkımın Türküsü- Mehmet Emin Yurdakul

21 Nisan 2015 0 yorum Mehmet Emin Yurdakul 1399 Görüntüleme

IRKIMIN TÜRKÜSÜ

                               -Türk Ocağına-

Biz Oğuzlar soyu olan Türkleriz;

İlk ateşi parlatan, .

İlk sabanla sert toprağa toh’m atan,

İlk ocağa temel koyan hep biziz.

 

 

Her bucakta vahşî yeller eserken

 Isığgöl’de çadır kuran biz vardık;

 Urallarda boz ayılar gezerken

İlk kervanı biz Uygurlar çıkardık.

 

Bakın, bizim öz Türkçemiz ne hoş dil;

Onun her bir nağmesi,

              Gökten gelen hitap gibi saf sesi

              Ne bülbüle, ne duduya eş değil.

 

Bu dil alageyiklerin içtiği

Yakut renkli çaylar gibi şarıldar;

Orhun ile Kızılırmak gibi ki

Sularında ruhlarımız pırıldar.

 

              Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar.

              Ey ırklara altın destan yazanlar!

Biz devlerin, fillerin

 Diz çöktüğü kuvvetiz;

Eski, yeni dillerin

Anlattığı milletiz!…

 

Biz Türklerde büyük, küçük tanılır;

Bizim için kan saçan.

Bize necat vermek için yol açan

Azizlerin sırasında anılır.

 

Beyaz saçlı insanlarla aliller

Bizde saygı, bizde acı bulurlar;

Solgun yüzlü yetimlerle sefiller

 Bize evlât, bize kardeş olurlar.

 

Bizde her kalp Şark ruhunu titretir;

Şu ihtiyar dünyanın,

Peygamberler yurdu olan Asya’nın

Bozulmayan pak ahlâkı bizdedir.

 

Bizdedir ki bir erkeğin sözleri

 Hiç bir dostu ve düşmanı aldatmaz;

 Genç kızların cana değen gözleri

 Doğruluktan başka bir şey parlatmaz.

 

Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar,

Ey ırklara altın destan yazanlar!

Biz devlerin, fillerin

Diz çöktüğü kuvvetiz;

Eski, yeni dillerin

Anlattığı milletiz!…

 

Biz girdaplar, uçurumlar aşanız;

Elimizde mızraklar,

Önümüzde gök ve kızıl bayraklar

 Dünyaların uçlarına koşanız.

 

Milletimiz her bir yalçın kayaya,

Her sahile tuğlarını dikendir;

Goluva’ya ve cihangir Roma’ya

 Haraç salan fatih Hunlar bizdendir.

 

Bağrımızda şu çırpınan kalp kadar

Bir kuvvete eğilmez,

Elmas gibi parçalanır, ezilmez

Hangi ırkta kahramanlar kalbi var?

 

Bu kalptir ki alnı yüce kaldırtır,

 Zafer için göğse iman getirir,

En büyüğe ve en güçe saldırtır,

Sarp yollarda: «İleriye!» dedirir.

 

Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar,

Ey ırklara altın destan yazanlar!

Biz devlerin, fillerin

Diz çöktüğü kuvvetiz;

Eski, yeni dillerin

Anlattığı milletiz!…

 

Biz «Dünyanın Güzeli »ne âşıkız;

Baht yoluna çıkarak,

Tılısımlı kapılan yıkarak

Rüyamızı kucaklayan bir ırkız.

 

Biz o vakur Acem ile Arab’ın

 Medeniyet tahtlarını parlattık;

 Muhammed’in getirdiği kitabın

Beklediği bir cihanı yarattık.

 

Türklüğümüz her ufukta parıldar;

Kubbeleri haykıran,

Tezgâhları iş türküsü çağıran

 Yüz memleket hâlâ bizi selâmlar.

 

Biz oyuz ki, uzun saçlı çobanlar

Ruhumuzun öz şirini çalarlar;

 Bingöllerde bu sesleri duyanlar

 En mübarek hülyalara dalarlar.

 

Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar,

Ey ırklara altın destan yazanlar!

Biz devlerin, fillerin

Diz çöktüğü kuvvetiz;

Eski, yeni dillerin

Anlattığı milletiz!…

 

Bizi tamam elli asır dinledi;

Karakurum çölleri,

Kaf dağları, buzlu Baykal gölleri

 Hür ve yüksek sesimizle inledi.

 

Bizim, mağrur kayserlere diz çöken

Hiç bir alçak askerimiz doğmadı;

Dârâ’lara sakıyelik eyleyen

Her esir kız başka millet evlâdı.

 

Tarihimiz Altay gibi uludur;

Onun her bir yaprağı,

Duman tüten yirmi milyon ocağı

Övündüren şereflerle doludur.

 

O şeyleri haykırır ki her biri

Altın sazla çalınacak destandır;

 Her milletin kahramanlık şairi

Bu beyitsiz Şehname’ye hayrandır.

 

Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar,

Ey ırklara altın destan yazanlar!

Biz devlerin, fillerin

Diz çöktüğü kuvvetiz;

Eski, yeni dillerin

Anlattığı milletiz!…

 

Biz atalar töresince gideriz

Tanrı ile hakana,

Bize hayat, hukuk veren vatana

 Tatlı canlar kurban etmek isteriz.

 

Yurdumuzun en küçücük bir taşı

Bize Seylan incisinden üstündür;

Onun hafif gölgeli bir su başı .

Bize yeşil cennet gibi görünür.

 

Türk sesleri gelen her yer bizimdir;

Üç dünyanın üstünde,

Çök sedeften yedi deniz önünde

Parıldayan memleketler bizimdir.

 

O Turan ki, onun her bir bucağı

 Bize nice hikâyeler nakleder;

Bin bir hakan sayan aziz toprağı:

«Hint’ten, Çin’den önce doğan benim!» der.

 

Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar,

Ey ırklara altın destan yazanlar!

Biz devlerin, fillerin

Diz çöktüğü kuvvetiz;

Eski, yeni dillerin

Anlattığı milletiz!…

 

Bize herkes saygısını takınsın;

Bize tamah besleyen,

Bir Afrika aslanının dişinden

 Kurtulmayan avcı gibi sakınsın!

 

Yeryüzünde her kim Türk’e düşmansa

Onun kam bizim için kevserdir;

Bu kanlarla hatta Kâbe boyansa

 Ora bize şafak doğmuş bir yerdir.

 

Hiç bir zalim kuvvet bizi sarsamaz;

Yerler, gökler durdukça,

Göğüslerde kalplerimiz vurdukça

 Bu Türklüğe kimse mezar kazamaz.

 

Bilinsin ki, en son nisan bu ilin

Son tahtına güllerini serpecek.

En son doğan baygın güneş, bu neslin

Hür alnını nurlariyle öpecek.

 

Eğiliniz ey şerefler, ey şanlar,

Ey ırklara altın destan yazanlar!

Biz devlerin, fillerin

Diz çöktüğü kuvvetiz;

Eski, yeni dillerin

Anlattığı milletiz!…

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum