Ölümünün 25. Yılında Cemal Süreya Şiirleri üzerine

10 Ocak 2015 0 yorum Denemeler-Makaleler 370 Görüntüleme

Ölüm geliyor aklıma bazen ölüm,
Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.

Ölüm şüphesiz her insan için erken…

Hele kelimelerle üreten, kelimelerle yaşayanlar için. Cemal Süreya 59 yaşında hayata gözlerini yummuş, İkinci Yeni şiirinin lokomotif şairi. Ölüm ona nasıl görünüyor ya da ölümü nasıl karşılamayı düşünüyordu bilemiyorum ama, şiir meydanında daha çok güreşeceğini, ölümlü dünyada ölümsüz daha nice mısra bırakacağını tahmin etmek hiç de zor değil.

Cemal Süreya, ilk şiir kitabı Üvercinka’ya “San” şiiriyle başlıyor ve şiirin sonunda:
“Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dörtnala sevişmek lazım.”

diyerek, dünyada sevdiğimiz şeyleri yapmak için çok uzun zamanımız olmadığını ima ediyor. Tıpkı dostu Behçet Necatigil’in “Sevgilerde” şiirinde söylediği gibi:

“Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.”

Aynı duygu Cemal Süreya’nın ”Kısa” adlı kısacık şiirinde de karşımıza çıkar:

“Hayat kısa
Kuşlaruçuyor”

 

**

Cemal Süreya Erzincan’dan sürgünle başladı hayat yolculuğuna. Acı, zor ve iç dünyada derin yaralar açan bir yolculuk:

Bizi bir kamyona doldurdular.
Tüfekli iki erin nezaretinde.
Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.
Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar.
Tarih öncesiköpeklerhavlıyordu.
Aklımdanhiççıkmaz o yolculuk, (Onüç Günün Mektupları)

Dersim İsyanı dolayısıyla ailesiyle Bilecik’e Sürgün edilen Cemal Süreya, 7 yaşında yaşadığı bu zorlu yolculuğu “Kişne Kirazı ve Göç, Mevsim” şiirinde de işler:

“Ben bir yük vagonunda açtım gözlerimi”

Cemal Süreya, hayatının birçok anında bu “göç”ü anacak ve devletle dövüşmeden, satır aralarında bu sürgünü işleyecektir. Zaten onda hiciv apaçık çıkmaz karşımıza. Kadın ve aşk şiirlerinde dili çözülen, yakası bağrı açılan mısralarının yanında politik meseleler ve siyasi hiciv daha kapalıdır.

Ankara Ankara
En iyi kalpli üvey ana

Bunlardan biri olabilir mesela, yahut:

Biz ki Nazım’dık dünyada
Rumelili kalın abdal
Uçan kuşa selam saldık
Sevdik oluklar boşaldık,
Cemi cümle bir sofrada
Muhannetlik kalmayana (Kalın Abdal)

Hiciv onun mısralarında kendi rüştünü ispatlar. Siyasi, toplumsal, edebî her anlamda iğneli, dokundurmalı söyleyişleri vardır. O, kelebeğin kanatlarında uçururken sizi, birden bir arı hüviyetiyle karşınıza çıkıp iğnesini batırıverir:

Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bi rmısra daha söylesek sanki her şeydüzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil (Üvercinka)

 

Onun şiirlerinde alayçoğunlukla kapalıdır ama başlığından da anlaşılacağı üzere “Ğ Vitamini” şiirinde ne söylemek istediğini açıkça yazar:

Bilginlerimiz sağolsunlar
Bir vitamin buldular
Çalışınca azıcık;

 

Yumuşak G vitamini:

Ulusalcılık!

 

**

Cemal Süreya’nın şiirleri için şüphesiz “Cemal Süreya şiirleri kullanım kılavuzu” hazırlanmalıdır. Onun şiirlerine yorum getirme, şirlerindeki anlam ilişkilerini anlama veya anlamlandırma, herkesin başarabileceği bir ders değildir. Onun şiirlerine başlamadan once bir Cemal Süreya sözlüğü okumak gerekir. Yoksa, serbestliğin bütün sınırlarını zorlayan, kelimelerin bilinen, tahmin edilen bütün manalarının dışında sadece Cemal Süreya’ya has anlamalar yüklenebilen mısralarla örülü şiirlerinden tat almak güçleşiyor. Fakat Cemal Süreya’nın Türk şiire getirdiği başkalık, onun mısralarındaki özgünlükte ve özgürlükte gizlidir. Usturuplu ya da usturupsuz girdiği şiir meydanında, şiirlerinin alıcısı çok olmuş, ondaki başkalık birçok şiirseveri etkilemiştir. Ölümünün 25. yılında Cemal Süreya, Türk şiirinin köşe taşlarından biri olarak yaşamaya devam etmektedir.

Ey şiir arayıcısı ey esrik kişi
Şu son dönemecini de aşınca gecenin
Doğacak gün artık gündüze ilişkin değil
Bu ağartı ancak yürekle karşılabilir
Bütün iş orda işte, ordan usturuplu geçmesini bil
Tutsaksan ellerini sıvışır gibi zincirlerinden
Ve balyozla vursalar mısralarına
Soylu bir demir sesi yükselir

Soylu büyük ve mavi bir demir sesi (Göçebe)

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum