Gönüllü Sömürge: Türkçe

30 Aralık 2014 0 yorum Yaşar VURAL bilgi@edebice.net 435 Görüntüleme

Türkçe ile felsefe yapılır mı yapılmaz mı? Türkçe bilim dili olur mu olmaz mı? Osmanlıca başka bir dil mi değil mi?

Bu soruların fitilini genelde aynı çevreler ateşledi. Bugünkü Türkçe ve Osmanlıca tartışmalarını ortaya atan ya da başlatan taraf aynı.

Bu tartışmaları başlatmaktaki amaç nedir, bize karanlık. Ama bu yazıya konu olan aşağıdaki fotoğrafları görünce Türkçe ile felsefe yapmadan önce, Türkçeye neler yapılıyor onları iyi görmek gerekiyor.

Bu fotoğraf 2014 Aralık’ta Samsun’un Yakakent ilçesinde çekildi. Vatandaşın uyarı yazısı oldukça dikkat çekiyor. “Lütven Park müşteriye ‘ayet’dir.” Oralarda anlaşılan, park müşteri için ayet değerinde önemli… Birisi, şaka yapmıyorsa –ki şaka olma ihtimali yok gibi- Türkçe’nin hoyrat ellerde can çekiştiğini söylemek artık abartı değil. Lise düzeyindeki öğrencilerin yazdığı metinlerde karşılaştığımız dil katliamlarını gördükçe tahsil düzeyini bilemediğimiz vatandaşların yukarıdaki örneklerde olduğu gibi sokaklara, duvarlara yazdıkları yazılar bizi şaşırtmıyor artık. Gerçi, tahsili ne olursa olsun “ait” ile “ayet” kelimeleri arasındaki farkı bilmeyen insanı cahilliğin hangi sınıfına sokacağız orası da ayrı bir konu.

Yukarıdaki örnek, Türkçeyi iyi öğrenmemek, onu iyi konuşup yazamamak ile ilgili. Bu yazıyı yazdığım gün çektiğim fotoğraflar ise, tam tersi dili iyi bildiği halde Türkçenin kelimelerini beğenmeyip yabancı kelimelere özenme hastalığı ile ilgili. Son yıllarda ülkemizi bir virüs gibi saran alışveriş merkezlerinden birinde çektiğim bu fotoğraflar, aslında günümüzün şımarık ve gösteriş meraklısı alışveriş merkezleri için çok sıradan bir durum. 

Yukarıdaki fotoğrafta mağaza adını özellikle verdik. Zira mağazanın adı aslında Türkçeye karşı. “H” ve “M” kısaltmalarının arasına İngilizce “ve” anlamına gelen “&” işareti konmuş. Yabancı bir marka olduğu için mi yoksa bir Türk markası olduğu halde “yabancı” izlenimi uyandırmak için mi bu yol tercih edilmiş araştırma gereği duymadım. Çünkü çoğu Türk markasının sırf “prestij” elde etmek için markalarının adını özellikle yabancı isimlerden seçtiklerini ya da yabancı ismi çağrıştırıcı kısaltmalar yaptıklarını biliyorum. Bu hazretler yılbaşı öncesinde müşteri çekebilmek için yaptıkları “indirim”i mağazanın girişinden itibaren “% 50’ye varan Sale” diye duyurmuşlar. Aslında güzel buluş yarısı Türkçe diğer yarısı da “Turksche”… İndirim demek zorlarına gidiyor anlaşılan. Böyle bir ucubeyi görünce böyle bir mağazadan alışveriş yapmanın doğru olmayacağını düşündüm. Bilmem benim gibi kaç kişi böyle bir hassasiyetle tepkisini göstermiştir!

Türkçe ile bilim olur mu olmaz mı, felsefe yapılır mı yapılmaz mı onu benden daha iyi bilen “büyüklerimiz” tartışadursunlar, Türkçeye neler yapıyorlar, nasıl ırzına geçiyorlar birkaç örnekle gözlerinizin önüne serdim. Türkçenin imkân ve kabiliyetlerinin çok üstün olduğunu düşünüyorum. Türkçeyle binlerce yıldır sanat, edebiyat, bilim, din eserleri ortaya konmuş ve bu eserler günümüze kadar ulaşmıştır. Dönem dönem Türkçenin başka dillerin etkisi altında kaldığı olmuştur. Ancak Türkçe bu etkilerden sıyrılarak yine özüne dönmüş kendi kaynağından akmaya devam etmiştir. Türkçenin pınarlarından dupduru akan kelimeler bugün çamura bulanmakta, özensiz, hoyrat el ve dillerde yerden yere çalınmaktadır. Dilin doğal akışına müdahale eden dil öğütücüleri Türkçede karşılığı olduğu halde kavram veya varlıkların yabancı isimlerini tercih etmekte; tabelalarda, camlarda, duvarlarda yabancı kökenli kelimeler boy göstermektedir.

Kendi dilini aşağılayanlar, kendi dilini özensiz kullananlar olduğu ve bunların sayısının da her geçen gün arttığı müddetçe Türkçe ilim dili de olmaz felsefe dili de… Bir vatanı yoğuran, bir medeniyeti kuran yegane güç “dil”dir. Her değeri, yerli her unsuru tahrip eden küreselleşme, çeşitli tüketim araçları ve basın yayın yoluyla dili de yozlaştırmakta, dilin milli unsurlarını budayarak dile başka bir hüviyet vermektedir. Kimliğini kaybeden dil bir zaman sonra “hükümsüz” olarak ortalarda kalacaktır. Eskiden silah zoruyla zayıf ülkeler, güçlü ülkelerin sömürgesi yapılırdı. Şimdi ise Türkçe yabancı dillerin boyunduruğuna hızla giriyor adeta gönüllü sömürgesi durumuna düşüyor. Sizi kimse zorlamadığı, üstüne para vermediği halde yeni üretilen bir ürüne yahut yeni açılan bir iş yerine yabancı bir isim vermenin adı gönüllü sömürge değil de nedir?

Yazılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Suç teşkil edecek yazılardan dolayı edebice.net sorumlu tutulamaz.

Yazar Hakkında

İlginizi Çekebilir

0 yorum